Fonda üstat Kayahan'ın
"Bizimkisi bir aşk hikayesi" çalıyor.
Gözlerde yaş, salonda yoğun bir duygusallık var..
"Aşkınan koşan yorulmaz" inancıyla gecesini gündüzüne katan, ömrünü milletine adayan Cumhurbaşkanı Erdoğan da duygu seline kapılıyor... Belli ki Fon soruşturması sırasında yaşananlar herkesin yüreğinde ince ince kanayan bir yaraya dönüyor...
O sırada Cumhurbaşkanı Erdoğan mikrofona geliyor. "Ağlamak yok. Dik duracağız" diye çok net bir mesaj veriyor.
Düşmez kalkmaz bir Allah, bu yüzden yaşananları bir yol kazası olarak düşünmek ve yola ayakları sağlam basarak devam etmek gerekiyor...
Zira Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ülke sevdası bunu gerektiriyor. Bu sevdayı da en iyi kadınlar biliyor aslında... AK Parti'nin kadın üyesi sayısının erkekleri geçmesi, 6 milyon 214 bine ulaşması bunun en açık kanıtı... AK Parti kadınların omuzlarında yükseliyor... Erdoğan'ın AK Partili kadınlarla başkentteki duygusal buluşması yine Kayahan'ın "Bizimkisi bir aşk hikayesi" şarkısıyla bitiyor.
Mesele vatana aşık olmak olunca akan sular duruyor... O görüntüleri görünce Erdoğan'ın çeyrek asırdır verdiği mücadeleyi, yaşadığı zorlukları bir başka aşk hikayesi ile birlikte ele almak istedim... Zira Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın inşa etmeye çalıştığı "Türkiye Yüzyılı" vizyonu bir aşk hikayesi ve en önemli bileşenlerinden birisi de Teknofest gençliği... Teknofest Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar, 8 yıl önce bu sevdaya tutuldu... Şanlıurfa'dan paylaştığı klipteki görüntüler bunun en açık kanıtı. Zaten Bayraktar da "Bu sevda bizi daha çoook diyar diyar gezdirir" diye yazdı.
Dile kolay ama Teknofest sekiz yılda 15'inci kez milletle buluştu. Kucaklaştı. Ama ne kucaklaşma...
Oysa ilk Teknofest'i bir hatırlasanıza "Hani panayır yeri" diye dalga geçilen, muhalefetin sırtını döndüğü, görmezden geldiği yılları...
Ya da Baba Özdemir Bayraktar ve evlatlarının başına gelenleri bir düşünün...
Özetle şunu söylemeye çalışıyorum...
Millet sevdasıyla çalışırken önünüze takozlar çıkacak, çelme takmaya çalışanlar,
kalbinizi kıranlar, yüreğinizi yakanlar da olacak. Düşeceksiniz, dizleriniz kanayacak, yaralanacaksınız.
Ama sevdanız güçlüyse ayağa kalkıp yola devam edeceksiniz...
Zira "Aşkınan koşan yorulmaz"...
ÖZEL'İN UFKU SİLİVRİ'YE KADAR
Cumhurbaşkanı Erdoğan içeri adımını attıktan hemen sonra Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel yanına vekillerini de alarak Genel Kurulu terk etti...
Benzer eylemler geçmişte de yaşanmıştı bugüne kadar bir işe yarayıp yaramadığı çok tartışmalı... Elbette muhalefetin protesto etme hakkı var. Ama neyi, ne için protesto ettiği önemli... Aksi halde millette bir karşılığı olmuyor... Zira memleketin Özel'in kefil olduğu yolsuzluk sanıklarından çok daha önemli gündemleri olması gerekiyor.
Muhalefetin ufku Silivri'nin ötesine geçemiyor.
Oysa dünya baş döndüren bir hızla dönüyor...
Örneğin Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, ABD'ye dünyayı paylaşalım teklifinde bulundu.
Fransa Cumhurbaşkanı Macron, "Avrupa olarak Çin'e karşı her gün bir milyar avro açık veriyoruz. Hatta Almanya bile artık Çin'e karşı açık veriyor" diye anlatıyor. Deniz bitiyor uyarısında bulunuyor...

10