Kandil esaretindeki DEM

"Altına imza attığınız 10 Mart Mutabakatı'na uyun" diyebilirdi.

"12-13 yaşında kız çocuklarını okullarının önünden kaçırıp, örgüt saflarına götürmeyi bırakın" çağrısı yapabilirdi.

"Kandil'deki terör baronlarına elinizi YPG'den çekin, entegrasyonun önünde engel olmayı bırakın" mesajı verebilirdi.

Ama yapmadı...

DEM Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan aksine Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ı hedef aldı... Fidan'ın zorbalık yaptığını, tehdit dili kullandığını öne sürdü. Bakırhan'ın açıklamalarına bakınca insan gerçekten hayretler içinde kalıyor. Suriye'deki gerçeklerin bu kadar eğilip bükülebilmesi "Ancak bir esaret zihniyetiyle olabilir" demekten kendini alamıyor. Zira Bakırhan, "Afrin, Resulayn Kürt kentiydi şimdi burayı kim yönetiyor" diye soruyor... Suriye Cumhurbaşkanı Şara'yı sanki milletle birlikte bir devrim yapmamış da darbeyle iktidara gelmiş gibi Esed ile aynı kefeye koymaya çalışıyor.

Bakırhan'ın anlattıklarına bakılırsa;

Suriye'de Kürtler, Kürtlerin yaşadığı yerleri,

Nusayriler, Nusayrilerin yaşadığı yerleri,

Dürziler, Dürzilerin yaşadığı yerleri yönetmeli,

Sünni Araplar da Şam ve çevresiyle yetinmeli...

İyi de bu tam da İsrail'in "4 Parçalı Suriye Planı" değil mi

Bu yüzden DEM'in Suriye politikasının kime hizmet ettiği meselesi üstüne gerçekten iyice düşünülmeli... Hele ki PYD elebaşı Ferhat Abdi Şahin'in aslında mutabakata uymak istediği, ancak Kandil'deki terör baronlarından "Bahoz Erdal" kod adlı Fehman Hüseyin gibi bazı elebaşlarının bu durumu engellediği iddiaları konuşulurken... Ne diyelim, Kandil'deki terör baronları Türkiye'de dikiş tutturamayınca bu kez pozisyonlarını Suriye'de tahkim etme peşine düşmüş olabilir... Ama ortada bir gerçek var. O da adı ne olursa olsun yaşadığımız bölgede teröre artık yer olmadığı... Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın anlattığı "Kardeşlik Kuşağı" kurulacak öyle ya da böyle... Umarız bu süreçte DEM de Kandil esaretinden kurtulup Türkiye partisi olmayı başarabilir...

AH O MÜSTEHZİ GÜLÜMSEME YOK MU

Soruyu sakince dinledi...

Söyleyeceği çok şey varmış gibi durdu, sonra yüzüne müstehzi bir gülümseme yerleşti...

"Yakından takip ediyoruz" cevabını verdi. Yine müstehzi bir gülümsemeyle sıradaki soruya geçti.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın o gülümsemesi aslında anlamak isteyenler için çok manidardı... Sözü uzatmadan meseleyi biraz daha açayım.

İran'daki iç karışıklık hepinizin malumu... Bakan Fidan, İstanbul'da ulusal ve uluslararası medya temsilcileriyle buluştu... Sorulardan birisi Irak'taki terör unsurlarının fırsatı ganimet bilip İran'a geçmeye çalıştığı şeklindeydi...

Bakan Fidan'ın gülümsemesi ve "Yakından takip ediyoruz" cevabı da "Türkiye bu konuda ne düşünüyor" sorusunaydı... Elbette aklından geçeni okumak mümkün değil ama ben o an İran'ın içine düştüğü durumu "Dün yediğin hurmalar, gün gelir seni tırmalar" sözüyle birlikte yorumladım.

Zira hatırlarsınız Türkiye Pençe Kilit Harekatlarını yaparken PKK'lı teröristler sık sık İran tarafına kaçıyordu... Hatta Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, "PKK terör örgütünü bitireceğiz. Onlar için en kolayı adalete teslim olmak. PKK'lılar İran'a kaçıyor. İHA'dan görüyoruz, İranlılar yok diyor" diye bu durumu gündeme taşımıştı. Şimdi bölgeyi iyi okuyan herkes biliyor ki, İran özellikle Talabani yönetimi üstünden terör örgütü PKK ile içli dışlı oldu... Hatta geçmişte örgütün elebaşlarından Murat Karayılan'ın İran tarafından yakalandığı ancak serbest bırakıldığı iddiaları gündeme gelmişti... Bu yüzden Fidan'ın o gülümsemesi Tahran yönetimi için bir anlamda "Ne oldu Paşinyan raks ediyordun"