Adalet Bakanı Akın Gürlek ve İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'nin son dönemdeki operasyon fırtınası sonrası herkes "ne oluyor" diye soruyor...
Meslekte 30 yılı geride bıraktık çok operasyonlar gördük, takip ettik. Bu yüzden dosya içerikleriyle ilgili bilgileri zaten her gün gazetelerde, televizyonlarda görüyorsunuz, izliyorsunuz.
Ben kendi gazetecilik refleksim, tecrübe ve bilgilerimle size bir okuma yapmaya çalışacağım...
Yazdıklarımı elbette sübjektif bulabilirsiniz...
Bu yüzden kesin hüküm bildirmeden sadece durum tespiti olarak bunları değerlendirin lütfen...
15 Temmuz FETÖ'cü darbe girişimi sonrası DEVLET güvenlik paradigmalarında köklü bir değişime gitti...
Sınır ötesi operasyonlarla silahlı terör örgütlerinin beli büküldü... Ancak ülkemiz sadece silahlı örgütlerle tehdit edilmiyor... Örneğin FETÖ'de 15 Temmuz gecesine kadar çatapat tabancası bile yoktu...
Benim gördüğüm devlet 15 Temmuz sonrası kökü dışarıda olan örgüt, STK, cemaat, tarikat adı ne olursa olsun bu yapıların Türkiye'de ameliyat yapmasına izin vermeyeceğini ilan etmiş durumda...
Hatırlayın "Harun Yahya" kod adını kullanan ve kamuoyunda "Adnan Hocacılar" diye bilinen elebaşılığını Adnan Oktar'ın yaptığı bir grup vardı...
Dışarıdan bakıldığında kedicikleriyle göbek atan sözde bir hoca vardı karşımızda. Ancak meselenin derinleri çok farklı çıktı... Bir yandan alternatif din algısı oluşturan, diğer yandan cinsel saldırı, taciz, şantaj gibi Espteinvari yöntemler kullanan bir yapı vardı karşımızda... Üstelik hiçbir şey üretmeden İstanbul Boğazı'na nazır köşklerde yaşıyordu Adnan Oktar...
2018'de operasyon yapıldı. 4 yıl süren yargılama sonrasında Adnan Oktar binlerce yıl hapis cezası aldı.
Şimdilerde Alihan Kuriş Suç Örgütü soruşturmasını konuşuyoruz... Yine kitabın ortasından konuşalım...
FETÖ'nün darbe dışındaki görevlerinden birisi de yine "Dinler arası diyalog" safsatası ile İslam dininde erozyona sebep olmaktı... Almanya'daki "Bir ev" projesinde, bir imam, bir haham, bir papazın birlikte görev yapması... Cuma namazını kadın imamlara kıldırma gibi adımlar atılmasının takdirini siz yapın.
Teröristbaşı Fetullah Gülen'in "Ülkenizi işgal etmelerinden korkmayın. Hristiyanlar sizin karınıza, kızınıza ilişmez" diye sözde vaazları hala kulaklarımızda... Ya da "Güneydeki sevdiğimiz ülke" diye anlattığı yerin İsrail olduğunu anlamak için kahin olmaya gerek yok...
Şimdi gelelim zurnanın zırt dediği yere...
FETÖ'nün olduğu gibi "Alihan Kuriş Suç Örgütü"nün Almanya'daki devasa yapılanması sizce tesadüf olabilir mi Süleymancıların başına aslında Eski Bakan Arif Ahmet Denizolgun'un geçmesi beklenirken 2016 yılında Alihan Kuriş'in geçmesi acaba hayatın doğal akışında mı gerçekleşti Zira Denizolgun'un mezarı açıldı. Yeniden otopsi yapılacak. O dönemde FETÖ'nün adli tıp yapılanmasının bir cinayeti örtbas etmiş olabileceği iddia ediliyor. Peki, Kuriş'in Süleymancıların başına geçirilmesi batı kaynaklı bir operasyon olabilir mi Kuriş ailesinin söylemde Allah yolunda yürürken biriktirdiği yüzlerce tapu, milyarlarca liralık servet, altın külçeleri bir yana haberleşme için gizli yöntemler kullanması da sizce biraz şüpheli değil mi İçişleri Bakanı Çiftçi, kendi adına telefon hattı olmayan, birkaç kare fotoğraf dışında videosu bile bulunmayan Alihan Kuriş'in üç aşamalı gizli bir haberleşme programı kullandığını söyledi... Dini yapıların en özgür dönemini yaşadığı AK Parti iktidarında bu kadar gizliliğin, casus filmi gibi yapılanların sebebi neydi "Kuriş Suç Örgütü" soruşturmasından sonra bu kez düğmeye Furkancılar için basıldı... Alparslan Kuytul eşi ve birçok şüpheli gözaltına alındı... Kuytul'un daha önce de başı yargıyla derde girdi... Halen de yargılandığı davalar var. Ama benim asıl dikkatinizi çekmek istediğim mesele şu; FETÖ'cü darbe girişiminden hemen önce "Tayyip Erdoğan'ın kalemi kırılmıştır. Yakında işi bitirilecektir. İşi bitirildiği zaman ona kimsenin acımaması için onun elde ettiği bu şereflerin geri alınması lazım" vaazlarını hangi bilgi ve motivasyonla verdi
Ya da 15 Temmuz gecesi FETÖ'cü darbe girişimine destek söylemlerinin altında ne vardı sorusunu sormak boynumuzun borcu... Bu süreçte benim dikkatimi çeken bir başka meseleyse "Şeyh uçmaz, mürid uçurur" misali eşi Semra Kuytul'un sözde dini vaazlarında, "Hocamız rüyasında Hz. İsa'yı gördü. Hz. İsa gelmiş diyorlar, hocamızı birisi alıp oraya götürüyor. Herkes ayağa kalkıyor hocamız gelince. Diyorlar ki senin İsa'nın yanında değerin var" sözleri size de FETÖ'nün dinler arası diyalog vaazlarını çağrıştırmıyor mu
Benim bu yazıda maksadım kimseyi suçlamak, karalamak ya da hedef göstermek değil elbette yüce Türk yargısı son kararı verecek, gereğini yapacaktır. Ancak aklıma takılan şüphe ve soruları sormak da bu vatanın bir evladı olarak boynumun borcu...
Türkiye'deki Alman Vakıfları ve FETÖ operasyonlarını yazan Doç. Dr. Necip Hablemitoğlu'nun suikasta kurban gittiğini unutmayın...
Aynı şekilde memleketin tüm düşmanlarının batı başkentlerinde sığınma hakkı aldığını, şeref konuğu yapıldığını, korunup kollandığını da unutmayın...
Bu bölümü Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın geçmişte söylediği bir söz ile bitirelim...
"Kimsenin bu ülkede ameliyat yapmasına müsaade etmeyeceğiz"
Devlet kökü Anadolu'ya dayanmayan kim olursa olsun ayrık otlarını koparıp atmaya karar vermiş gibi görünüyor...
Takdir milletin elbette...
ERDOĞAN'IN SIRRI 3. TELEFONDA
Muhalefet çok uzun süredir bir sorunun cevabını arıyor... "Cumhurbaşkanı Erdoğan nasıl oluyor da her seçimde kazanıyor" Aslında cevap gözlerinin önünde ancak gözleri öylesine kamaşmış, körleşmiş vaziyette ki göremiyorlar...

12