"Nato kafa nato mermer"

NATO üyeliği gölgelemek için yapılan tezviratlar gerçek mi, yoksa memleketin gerçek başarıları medya gürültüsü içinde mi kayboluyor?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, Türkiye'nin NATO üyeliğine yönelik dış ve iç saldırıların koordineli bir operasyon olduğunu öne sürmekte, bunun nedenini ise ülkenin bölgesel gücünün kısıtlanmak istenmesine bağlamaktadır. Bu iddiayı NATO'nun Karadeniz'deki statüsü hakkındaki yaygın yanlış bilgilerin açıklanmasıyla desteklerken, aynı zamanda CHP yönetiminin kendi meselelerinden uzaklaşmak için muhalefet ettirme stratejisini eleştirmektedir. Ancak tezviratların yarattığı güvensizlik ortamında koordineli bir operasyon mı yoksa ayrı çıkarların çatışması mı yaşandığını nasıl ayırt edebiliriz?

Aslında başlığın NATO ile ilgisi yok... Ancak benim bu başlığı seçmemin bir sebebi var elbette... Son dönemde Türkiye'nin NATO üyeliğini gölgelemek için içte ve dışta saldırılar arttı...

Öncelikle şunu söylemek isterim. Türkiye, NATO'nun içinde olmalıdır. Zira atalarımız dostunu yakın tut, düşmanını daha yakın demiş. Türkiye'nin NATO üyeliği, müttefik görünümlü düşmanlarını da ülkemizden uzak tutmaktadır. NATO içinde olmayan hasımlarımızsa bu büyük savunma örgütü sebebiyle Türkiye'den uzak durmaktadır... Şimdi size ilginç bir hatırlatma yapayım.

Suriye'de ayağına bastığımız İsrail Başbakanı Netanyahu, ABD Başkanı Trump'a şikayete gittiğinde, Trump, "Erdoğan güçlü bir dostum, güçlü bir ülkesi, ordusu var. Makul ol" mealinde nasihatlerde bulunup yollamıştı...

İsrail'in dişinin Türkiye'yi hele de NATO üyesi olduğu sürece kesemeyeceğini herkes biliyor. Bu yüzden de Türkiye'nin NATO üyeliğini tartışmalı hale getirmek için tezviratlar dolaşıma sokuluyor. Bakın sistem nasıl işliyor. Önce ABD'de faaliyet gösteren Demokrasiyi Savunma Vakfı bir rapor hazırlıyor. Türkiye'yi HAMAS ve Müslüman Kardeşler destekçisi, terör sponsoru gibi göstermeye çalışıyor. Ancak her ne kadar adında demokrasi filan yazsa da vakfın tek bir misyonu var aslında İran'a karşı projeler geliştirmek, İsrail çıkarlarını savunmak. Şimdi o raporu yazıyor. Sonra bu raporu Siyonizm'in sesi olan Fox News haber haline getiriyor. Uluslararası dolaşıma sokuyor... Hadi dış cephedekilerin niyeti belli... İsrail ajandasının sesi oluyorlar peki ya iç cephedekilere ne demeli... Günlerdir İstanbul Boğazı'nda NATO Karargahı kuruldu. Montrö Boğazlar sözleşmesi deliniyor tezviratı yapılıyor... Bu tezviratlardan etkilenen Rusya Büyükelçiliği sosyal medya hesabından mesaj paylaşıp, kendince nazik uyarılarda bulunuyor. Oysa Milli Savunma Bakanlığı açıklaması bu konuda çok net.... Açıklamada, "Deniz Unsur Komutanlığı Karargâhı, 25 Ağustos 2025 tarihinden itibaren tamamı Türk personelden oluşan çekirdek kadro ile teşkil edilmiştir. Deniz unsur komutanlığına 14 ülke katkı beyanında bulunmuştur ancak deniz platformlarına yönelik katkılar sadece kıyıdaş ülkeler olan Türkiye, Romanya ve Bulgaristan tarafından sağlanacaktır." ifadesine yer veriliyor. Açıklamada Karadeniz'deki ortak görev gücünün de NATO kapsamında Atlantik, Kuzey Denizi, Baltık Denizi, Akdeniz ve Karadeniz olmak üzere 5 ayrı noktada gerçekleştirileceği vurgulanıyor. Karadeniz'deki görev ise Türkiye'nin dışında sadece Karadeniz'e kıyısı olan ülkeler tarafından sürdürülecek... Yani son dönemdeki kışkırtmaların, tezviratların gerçeklikte bir karşılığı yok... Hadi İsrail'in sesi olan dışarıdakileri anladık da bizim iç cephedekilere ne oluyor İnsan sormadan edemiyor...

Bu yüzden manşete "Nato kafa nato mermer" diye yazdım. Zira söylenenleri anlamayan, inatçı, söz dinlemeyen veya anlayışı kıt kişiler için kullanılan bir deyim bu...

BU CHP "SAHTE" Mİ

CHP yönetimi eleştirilirken genelde "Atatürk'ün kemiklerini sızlatıyor" denir. Çünkü, hırsızı arsızı köşeye sıkışınca hemen "Atatürk'ün yolundan yürüdüğüm için bunlar başıma geldi" deyiveriyor. Ancak bu tufeyli tayfasının aynı zamanda Deniz Baykal'ın da kemiklerini sızlattığını söylesek yeridir... En azından Baykal'ın kızı Aslı Baykal böyle düşünüyor.

Aslı Baykal önce 12 Eylül Darbesi'nin ardından kapatılan CHP'yi yeniden ayağa kaldırmak için babasının verdiği mücadeleyi anlatıyor. Sonra da son yıllarda yaşananlara atıfla, "Çalınıp sahtesi piyasaya sürülen bir sanat eseri gibi, sahte bir CHP çıkıverdi karşımıza bir anda" diye yaşadığı travmayı paylaşıyor.

Zira Deniz Baykal, her ne kadar laik atak geçiren bir lider olsa da mesele devlet, millet olduğunda yerli ve milli bir çizgide yol yürürdü...

Zaten bu karakteri sebebiyle de FETÖ'nün kaset kumpasıyla tasfiye edildi. Üstelik bu tasfiyeden bir yıl önce ABD koridorlarında Kılıçdaroğlu'nun CHP'nin başına geçeceğine dair raporlar paylaşılıyordu.

Kılıçdaroğlu gelir gelmez, CHP'yi yerli ve milli çizgisinden uzaklaştırma misyonunu yerine getirmeye girişti... CHP'li Tanju Özcan'a "CHP, MHP'ye yakın bir çizgide biz onu HDP'ye yakın çizgiye getireceğiz" diyerek de hedefini açık etti. ABD'deki "Hamburger molası" diye anlatılan 8 saatlik sır görüşmenin kimlerle, neden yapıldığı hala bir sır...

Tabii Kılıçdaroğlu'na oynayan Batı cephesinin bir B planı da vardı. Seçimi kaybedince de hemen B planını devreye soktular... İmamoğlu'nun balıkçıda İngiliz Elçisi ile buluşması, ABD elçisi ile "I am okay" diye buluşması boşuna değildi elbette.

Özel'in İngiltere'ye