Siyaset, Dirayet, Sonuç

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın deyimiyle "Terörün raf ömrü bitti" Suriye'de ve bölgemizde "Kardeşlik Kuşağı"nın tahkimi yakın.

Peki nasıl oldu

Aslında başlığa yazdım. Özetle üç kelime...

Siyaset, Dirayet ve Sonuç...

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bölgede izlediği siyaset,

Suriye Cumhurbaşkanı Eş Şara'nın dirayetli duruşu,

ABD Başkanı Trump'ın bölge stratejisini değiştirip,

"Örgütle değil, devletle yol yürüme" kararı vermesi işin rengini değiştirdi.

Yani bundan sonra ABD yönetimi terör örgütü YPG'ye tırlar dolusu silah, maaş ve eğitim vermeyecek.

ABD'nin terör örgütüne desteği çekmesi, zaten ABD korkusu yaşayan Avrupa'daki terör hamisi ülkeleri de endişelendiriyor. ABD'ye, Türkiye'ye, Suriye'ye rağmen bir aksiyon içine giremeyeceklerini görüyorlar.

Terör örgütü YPG'nin denize düşen yılana sarılır misali İsrail'e sarılmaya çalışması da nafile zira İsrail yönetimi meseleye doğrudan muhatap olup, Türkiye ile karşı karşıya geleceği bir denklemin içine girmek istemiyor. El altından terör örgütünü destekleme çabaları da hem coğrafi hem de siyasi engellere takılıyor... Bu yüzden siz bakmayın terör örgütü elebaşlarının "Son kişi kalana kadar savaşacağız" gibi söylemlerine... İç savaş yorgunu Suriyeliler de komşu ülkeler de artık terör sarmalından çıkmak istiyor. Ve teröristler için yolun sonu görünüyor... Üstelik terör örgütü YPG, işgal ettiği yerleri kaybettikçe masada da kaybediyor. 10 Mart Mutabakatı'ndan geriye düşüyor... Zira zor oyunu bozuyor. Masada eli güçlü olanın dediği oluyor. İnanmayan Ukrayna sahasına, Rusya'nın 3 yıl önceki duruşuyla bugünkü duruşu arasındaki farka bakabilir...

Peki bundan sonra ne olacak

Aslında cevabı herkesin gözünün önünde...

Rusya'nın dev kargo uçakları ile YPG'nin işgali altındaki bölgelerden askeri malzemelerini taşımaya başlaması...

ABD'nin bölgedeki DEAŞ'lı teröristleri Irak'taki cezaevlerine nakletmesi, Şam yönetiminin yaptığı tahkimat eğer gerçekten kör değillerse YPG elebaşları için çok açık işaretler...

ALTINA HÜCUM

Siyah beyaz fotoğraf, Charlie Chaplin'in altına hücum filminden...

1925 yapımı sessiz filmde 'The Tramp' karakteri Klondike altın madenleri bölgesine ulaşma çabası içindedir... Ekonomik sıkıntılarını, altın bularak aşma çabası beyaz perdeye böyle yansımıştır. Ve dünya bir anlamda benzer bir durumla karşı karşıya zira şu anda da tam anlamıyla bir altına hücum yaşanıyor...

Meseleye hem dünya hem de Türkiye ekseninden bakabiliriz... Önce dünya...

Zira ABD'nin dolar üstünden dünyayı dizayn çabası artık eskisi kadar etkili değil...

ABD'nin düne kadar en yakın müttefiki olan Avrupa ülkeleri dahi bu konuda endişeli...

Avrupa parlamentosu Ekonomik ve Mali İşler Komisyonu Başkanı Lalucq'nun "Avrupa'da tüm ödeme sistemi Amerikalılara ait. Derhal bir Avrupalı ödeme sistemi oluşturmalıyız. Trump her an ödeme sistemini kesebilir." sözleri bu açıdan dikkat çekicidir. Avrupa'nın yaşadığı bu endişe aslında dünyada birçok ülke için geçerli... Hele ki Trump'ın Venezuela operasyonundan, İran kuşatmasından sonra bu yüzden de ABD dolarına olan güven azalıyor... Ülkeler güvenli liman olan altına yelken açıyor... Başta Çin olmak üzere ülkelerin merkez bankaları rezervlerini dolardan, altına çeviriyor... Her ay yaklaşık 60 ton altın sadece merkez bankaları tarafından satın alınıyor... Dolar üzerinden yapılan bu ticaret beraberinde altının ons fiyatını dolar bazlı olarak artırıyor... İşin ilginç yanı ABD Başkanı Trump'ın da güçlü dolar diye bir derdi varmış gibi görünmüyor. Gazetecilerin dolar çok mu düştü sorusuna Trump net bir cevap veriyor.

"Hayır, bence harika. Yaptığımız ticarete bakın. Dolar harika gidiyor. Doların kendi değerini bulmasını isterim. İstesem doların değerini yoyo gibi yükseltip indirebilirim."

Yani Trump, belki de 38 trilyon dolarlık borcunu eritmek için daha ucuz bir dolar peşinde koşuyor. Bu yüzden de şimdilik altındaki yükselişe, gidişata ses etmiyor olabilir.

Gelelim Türkiye cephesine.

Meselenin iki boyutu var...

Bizim Merkez Bankası da rezervlerinde altının ağırlığını artırıyor...

Rezervin yüzde 60'ını altın oluşturuyor. Yani devletçe altın alıyoruz.

Üstelik de MB bunu doları zıplatmadan yapıyor...

Ayrıca, iç piyasada da altına hücum gibi bir durum var...

Yastık altındaki değerli maden miktarıyla ilgili tahminler 600 milyar dolarlık altınımız olduğunu gösteriyor.