Kumarbaz Netanyahu!

İsrail muhalefeti İsrail'in soykırımcı Başbakanı Netanyahu'nun Türkiye'ye özellikle de Cumhurbaşkanı Erdoğan'a "Bombalarla" mesaj göndermeye çalışmasını "Kumar oynamak" olarak değerlendiriyor. Netanyahu'nun 27 Ekim'deki seçimler öncesi kendi ikbalini kurtarmak için Türkiye üstünden bir yeni cephe açma, kışkırtma ile oy devşirme peşinde olduğu eleştirisi yapılıyor... Aslında Netanyahu bunu ilk kez de yapmıyor. Daha önce de defalarca denedi. Sadece bu kez artık ağzındaki baklayı çıkardı.

Niyetini net bir şekilde açık etti...

Yoksa listeyi ben size hemen çıkarayım...

Suriye'deki DEAŞ tezgahında,

PKK/PYD'nin silahlandırılıp, üstümüze salınmasında,

Lazkiye, Halep, Süveyda kışkırtmalarında İsrail'in parmağı olmadığını söylemek ne mümkün...

Ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan bölgemizdeki tüm sınamalardan alnının akıyla çıktı... Devlet aklıyla yürütülen strateji meyvesini verdi, vermeye de devam ediyor...

Netanyahu'nun hırçınlığının sebebi de bu aslında... İran'a, ABD ile birlikte saldırdı...

Körfez ülkelerini de savaşa çekip Orta Doğu'yu kan gölüne çevirecekti...

Türkiye, diplomatik hamlelerle önüne set çekti. Üstüne birbirine düşürmeye çalıştığı ülkeler güvenlik kaygısıyla birbirine yakınlaştı...

İsrail'den umudunu kesen PKK/PYD'nin süngüsü düştü... PYD elebaşı Ferhat Abdi Şahin, "Silahlı güçlerin Suriye'ye entegrasyonu tamamlandı" açıklaması yaptı... PYD'nin "Kobani" dediği Ayn El Arap bölgesinin sözde sorumlusu Berhudan, "Şam bize görev verirse İsrail ile savaşa seve seve gideriz, orada konuşlanırız. Vatanımız için çarpışmaktan tereddüt etmeyiz" diye açıklama yaptı. Diyarbakır'da insanlar MHP Lideri Devlet Bahçeli'den övgüyle söz eden röportajlar veriyorlar... Özetle Türkiye devlet aklıyla İsrail'i şah mat olmanın eşiğine getirdi... Netanyahu'nun esas hırçınlığı bu yüzden...

Ha oldu ya Netanyahu ateşle oynamaya kalktı. Bir çılgınlık yapmaya çalıştı... Türkiye çeyrek asırdır bunun da hazırlığını yaptı.

İçiniz rahat olsun...

Türkiye bölgedeki demirden leblebidir. İsrail'in saldırdığı 7 ülkeye hiç ama hiç benzemez. İran'a gücü yetmeyen bir İsrail'in NATO üyesi Türkiye'ye saldırmaya çalışması olsa olsa bir intihar saldırısı olur. 40 yıldır terörle mücadele eden Türkiye bu saldırıları nasıl savuşturacağını da çok ama çok iyi bilir... MHP Lideri Bahçeli'nin "İsrail'in BM üyeliği askıya alınsın" çıkışı Adalet Bakanı Gürlek'in "Netanyahu için kırmızı bülten istedik" mesajı boşuna değildir.

Umalım ve dileyelim ki, İsrail'de de aklıselim galip gelsin. Netanyahu sonrası iktidara gelecek olanlar gelecekte olacakları iyi okusun... Gazze'deki soykırım, Batı Şeria'daki işgal harekatlarını durdursun...

Zira gelecek de bir gün gelecek...

Ve gelecek bizim olacak...

Yeter ki millet birlik ve beraberliğini korusun, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın arkasında dirayetli bir şekilde dursun...

OMUZDAKİ AĞIR YÜK

Yaz biterken

Bilmiyorum size de öyle geliyor mu

50'den sonra zaman sanki bir hızlandı...

Günün etrafımızdaki dönüş hızı mı arttı ne!

Size bir itirafta bulunayım.

Ben kendimi hazır hissetmiyorum...

Yaza veda etme konusunda çok ama çok gönülsüzüm.

Türkiye'nin yüksek temposuna bir de savaşlar, bölgesel gerilimler, siyasi atışmalar, koltuk kavgaları eklendi...

Haber merkezlerinde yaz rehaveti, kuş böcek haberleri yapma lüksü neredeyse hiç olmadı...

Tabi şimdi bendenizde birkaç tane de şapka var.

24 Haber Koordinatörü,

Moderatör,

Star Gazetesi Köşe Yazarı,

Editör, Evlat, Baba, Kardeş, Komşu...

Liste uzayıp gidiyor.

Mecburiyetler, görevler, sorumluluklar, yaptığın işi layıkıyla yapma telaşı, mümkün olduğu kadar herkesi mutlu etme çabası derken farkında olmadan epey yük omuzluyor insan aslında...

Ve zaman zaman da kendime soruyorum.

Daha bu tempoda bu bünye ne kadar yol gidebilir diye...

Her şeyi bırakıp gitme hissi bünyede dolaşıyor, dürtüyor.

Sonra aklıma Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın çeyrek asırlık mesaisi, memleketin içinden geçtiği, geçmekte olduğu ve bundan sonra geçeceği sınamalar geliyor. Hani bizimkisi karıncanın bir damla suyu taşıması misali safımız belli olsun, başımızı yastığa rahat koyabilelim şiarı...

Ya canıyla bile sınanan Cumhurbaşkanı Erdoğan ve onun yakın yol arkadaşları...

Kimi kalkınma hamlelerinin tahkimatıyla uğraşıyor,

Kimi ekonomik krizleri, sorunları çözmekle...

Diplomasi üstünden sert çarpışmalara giren de var.

Cephe hattında doğrudan çarpışan da...

Bulunduğumuz coğrafyanın gerçekliklerini bilmeden verilen mücadeleyi de yapılan fedakarlıkları da anlamak zor...

İşin ilginç yanı bu yazıyı normalde sadece bir yaza vedaya hazır değilim yazısı olarak yazmaya başlamıştım.