Size bir itirafta bulunayım.
İzin döneminde X platformumdan uzak durmaya çalıştım. Zira gerçekten kasvetli bir havası var. Merakıma yenilip girdiğimdeyse hep ölüm, kaza, kavga çatışma gibi konular önüme çıktı.
Oysa Instagram öyle mi!
Hep bir tatil havası pozitif enerji yüklü. Çeşitli şakalar, anılar, paylaşımlar....
Hatta amatör influencer paylaşımları bile zaman zaman komik olabiliyor. Mesele öylesine ilginç ki sosyal medyada paylaşılan bir sokağı görmek için Çin'den bile gelen oluyor.
Hatta denize açılan sokak diye ünlenen bu sokakta bazen abartılı pozlar dahi veren oluyor. O anlardan birine ben de denk geldim.
Ben açık söyleyeyim.
Sanatçı bu pozla ne mesaj vermek istedi bilemedim. Siz ne dersiniz
Şunu çok kalbi duygularla söylüyorum gönlüm Kaş'ta kaldı. Her yerden denize gidilebiliyor olması ne büyük bir nimet. Yüzerken aklıma çocukluğum geldi. Küçük Ayasofya'da büyüdüm ben. Yazın akşama kadar çalışır. İşten gelince koşarak. Çatladıkapı'daki limana gider cumburlop suya atlardık. Şimdiki Fatih Belediyesi sosyal tesislerinin hemen arkası...
Tabii şimdi aynı yerde yüzmek kirlilik sebebiyle çok zor. Ama Boğaz, Sarayburnu, Üsküdar kıyılarında hala yüzenler var. Söz buraya gelmişken bu noktalarda küçük cepler yapılsa doğal havuz gibi İstanbul halkı buralarda yüzse fena mı olurdu diye düşündüm. Sonra kendimi tekneden turkuaz mavisine bıraktım. İnanılmaz güzel temiz koylarda vakit geçirebilmek gerçekten çok büyük bir nimet.
Hatta yüzerken gençler "suyun altında 15 lira var" deyince paletlere kuvvet bir dalışla dibe inip 10 lirayı çıkardım. Ancak derinlik 6-7 metre olduğu için o an aklıma dalış hocamız Levent Çaçekli'nin "tüplü dalış sonrası serbest dalış riskler barındırır" sözü geldi. İkinci kez dalmaya cesaret edemedim. 10 lira hatıra 5 lira da turkuaz koyda kaldı. Tüplü dalış demişken hayatımdaki en harika deneyimlerden biri oldu.

3