Barışın anahtarı Türkiye'de

Muhalefet dudak bükmeye devam edebilir...

Hatta bu zihniyetin medyasının yaptığı yayınlara göre "Türkiye cehennem, biz de cehennem de yaşıyoruz." Tabii en iyi yaşayan bilir.

Ama Avrupa kentlerindeki yangın yerine dönmüş sokakları da görüyorsunuz... Bizim de yaşadığımız ekonomik sorunlar var elbette. Ancak ekonomik sıkıntılara rağmen Türkiye'nin yıldızının parladığını da kabul etmemiz gerekiyor...

İstanbul bir barış kenti olmuş vaziyette, Türkiye barışın anahtarını elinde tutuyor...

Zira Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın dünya görüşünün, siyaset anlayışının altında insanlığın refahı, kalkınması, istikrarı ve güvenliğinin tahkimi var...

Bakın Cuma günü İstanbul'da sabah saatlerinde Arabuluculuk Konferansı yapılıyor. Öğleden sonra İlk kez 8 ülkenin dışişleri bakanlarının katılımıyla ortak zirve düzenleniyor... Masadaki ülkelere bir bakar mısınız Doğu-Batı buluşması güçlü eksenlerin uzlaşması gibi...

Türkiye, Mısır, Suudi Arabistan, Pakistan masanın bir tarafında otururken diğer tarafından İngiltere, Fransa ve Almanya var... İtalya ise son anda bana da masadan bir sandalye verin diye koşup geliyor... Aynı gün Kanada Başbakanı Carney İstanbul'da yatırım fırsatları için görüşmeler yaparken uluslararası medyaya röportaj veriyor.

"Türkiye'den alacağımız çok ders var"

"Türkiye kendi güvenliğinin yüzde 80'ini üretiyor"

"Derin tarihi kökleri ve modern yüksek teknolojisi var. İkili iş birliği zemini oluşturacağız. Stratejik ortaklık kuracağız"

Şimdi bu buluşmaların, görüşmelerin öncesine de bir bakalım...

Mekke Savunma Anlaşması

Bedir Mutabakatı

Libya anlaşmasının onaylanması

Azerbaycan ile Şuşa Beyannamesi,

Irak'la Sincar Mutabakatı

Ermenistan ile normalleşme süreçleri...

Rusya-Ukrayna arasında arabulucu olunması talepleri

Türkiye birilerinin ayağına fena basıyor...

Kim olduğunu da saldıranların yaptığı açıklamalardan okumak mümkün...

Görmek isteyen için tablo çok net...

Türkiye'nin yıldızı parladıkça saldırılar da artıyor...

Ancak düne kadar saldıranların artık göz hizasında ilişki kurmak için gösterdiği çaba ülkemizin Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde yürüdüğü yolun doğruluğunu gösteriyor...

Sık sık hatırlatıyorum ama insan hafızası unutkanlığıyla meşhurdur...

Burada unutulmaması gereken en önemli gerçek, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kimi siyasilerin aksine Tam Bağımsız Türkiye mücadelesi verdiği gerçeği ve bunu da sırtını sadece milletine yaslayarak yapıyor olması...

Takdir her zaman olduğu gibi milletin elbette...

TUSAŞ ŞEHİTLERİ

Yerli ve milli savaş uçağımız KAAN piste teker koymuş...

Uçuş boyunca elini semaya açıp dua eden, piste indiğinde şükreden, gözyaşı döken vatan evlatları sevgilisine koşar gibi asfaltta koşuyordu...

Ve son 10-15 yıldır yaşadığımız tüm saldırıların altındaki hedef de işte bu koşuyu durdurabilmekti.

Bu yüzden TUSAŞ'ın hedef alınması tesadüf değildi...

Elbette...

Teröristler saldırdığında mühendislerin KAAN savaş uçağının üstünü brandayla örtmeye çalışması, hayatlarını riske atması da öyle.

Türk Havacılık ve Uzay Sanayii, 23 Ekim 2024'te terör saldırısına uğradı...

5 vatan evladı şehit oldu...

Teröristler etkisiz hale getirildi...

Atakan Şahin Erdoğan, Cengiz Coşkun, Zahide Güçlü Ekici, Hasan Hüseyin Canbaz ve Murat Arslan..

Şehitlerin adı yerleşkedeki bu anıtta...

Hainlere inat üretmeye devam eden kahramanların hayat felsefesi duvarlara yazıldı...

Zira herkes biliyordu ki tam bağımsız Türkiye'nin yolu

Akıl ve alın terinden geçiyordu...

"Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik" misali kahramanların

KAAN'ın piste teker koymasının ardından yaptığı koşu işte bu anlayışın bir yansımasıydı...

Deyim yerindeyse Türkiye çarpışa çarpışa yol aldı...

Şehitlerinin kanı, canı, gazilerinin fedakarlıkları, açık, gizli kahramanların yazdığı destanlarıyla dengeleri değiştirdi....

Bu yüzden kimi zaman "Yenikapı ruhu" dediğimiz,

Kimi zaman "TUSAŞ ruhu" dediğimiz birlik, dirlik ve mücadele ruhunu her daim diri tutmak zorundayız...

Hele ki BM raporlarında yedi yıl içinde büyük bir savaş bekleniyor ifadelerine yer verilirken... Cumhurbaşkanı Erdoğan bu şartları ve muhalefetin içine düştüğü durumu AK Parti Grup toplantısında çarpıcı sözlerle dile getirmişti.

"Dünyayı ve bölgemizi hiç takip etmedikleri gibi Türkiye'ye yönelik örtülü operasyonlardan, toplumsal mühendislik projelerinden de habersizler. Kendi dar kadro çıkarları dışında her şeye gözlerini ve kulaklarını kapatmış durumdalar. 'plan' deseniz yok, 'program' deseniz yok, 'ülkenin sorunlarına çözüm önerisi' deseniz yok, 'siyasette nezaketi koruyalım' deseniz maalesef o da yok."

Tablo bu...

Bir yanda Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın vizyonu,

İnşa ettiği özgüvenli Türkiye tablosu...

Diğer yandan muhalefetin kayıkçı kavgası,

Basiretsiz siyaseti ve kaostan beslenme alışkanlığı...

Bu yüzden muhalefet ne kadar umut veriyor gerçekten cevabı tartışmalı...