Ağlıyor, sızlanıyor, dövünüyor.
Kürt türkücü Şivan Perwer
"Bizi terk etme" diye ABD'ye yalvarıyor.
Bilmeyenler için hatırlatayım.
Hani şu 2014'teki çözüm sürecinde Diyarbakır'da İbrahim Tatlıses ile sahne alan...
Muhalefetin yıllarca "Megri, megri" diye diline doladığı Türkücü Şivan Perwer şimdi Kürtler için ABD'ye, Avrupa'ya, İsrail'e çağrı yapıyor.
Oysa geçmişi bilenler hatırlar, Avrupa'daki konserlerinde Perwer'in PKK'lılardan "Barzanici" diye dayak yemişliği kovulmuşluğu vardır...
Yani aslında PKK şiddetini kendisi de yakından bilir...
Zaten tam da bu sebepten ötürü terör örgütü istediği desteği bir türlü sağlayamıyor. Zira örgütün gerçek yüzünü en iyi Kürtler biliyor...
Şunun da altını çizmek lazım...
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bugüne kadar iyi niyetle yaptığı tüm çağrıları elinin tersiyle iten YPG elebaşlarına defalarca anlatmaya çalıştık. 24'teki yayınlarımızda, haberlerimizde "Köprüden önceki son çıkışı geçiyorsunuz. Yılbaşına kadar altına imza attığınız mutabakatlara uymak tüm bölgenin lehine olacak" diye anlatmaya çalıştık. Ancak kendi yankı odalarında yaşayanların kör ve sağır olduğu, sesimizin duvarlara çarpıp yankılandığı zamanları gördük.
Özellikle İsrail'in Kürtleri eşik bekçisi yapmak, Büyük İsrail Projesi için Suriye'yi 4'e bölmek istediği gerçeğine sırtını dönenler coğrafyanın gerçeklik duvarına çarpıp tuzla buz oldu... Afganların ABD'ye söylediği bir söz var. Mealen şöyle "Sizin saatiniz bizim vaktimiz var." Özetlemem gerekirse bin yıldır bu topraklarda yaşayanlara karşı dışarıdan ekme aşıların tutmayacağı artık net olarak görülmüştür. Bu saatten sonra taşlar daha bir yerine oturacak... Rakka'ya bunca yıl sonra 24 saat elektrik verilebilmesi önce DEAŞ, sonra YPG zulmü altında inleyen Rakkalıların sevinci bu coğrafyanın gerçeğidir... Ya sevince ortak olunur ya da ya sevince ortak olunur. Başka bir yol yoktur...
YPG TÜNELLERİ
Terör örgütü 11 yıl boyunca bugünlere hazırlık yaptı. Ancak gün geldiğinde köstebek yuvasına çevirdikleri toprakları hızla bırakıp kaçtılar... Terör örgütü elebaşı Ferhat Abdi Şahin, "güçlerimizi Kürtlerin olduğu bölgelere çektik" sözleriyle aslında terk ettikleri alanlarda işgalci olduklarını da itiraf etmiş oldu. Esas mesele şu... Özellikle meskun mahal çatışmalarında tüneller gerçekten de korkunç bir güç. Pusu atma, karşı güçleri şaşırtma, kaçış hatları kurma gibi etkin bir yöntem... Ancak yaşadığınız coğrafyadaki halk sizin arkanızda duruyorsa... Teşbihte hata olmasın ama Gazze'den bir örnek vereyim... İzzettin El Kassam Tugayları, benzer tüneller sayesinde, İsrail askerlerinin canına ot tıkadı. İsrail elindeki tüm teknolojik imkanlara, ağır silah gücüne hatta hava üstünlüğüne rağmen Gazze'de tutunamadı... İşgali sürdüremedi... Hamas'ı yok edemedi... Zira Gazzeliler ne direnişçileri İsrail'e teslim etti, ne de tünellerin yerini ifşa etti...
Suriye'deyse YPG'nin zulüm düzeni sebebiyle Suriye Ordusu Fırat'ın doğusuna doğru yürüyüşe geçtiğinde; eğer Suriye Cumhurbaşkanı Eş Şara, engellemeseydi Arap aşiretleri YPG'lileri bir kaşık suda boğacaktı. Ona rağmen teslim olanlara bazı noktalardaki küçük darp, olayları dışında DEM'in iddia ettiği gibi "Kürt ya da Süryani Katliamı" gibi bir durum olmadı.
Tam aksine YPG'lilerin korku salmak için işgal altında tuttukları Ayn El Arap Bölgesi'nde Arapları kurşuna dizdiği, sivil katliamı yaptığı anlar herkesi dehşete düşürdü... Burada bir parantez de DEM'e açmak istiyorum. Suriye Ordusu'ndan bir askerin bir tutam saç ile verdiği pozun üstünden "Saç örme" eylemi başlattılar... İyi de düne kadar

5