Travmalardan travma beğen!

Bir yanım üzülüyor, bir yanımda müstehzi bir gülümseme var.

Aslında bende de duygu durumları karışık...

Muhalefetin içine düştüğü duruma bakıyorum.

Bu muhalefete umut bağlayanların yaşadığı hayal kırıklıklarına bakıyorum. Demokrasi adına karalar bağlıyorum... Zira muhalefete gönül vermiş seçmenin gerçekten zihnini yaktılar...

Ve bu aslında sistemli olarak yapıldı...

"İbrahim şimdi bu kanaate de nereden vardın" diye soracaksınız...

Ben kendi adıma başka türlü bunu izah edemiyorum...

Sosyal medyada okuduğum bir analizde şöyle diyordu...

"Mısır'daki darbeden aylar önce, medya ve sekülerler Müslüman Kardeşler'i ve müttefiklerini 'El-hurfan' yani koyunlar olarak adlandırmaya başlamıştı. Aynı kelime, Türkçe'de koyun, Türkiye'deki sekülerler ve tarikatçılar tarafından da Erdoğan'ın tabanını tarif etmek için kullanıldı. Bu kelime seçimi rastgele değildi."

Muhalefeti destekleyen seçmene yönelik sistemli saldırı var dememin sebeplerinden birisi buydu...

AHBAP Derneği'ne yönelik operasyon sonrası ortaya çıkanları bir hatırlayın...

Yılların Araştırmacı Gazetecisi Uğur Dündar bile kınalı saçlarıyla çıktığı ekranlarda "Yav internet çağındayız. İki tıkla bu Haluk Levent'in ne olduğunu anlamak mümkün" diyor...

İyi de millete "AFAD yok, AHBAP var", "Kızılay'a güven olmaz, AHBAP'a güven tavanda, Haluk Levent en güvenilir insan" diye ekranlardan bas bas bağırılırken neredeydiniz

Utanmadan bu meselede bile "Devlet yeterli denetimi yapmadığı için bunlar oldu" demeye getiriyorlar. İşin acı yanı ne biliyor musunuz

Bunlar muhalefetin kanaat önderleri...

Yani bir anlamda akıl kılavuzları...

CHP medyasının sözde kanaat önderleri teflon gibi üstüne hiçbir şey yapışmıyor... Söyledikleri yalanlar yanlarına kar kalıyor...

Ve her zaman zeytinyağı gibi suyun üstüne çıkabiliyorlar...

Normal şartlarda televizyon ekranlarına çıkıp yalan haber yapan, yalan söyleyen ya da insanları yalanlarıyla kandıranların meslek hayatı biter...

Ama muhalefet medyasında kaşeleri artıyor...

Zira ne kadar iyi manipülasyon yapabiliyorsa o kadar başarılı bulunuyor...

Şimdi kuma yatan, meseleyi saflığa vuran bu kitleye

Söylenecek tek bir söz var aslında...

Mesele Erdoğan düşmanlığı olduğunda hepiniz aynı safta durdunuz ve sorgulamadınız bile...

Ne demişti Cumhurbaşkanı Erdoğan; "O zaman Ahmet Kaya'ya saldıranlar kimlerse Gezi Parkı'nda bize saldıranlar da onlardı. Şimdi diyorlar ki ben o sırada tuvaletteydim ben o sırada dışarıdaydım ulan hepiniz oradaydınız. Kamera kayıtlarında hepinizi görüyoruz." Bu yüzden AHBAP meselesinde ortaya konulan arşiv görüntüler hepinizi yalanlıyor. Ve insan o klipleri izleyince "Video ne güzel alet değil mi" diye sormadan edemiyor.

Gelelim Babala TV meselesine...

Oğuzhan Uğur'un gözaltına alınmasının ardından ortaya atılan iddiaları takip etmişsinizdir... Yurt dışından hesaba yatırılan yüklü miktardaki parayı şüpheli bulan bir banka MASAK'a rapor ediyor. Ardından da mesele mercek altına alınıyor.

Benim burada söyleyeceğimse özetle şöyle; biz 24'te üç yıl önce ortaya nasıl bir proje konulduğunu haber yapmıştık. Ve her daim söylediğimiz gibi gerçeklerin ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır...

Birileri bir anda ortaya çıkıyor. Bir anda büyük reytinglere kavuşup, popüler hale geliyor. Sosyal medyada herkes onu köpürtüyorsa şüpheyle yaklaşacaksın... Yıllarca bu işlere emek verenler dişiyle tırnağıyla yol almaya çalışırken üç ayda popüler olup, paraya para demeyenlerin arkasını hep iyi eşelemek lazım...

Masumiyet karinesi gereği kimseyi mahkum etmek değil niyetim ama gazetecilik gereği de sorulması gereken çok soru var... Özellikle Muharrem İnce'nin, Cumhurbaşkanlığı yarışından çekilmesi için BABALA TV'de linç ettirildiği programla sorulara başlanabilir mesela...

Neyse yargı hepsinin gereğini yapar elbette...

ÖZEL, KILIÇDAROĞLU'NU HAKLI ÇIKARDI

Biliyorum şimdi başlık için "Hadi canım oradan, bu da nereden çıktı" diyenler olacak... Ama önce bir anlatayım sonra kararı siz verin...

Kılıçdaroğlu, Özel'e ne dedi

"Partiyi şaibeli isimlerden arındır"