Huzurlu bir uyku

Hayat dediğimiz zaman ırmağı akıp gidiyor.

Hepimizden geriye kalacak olan hoş bir seda olacak elbette...

Bu yüzden bana göre hayattaki en kıymetli hazine huzurlu bir uykudur. Çünkü huzurlu bir uyku demek, vicdanen rahat olmak demektir.

Huzurlu bir uyku, kaygıdan, acıdan, derin hesaplardan azade olmak demektir. O yüzden azıcık aşım, kaygısız başım diyenlerle aynı safta olmak iyidir.

Tabii yastığa başını huzurla koymak sadece kişisel yaşamla ilgili bir durum da değildir elbette.

Örneğin huzurlu bir uyku için kendimizin, sevdiklerimizin ve elbette vatanımızın güvende olduğunu bilmek gerekir...

Bu uzun girizgahtan sonra konuyu nereye bağlayacağım diye düşünüyorsanız.

Uzatmayayım...

Bu satırları minik Alya için yazıyorum.

Onun babası bir kahraman...

Irak şehidi Önder Özen...

Cenaze töreninde bir anne şefkatiyle kendisiyle ilgilenen askerin yakasına taktığı babasının resmi için

"İğne babama batmasın" diyen minik Alya yüreğimizi kanatmıştır.

Bu yüzden yaşadığımız coğrafyada verdiğimiz mücadelenin bedelidir Alya'lar... Tüm bu satırları hamaset olsun diye gönülden yazdığıma inanın lütfen. Yetim büyüyen, anne-baba diye mezar taşlarına sarılanların gerçekliğini hiçbir zaman unutmamak gerekiyor.

Zira unuttuğumuzda yeniden yaşatmak için pusuda bekliyorlar.

KARDEŞİ KARDEŞE DÜŞÜRENLER

Hindistan ile Pakistan arasında bitmeyen bir kan davası gibi yaşanan her şey. Keşmir sorunu sebebiyle 4 kez savaştılar.

Yine savaşın eşiğindeler.

Oysa dini inançları sebebiyle aralarında büyük duvarlar olsa da kardeştiler aslında...

Bugün yaşananlara baktığımızda görmemiz gereken asıl mesele ne biliyor musunuz

İngiliz aklının girdiği topraklarda arkasında bıraktığı nifak tohumlarının nasıl da yıllar içinde yeşerdiğidir...

Bu yüzden manda ve himaye ile kendisine ikbal arayanların, İngiltere'ye bizi yalnız bıraktınız diye sitem edenlerin iyi düşünmesi gerekir. Zira İngiliz'in girdiği toprağı bırakmadığı bilinen bir gerçektir.

İnanmayan Filistin'e baksın, Irak'a baksın, Suriye'ye baksın...

Listeyi uzatmak mümkün ama o işi tarihçilere bırakalım.

Özetle anlatmaya çalıştığım mesele batı aklı kardeşi kardeşe kırdırır. Aynı coğrafyanın çocuklarını birbirine boğdurur.

Bugün Pakistan ile Hindistan bu durumda yarın kim bilir neresi olacak

Bu arada bilmiyorum takip ediyor musunuz

Pakistan medyası Türkiye'nin yolladığı Akıncı Taarruzi İHA, insansız hava araçlarının efendisi Bayraktar TB2 videolarını paylaşıyor.

Hindistan medyası Türkiye'nin savunma sanayisindeki başarıları kadar, komutanlarımızın kurmay zekasını, müşterek harekat kabiliyetlerini anlatıyor. Azerbaycan, Türkiye ve Pakistan'ın Bakü'de gerçekleştirdiği "3 Kardeş Tatbikatı"na atıflar yapılıyor.

Yani her iki ülke de Türkiye'yi konuşuyor.

Her ne kadar muhalefet inkar edip, görmezden gelse de Cumhurbaşkanı Erdoğan bu çeyrek asırda çok güçlü bir güvenlik mimarisi inşa etti. Bugün İsrail Bakü'de masaya oturup çatışmasızlık kuralları belirlemek zorunda kalıyorsa, Netanyahu ABD'ye gidip büyük ağabeyine Türkiye'yi ağlayarak şikayet ediyorsa hep bu yüzden.

Zira baktığınızda İsrail'in eğer dişinin keseceğini düşünse Türkiye'ye saldırmaktan bir adım bile geri durmayacağını anlamak için yaşananlara bakmak yeterli.

Netanyahu'nun Filistin'deki katliamları, Lübnan'ı, Suriye'yi işgali, İran'ı bombalaması, Yemen'e saldırılarda bulunması görmek isteyen için yeter de artar bile... Peki siz hiç İsrail aynısını bize de yapar diye kaygılandınız mı Eğer kaygılanmadıysanız Erdoğan'ın hakkını teslim etmek bize düşer diye düşünüyorum.