Soğukkanlı cinayet!

Adli Tıp Raporu'nu okurken tüyleriniz diken diken oluyor. Zira her satırı "Soğukkanlı bir cinayet"i işaret ediyor. Eski Bakan Arif Ahmet Denizolgun'un ölümüne ilişkin bilirkişi raporunda çok çarpıcı tespitler var... Konunun uzmanları raporu yorumladığında bir değil iki katil olabileceğini söylüyor... Soğukkanlı katillerden birisi Denizolgun'un göğsüne diziyle bastırırken, bir diğerinin yastık benzeri bir şey kullanarak boğarak öldürmüş olabileceği belirtiliyor...

Denizolgun'un ölümü Alihan Kuriş Suç Örgütü'nün iddia ettiği gibi "Beyin kanaması sonucu doğal ölüm"den çok uzak görünüyor. Mesele neresinden baksanız şüpheli zaten... Otopsi videosunun yargıdan saklanmaya çalışılması, 2016 yılında otopsiye giren adli tıp görevlisinin FETÖ'cü olması gibi detaylar var... Bunları aydınlatma görevi yargıda elbette...

Benim asıl burada dikkatinizi çekmek istediğim mesele aslında biraz farklı. Daha önce hatırlarsınız FETÖ'cülere Almanya'nın kucak açmasıyla, Kurişçilerin Almanya'da yuvalanması tesadüf mü sorusunu sormuştuk Normal turiste bile bin dereden bin su getirerek vize veren Berlin Yönetimi'nin bu yapılara karşı izlediği politika kendi Almanya'daki muhalif medyada bile sorgulanırken bizim bu soruları sormak da hakkımız elbette...

Şimdi hatırlanacağı üzere FETÖ 15 Temmuz darbe girişimi sonrası kullanışlı bir aparat olmaktan çıktı. Denizolgun darbe girişinden sadece bir buçuk ay sonra savcılık soruşturmasına göre "Boğularak" öldürüldüyse ve Süleymancıların başına geçmesinin önüne geçildiyse bunu hangi güçler emretmiş olabilir

Ve tabii bu güçler FETÖ'den sonra Süleymancıların içine mi sızmaya çalıştı, çalıştıysa ne kadar başarılı oldu sorusu da ortada duruyor

Elbette Türk yargısı tüm bu soruların cevaplarının da peşinde koşacaktır...

ERDOĞAN'DA MİLİM SAPMA YOK

Önce mesajı bir hatırlatalım,

"Tüm dünyaya sesleniyorum: Bedeli ne olursa olsun, Suriye'nin kuzeyinde, Türkiye'nin güneyinde devlet kurulmasına asla müsaade etmeyeceğiz."

Cumhurbaşkanı Erdoğan bu sözleri 26 Haziran 2015'te söyledi...

Üzerinden 11 yıl iki ay geçti... Bugün geldiğimiz noktayı siz kendi vicdan terazinizde tartın lütfen...

Terör örgütü PKK'nın Suriye kolu, SDG'nin ana unsurlarından terör örgütü PYD'nin resmen feshedildiği elebaşı Ferhat Abdi Şahin tarafından açıklandı. Suriye'de İsrail'in bir anlamda kolu kanadı kırıldı... Örgütün Kandil ayağında süreç devam ediyor. Bu süreci sabote etmeye çalışanlara karşı dikkatli olun uyarıları geliyor... İmralı'dan bile aman ha bu süreç akamete uğratılmasın, sabotajlara kışkırtmalara gelmeyin çağrıları yapılıyor.

İnşallah coğrafyamızda terör defteri komple kapatılıyor...

Doğu ve Güneydoğu İllerindeki kalkınma hamleleri Suriye ve Irak'ta da yapılabilecek... Türkiye'nin en büyük tekstil firmalarından birinin Suriye'de üretim üssü açması, buradan Arap coğrafyasına açılma planı yapması sürpriz değildir...

İnşallah daha güzel günler bizi bekliyor...

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Malazgirt Zaferi'nin 955'inci yılı kutlamalarında "Kardeşlik Kuşağı" çabası için şöyle söyledi; "Bunun kimleri rahatsız ettiğini biliyoruz. Kimleri endişelendirdiğini biliyoruz. Onlara diyorum ki ne yaparsanız yapın bizi yolumuzdan döndüremezsiniz. Türkler, Kürtler, Araplar olarak kardeşle kucaklaşmamızı engelleyemezsiniz. Hangi hesaplar içinde olduğunuzu biliyoruz. Ne tür oyunlar çevirdiğinizi gayet iyi biliyoruz."

Şimdi bir 2015 yılındaki mesajı hatırlayın...

Sonra Erdoğan'ın kefeniyle verdiği mücadeleyi bir düşünün...

Hendek Terörü,

15 Temmuz Darbe Girişimi

Fırat Kalkanı Harekatı ile başlayan sınır ötesi operasyonlar serisi...

Irak'ta Pençe Kilit Harekatları

Barzani ve Talabani yönetimlerinin hamlelerinin boşa düşürülmesi

Suriye Devriminin gerçekleştirilmesi

Ve iki yıl önce yine Ahlat'ta "Terörsüz Türkiye" içen ilk mesajların verilmesi, MHP Lideri Bahçeli ile birlikte el ele bugünlere gelinmesi...

Bu yüzden bugün Erdoğan-Bahçeli'yi taşlamaya çalışanlar önce kendi vicdanlarıyla bir hesaplaşsın... Sonra her iki lideri taşlamaya kalksın. Zira Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın durduğu yerde milim sapma yoktur. İsterseniz Erdoğan'ın 11 yıl önceki duruşunu bir kez daha hatırlatalım;