Nasıl bir emeklilik

Kapitalist düzenin bize yıllardır anlattığı bir masal var.

Çok çalış, emekliliğinde rahat et...

Peki ama rahatlık kelimesinin tam karşılığı ne

Herkes için farklı, ben kendi açımdan rahat etmenin tam karşılığını kafa konforu olarak söyleyebilirim.

Ancak bu uzun izin dönemi boyunca şunu fark ettim. Aşırı rahatlık da insanı bir süre sonra rahatsız eder hale geliyor. Şimdi, emekli olduğu halde yine de bir işin ucundan tutmaya çalışanları daha iyi anlar hale geldim.

Zira evde, yazlıkta, köyde boş boş aylaklık etmek insan fıtratına çok da uygun değil gibi...

Mesele dengeyi bulmakla ilgili galiba; bazen unutuyoruz ama aslında her şey zıddıyla anlam kazanıyor gibi...

Acı olmadan tatlının,

Gözyaşı olmadan sevincin anlamı eksik kalıyor.

Yorulmadan dinlenmenin bir anlamı yok.

Elbette hayat bayram olsa şiarıyla yol yürümek düşüncede mümkün gibi görünse de aslında hayat bir sınav ve bizler her daim sınamalardan geçiyoruz.

Kimi zaman yoklukla, kimi zaman çoklukla sınanıyoruz.

Nefsimize yenik düştüğümüz de oluyor, dirayetli durduğumuz da... Şu yaşımda gördüğüm yoklukla sınanmak da zor, düşünülenin aksine varlıkla sınanmak da... Bugüne kadar ne varlıklı ailelerin ne acı yüklü hikayelerini haberleştirdik. Ne acılarına tanık olduk. Elbette bir hırka iki lokma, samanlık seyran gibi söylemlere sarılmayacağım. Hayatın gerçekleri de ortada... Ama kimi zaman dertlendiğimiz konuların aslında daha büyük dertler karşısında ne kadar da önemsiz olduğunu yaşayarak görüyoruz.

Neyse konuyu dağıtmayayım. Asıl meselemize dönelim.

Sorumuz neydi

Nasıl bir emeklilik

Hani insan her gün bal yese baldan usanır derler ya

Durum biraz da öyle sanki emeklilik deyince atıl insan algısını yıkmamız gerekiyor öncelikle kafamızda...

Emeklilik bana göre keyfe keder çalışmak, üretmek, yola devam etmek anlamına gelmeli...

Zira atalarımız boşuna dememiş "İşleyen demir ışıldar" diye... Bir de emekliliğe hazırlık dönemi diye bir dönem olmalı insan mutlaka yeni meşgaleler edinmeli bu yeni bir hobi olabileceği gibi yeni bir yetenek, beceri peşinde koşmak da olabilir... Tabii şunu da söylemiyorum orta yaşı geçme bunalımıyla her bulduğu kursa koştura koştura giden, sürekli bir anlam arayışı içinde olan Instagram'cı tayfanın düştüğü tuzak değil bahsettiğim.

Zira her şeyi yarım yamalak öğrenmektense birkaç konuda iyi olmak her zaman daha iyidir.

Örneğin iyi bir dalgıç olmak

İyi bir ziraatçı olmak,

Ne bileyim iyi bir boyacı olmak

Bir enstrümanı güzel çalabilmek mesela...

Emeklilik deyince tabii aynı zamanda yeniden kalabalık bir aileden baş başa kalma dönemine geçişi de ıskalamamak lazım.

Zira özellikle erkeklerin ayak altında dolaşan bir fazlalık muamelesi gördüğü evlerde ne kafa konforu oluyor ne de huzur, tabii bir de ömrünü ailene vermiş olmana karşın takdir görmediğin hissi de insanı bir girdap gibi yutabiliyor. Anlatmaya çalıştığım şu aslında emeklilik meselesi bir lütuf mu yoksa "Bir ayağı çukurda" gözüyle bakılan bir insana evrilme süreci mi diye de kendi kendime soruyorum bu aralar... Bu yüzden özellikle emekliliği kafanıza yerleştirmeden önce yeni dostlar edinin, eski dostlarınızla gönül köprülerini onarmaya çalışın. Çünkü yaşınız ilerlediğinde insanın yüzünü yine insanın güldürdüğünü daha net görüyor, anlıyorsunuz.