"Erdogan's new Ottoman trade empire"

Manşet bana ait değil.

İsrail'in önemli medya organlarından birisi olan

Yediot Ahronot Gazetesi'nin analiz haberinden...

"Erdoğan'ın yeni Osmanlı ticaret İmparatorluğu" manşetli analiz haberde İsrail'in nasıl denklem dışında kaldığı anlatılıyor...

CHP'nin karanlık gündeminde çok öne çıkmadı, biraz gölgede kaldı ama Ulaştırma Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Riyad'da çok kritik imzalar attı... Umman'dan Avrupa'ya uzanan yeni bir demir yolu ve ticaret yolu koridoru oluşturuluyor... İsrail'i bypass eden bu hat Tel Aviv medyasının da gündeminde zira "Biz savaşırken, Erdoğan yeni denklemler kuruyor, krizi fırsata çeviriyor" diye sızlanıyorlar...

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, İstanbul'da bankacılarla bir araya geldiği etkinlikte bu gelişmelere dikkati çekti. Savaş sonrası fırsatları anlattı. Sadece inşaat işlerinden 1 trilyon dolarlık bir iş hacmi çıkacağını söyledi. Petrol fiyatlarındaki düşüşle Türkiye'nin cari açık sorununda önemli bir kırılma olacağını belirtti.

Türkiye'nin oluşturduğu enerji, ticaret koridorlarını yeni fırsatları anlattı... Tüm bu gelişmeleri üst üste koyduğumuzda Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın AK Parti Grup toplantısında yaptığı konuşma daha bir derinlikli okuma istiyor...

Erdoğan, "Şam ve Beyrut, İstanbul'un iki kardeş şehridir. Türkiye'nin güvenliği sadece Hatay'dan değil Halep'ten başlar, Şam'dan başlar, Türkiye'nin güvenliği Beyrut'tan başlar. Kardeşlerimizin ülkelerinde hiçbir emrivakiye müsamaha göstermeyiz, kardeşlerimize yönelik hiçbir saldırıya göz yummayız" diye net bir mesaj verdi... Zaten bu konuşmanın daha dumanı tüterken, Netanyahu ve soykırımcı kabine üyelerinden Erdoğan'ı hedef alan hezeyan yüklü ifadeler gelmesi manidardı.

Aynı koridorla ilgili olarak İletişim Başkanı Prof. Dr. Burhanettin Duran da bir animasyon paylaştı... Osmanlı'dan günümüze kadar ticaret yollarının anlatıldığı klipte bugün aynı hatlar üstünden kurulan yeni ortaklıklara atıf yapıldı. Prof. Duran, "Bölgesel krizlerin ortaya çıkardığı yeni ihtiyaçlar doğrultusunda geliştirilen alternatif ulaşım güzergâhları; yalnızca iki ülke arasındaki iş birliğini değil, aynı zamanda bölgesel istikrarı ve ekonomik sürekliliği de güçlendirmektedir" ifadesini kullandı. Benim bu konudaki en büyük sevincim ise Erdoğan ve kurmaylarının CHP'deki kısır tartışma ve çekişmelere bakıp nasıl olsa bizden başka alternatif yok rehavetine kapılmaması, krizlerin ortaya çıkardığı fırsatları ülke yararına kullanmak için çalışmayı sürdürmeleri... Erdoğan, son konuşmasında "Biz kendimizle yarışmaya devam edeceğiz. Millete hizmet tek gündemimiz olacak" mesajları verirken muhalefetin içine düştüğü çıkmaza da atıf yapıyordu...

Burada dikkatinizi çekeceğim bir başka ayrıntı daha var...

Özgür Özel, kendisine yönelik "Dış politikada suskunsunuz" eleştirilerine cevap verirken, Namık Tan gibi bir akıl hocası olduğunu söylemiş. Hani şu Türkiye'nin Mavi Vatan mücadelesine "Masal" Somali'deki mücadelesine "Deniz aşırı macera" diyen Namık Tan'dan söz ediyoruz. Yani kılavuzu Tan olan Özel'in dış politika savrulmaları için çok da sebep aramaya gerek yokmuş aslında...

Zira Özel bir ara tüm bu başına gelenlerin sebebinin ABD ve İsrail'in politikalarına karşı durmasından kaynaklandığını iddia edecek kadar uçtu... Hani Gazze'nin Kuvayi Milliye'si Hamas'a "terör örgütü" diyen kendisi ve İmamoğlu değilmiş. İngiltere'ye başkası yalvarmış. Batı medyasında sürekli Türkiye'yi karalayan onlar değilmiş gibi...

Ne diyelim Allah ıslah etsin...

CHP'DE ABAKÜS SİYASETİ

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Özgür Özel'e yakın 9 ismi kesin ihraç istemiyle disiplin kuruluna sevk etti. İlk "arınma" hamlesini yaptı. Özgür Özel, CHP PM'deki 28 isme istifa edin talimatı verdi.

Amaç PM'yi toplantı yeter sayısının altına düşürüp Kılıçdaroğlu'nu Kurultay'a zorlamak... Elde abaküs herkes hesap yapıyor. Ancak evdeki matematik çarşıya uymuyor gibi görünüyor. Zira Özel'in emriyle istifa edenler koltuğunu kaybetmekle kalmış gibi görünüyor.

Üstelik Kılıçdaroğlu, Özel'e dokunmadan a takımını, kurmaylarını tek teker düşürüyor. Deyim yerindeyse Özel'in kolunu kanadını kırıyor. Örneğin, Ali Mahir Başarır ve Gökhan Günaydın'ın CHP Grup Başkan Vekili ünvanları düşürüldü. Başarır ve Günaydın, odalarını boşaltacak, kırmızı plakalı makam araçlarını da Meclis'e iade etmek zorunda kalacak. Ayrıca artık bu ünvanlarla CHP'yi de temsil edemeyecekler.

Özgür Özel, Kılıçdaroğlu'nun bu hamleleri karşısında hem çaresiz kalıyor hem öfkeleniyor hem de saçma saçma argümanlar geliştirmeye çalışıyor. Üstelik Özel'e yakın bu isimlerin dokunulmazlıklarının kaldırılması ihtimali de Özel'i uykusuz bırakmış gibi görünüyor. Kılıçdaroğlu ise durumundan memnun gibi görünüyor. Muhtemelen Salı günü Grup toplantısını yapmak için Meclis'e bir sorti daha yapacaktır... Peki sizce tüm bu kavganın kazananı kim derseniz benim aklıma iki isim geliyor. Birisi Yavaş, diğeri İnce... Zira ikisi de Özel-İmamoğlu ikilisinin aksine mücadelenin CHP içinde verilmesi gerektiğini söylüyor. Dengeleri gözetiyor... Yavaş, Özel-İmamoğlu ikilisinin güçlendiğinde kendisini denklemin dışına iteceğinin farkındaydı. İnce ise CHP dışında Memleket Partisi ile bir deneme yaptı. Milletten beklediği teveccühü göremedi... Bu yüzden pek çok kişi CHP'deki tasfiye sürecinde yeni pozisyonlar, koltuklar açılacak ben çok da acele edip renk vermeyeyim havasında...