Sandığa gidiyoruz.
Oyumuzu kullanıyoruz.
Peki ya sonra
Yaptığımız ya da yapmadığımız seçimlerin hayatımıza nasıl bir yansıması olduğunu sorguluyor muyuz
Maltepe'de bir anda çöken 7 katlı bina ölümlere sebep oldu. Yürekleri yaktı.
Ve İstanbul'da bu şekilde yüzbinlerce tabutluk ev olduğunu biliyoruz.
Peki tüm bu gerçeği bilmemize rağmen Kurum'un değil de İmamoğlu'nun sandıkta kazanmasını neyle izah edebiliyoruz
Zira İmamoğlu "650 bin konut yapılamaz, zaten yapılmamalı da, milleti böyle vaatlerle kandırmayın" mesajları verirken, Kurum, iki saat boyunca İstanbul için yapacağı projeleri anlatıyordu. Depreme karşı alınacak önlemler, kentsel dönüşüm seferberliği bölümü dahi Kurum'un seçilmesi için yeterli olmalıydı. Ama olmadı... İstanbullunun tercihine elbette hepimiz saygı duymak zorundayız. Ama Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum'un kimilerinin küçümseme ifadesi olarak kullandığı "Şantiye şefliği"ni nereye koyacağız Zira Asrın Felaketinin ardından üç yılın büyük bölümünü deprem bölgesinde geçiren ve bu yüzden de "Şantiye şefi gibisiniz" diye Meclis'te sözde küçümsenen Kurum'un "Şantiye şefi olmakla gurur duyuyorum" cevabıyla moraran muhalefet anlayışı bizi nereye götürüyor Beğenin ya da beğenmeyin Kurum üç yıl bile dolmadan 455 bin konutu depremzedelere teslim ederken, İstanbul'da İBB'nin taş üstüne taş koymuşluğu yoktu. Üstelik İmamoğlu 2019 seçiminde verdiği sözleri tutmadığı gibi soranlara da "Hatırlamıyorum" cevabı veriyordu. Buna rağmen özellikle de sosyo ekonomik seviye olarak üstte olan kitlenin oylarıyla seçildi.
Peki kendisi depreme dayanıklı konutta yaşıyor diye bu konuyu umursamayanların durumunu nereye koyacağız Zira her daim AK Parti'ye oy verenleri "Makarnacı" diye hor gören bu kitle Erdoğan nefretiyle hareket ederken, yerel seçimdeki hizmet standardını da epeyce aşağıya çekmiş olmadı mı
Karşımızda "40-50 bin araç geçecek diye ben bu işi yapmam" diye Levazım Tüneli'ni kaderine terk eden bir İmamoğlu zihniyeti vardı. Oysa hükümet Kilyos tünelini bitirmek üzere 50 dakikalık yol 5 dakikaya inecek... Konuyu çok dağıtmayayım; zira bana göre İstanbul'un gerçekten iki büyük sorunu var... Birisi deprem gerçeği diğeri de ulaşım, trafik... Diğerleri gerçekten tali sorunlar.
Peki İmamoğlu ve peşinden gelenler bu iki konuyla ilgili ne yaptı
Bakın İstanbul'da beğenin ya da beğenmeyin Yarısı Bizden kampanyasının da etkisiyle bir seferberlik hali durumu var. Sadece İstanbul'da 544 bin 564 bağımsız bölüm Yarısı Bizden kampanyası kapsamına alında. 117 binden fazlası da tamamlanıp teslim edildi.
Türkiye genelindeki rakamlar inanılmaz... Kentsel dönüşüm planına dahil edilen bağımsız bölüm sayısı 2 milyon 761 bin adet... Bunun 2 milyon 378 bini tamamlandı. 383 bininde inşaat süreci devam ediyor... Üstelik İstanbul'da AK Partili ilçe belediye başkanları bu konuda büyük özen ve azami gayret gösterirken, CHP ya da Yeni Partili belediye başkanlarının konu gündemlerinde ilk on sırada mıydı tartışılır. Özetle şunu söylemeye çalışıyorum. Kullandığımız oyu fanatik bir körlükle değil gerçekten akıl ve sağduyu ile sandığa atmalıyız. Zira çöken binanın enkazında can verenler, yanan otobüslerde perişan olanlar, saatlerini kent trafiğinde kaybedenlerin sorumluluğu hepimizin omuzlarında...
Her zaman olduğu gibi takdir milletin elbette.
Ama ideolojik gözlükleri bir kenara bırakıp en azından yerel seçimlerde gerçekten hizmet edecek insanlara oy verme eğiliminde olmak bir kentli sorumluluğu olmalı... Zira kullandığımız oyların tabutluk evlere çakılan birer çivi olduğunu söylemek abartı olmaz gibi geliyor bana...
Zira Silivri'de bugünlerde etkin pişmanlık sanıklarının anlattıkları yenilir yutulur cinsten değil. Milyonlar birilerinin cebine akarken, garibanlar tabutluk binalarda ölümü bekliyor...
Bu yüzden herkes kendi vicdan terazisinde bu meseleyi bir düşünmeli...
ERDOĞAN'IN GÖLGESİNDE
Olmadı yine tutturamadılar.
Tam aradığımız fırsatı bulduk.

9