Şimdi başlık biraz şaşırtıcı gelmiş olabilir. Aslında meseleyi izlerken ben de şaşırdım. Zira Irak Başbakanı Zeydi'nin ziyareti sırasında Külliye'de Irak ve Türkiye arasında 5 anlaşma imzalanacaktı...
Ama 4 anlaşma imzalandı...
Cumhurbaşkanı Erdoğan krizi fark eden ve anında müdahale eden isim oldu...
Beşinci anlaşmayı imzalamayan, o fotoğraf karesinde yer almaktan kaçınan kişi Irak Ulaştırma Bakanı Hasani'ydi...
Zira iddia o ki Türkiye ile Irak arasındaki 110 milyar dolarlık Kalkınma Yolu Projesine dair ek anlaşmaları imzalarsa Iraklı Bakan Hasani, Tahran'ı kızdırmaktan endişeliydi...
Yani Bakan Iraklıydı ama aslında İran'a bakıyordu... Çünkü Irak Ulaştırma Bakanı, İran'a yakın Şii Koordinasyonu ve İranlı milis grup Bedir Örgütü'nden koltuğa gelen bir isim...
Bu durum ABD'nin geride bıraktığı çarpık anayasal düzen ve parlamenter sistemdeki çok partili koalisyon sorununun çok çarpıcı bir örneğiydi aslında.
Düşünebiliyor musunuz!
Irak Başbakanı Zeydi ile Irak Ulaştırma Bakanı Vehb Hasanî arasında canlı yayında tartışma dahi yaşandı. Yani Bakan, Başbakan'ı amiyane tabirle sallamadı...
"Neden imza atmıyorsun" sorusuna
"Size WhatsApp'tan yazayım" cevabı verildi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın devreye girmesinin ardından işin rengi değişti...
Konuk bakan yemekte anlaşmaya imza attı. O anlara dair bir fotoğraf karesi de daha sonra paylaşıldı.
Tabii Başbakan, bakan krizi Bağdat'ın sorunu ve iç meseleleri elbette Iraklıların kendisini ilgilendirir...
Benim sizlerle esas paylaşmak istediğim mesele başka zira yaşananlara baktığımda aklıma eski Türkiye'nin koalisyonlu yılları geldi. Tabii hemen 2023 seçiminde altılı masanın en büyük vaadinin parlamenter sisteme dönüş, 8 cumhurbaşkanı yardımcılı bir yönetim olduğunu da hatırladım. Millet gerçekten çok isabetli bir karar vermiş diye düşündüm. Öte yandan Irak'ın çok parçalı siyasal yapısı ve sistemini düşününce, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Başkanlık Sistemi" tam bağımsız Türkiye mücadelesinin neden önemli olduğunu da bir kez daha görmüş oldum.
Ayrıca Türkiye'nin Kerkük petrolüne ortak olması, "Kardeşlik Kuşağı"nın inşası için verilen mücadelenin de çok kıymetli olduğunun altını çizmek gerekiyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bölgemizin artık savaş, terör ve çatışmayla değil; kalkınma, refah, huzur ve istikrarla anılması için çaba gösteriyoruz. Terörsüz Türkiye sürecimizin ve terörsüz bölge vizyonumuzun gerçeğe dönüşmesi için Iraklı kardeşlerimizle yakın diyalog hâlindeyiz" dedi.
Tabii her zaman olduğu gibi takdir milletin elbette.
AHBAPLAR VE ÇAVUŞLAR
"Ahbaplar Suç Örgütü" soruşturmasında "6 Şubat Depremi" sırasında devlet enkaz altında kaldı algısını oluşturmaya çalışanlar tek tek ifadeye çağrılıyor...
Kimi "Ben de kandırıldım" diyor.
Kimi de "Ben zaten Ahbap'a hiç bağış yapmadım" şeklinde ifade veriyor...
Hatta deprem bölgesine hiç gitmeden klavye başında, ekranda ahkam kesenler de var...
Hatta öfkeli Hayko Cepkin ağzını bozuyor. Gazetecilere ayar vermeye çalışıyor ki siz aynı Hayko'yu 2023 seçiminden önce "Erdoğan gitmezse bir daha size konser veremeyebilirim" sözleriyle de hatırlıyoruz.
Özetle savcının ifadeye çağırdığı ünlü isimler muhtemelen avukatlarının da telkinleriyle meseleden sıyrılmalarına yarayacak tarzda ifade veriyor. Ancak neredeyse hemen hemen hepsinin geçmişte öyle paylaşımları var ki ve savcılık bunların hepsini özenle öyle bir toplamış ki savunmalar pek yerine oturmuyor gibi görünüyor. İşin acı tarafı bu tayfanın bir kısmını biz aynı şekilde Manavgat Yangını sırasında da aktif olarak görüyoruz. 5 yıl önce de Türkiye'ye müdahale çağrısı yapan "HELP TURKEY" etiketlerinin peşine takılıyorlardı. Bakan Kurum Manavgat yangınının beşinci yıl dönümünde bir paylaşım yaptı. Hükümet milleti yuvasına kavuşturup yaralarını sardı. Peki ya siz neredesiniz diye sormaya getirdi kibarca

14