Türk dünyasının son yıllarda en çok önem verdiği konulardan biri hiç kuşkusuz Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin uluslararası görünürlüğünün artırılmasıdır. Bu çerçevede Türk Devletleri Teşkilatı'nın KKTC'yi 2022 yılında gözlemci üye olarak kabul etmesi, Kıbrıs Türk halkı açısından tarihi bir gelişme olarak değerlendirilmişti. Ardından gerçekleştirilen zirvelerde başta KKTC 5. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar olmak üzere KKTC temsilcilerinin Türk dünyası liderleriyle aynı fotoğraf karelerinde yer alması, ortak bildirilerde Kıbrıs Türk halkına yönelik destek mesajlarının verilmesi ve kardeşlik vurgularının yapılması da bu sürecin önemli parçaları oldu. Ancak son günlerde Kazakistan'dan gelen görüntüler, Türk dünyasında ve özellikle KKTC'de bazı haklı soruların yeniden sorulmasına neden oluyor.15 Mayıs'ta Türkistan'da gerçekleştirilen Türk Devletleri Teşkilatı toplantısında KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman'ı devlet başkanı düzeyinde ağırlayan, kardeşlik mesajları veren ve Kıbrıs Türk halkına destek açıklamalarında bulunan Kazakistan yönetimi,3 Haziran günü, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Nikos Hristodulidis'i Astana'da devlet töreniyle karşıladı. Üstelik bu sıradan bir diplomatik ziyaret de değildir. Rum liderin açıklamalarına bakıldığında, ziyaretin kendisi tarafından "tarihi" olarak nitelendirildiği görülüyor. ünkü ilk kez bir Rum lider Kazakistan'a resmi ziyarette bulunuyor. Programda yalnızca Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev ile görüşme yok. Astana'da Rum büyükelçiliğinin açılması, iki ülke arasında doğrudan uçuşların başlatılması, ticaret forumu düzenlenmesi ve çok sayıda ikili anlaşmanın imzalanması da yer alıyor. Dahası, Tokayev'in Hristodulidis'e devlet nişanı takdim etmesi de planlanıyor. Doğal olarak KKTC'de birçok kişi, 'Türkistan'da kardeşlik mesajları veren Kazakistan, Astana'da Rum Yönetimini adanın tek meşru devleti gibi ağırlarken aslında hangi mesajı vermektedir' diye sormaktan geri kalamıyor! Kazakistan'ın uluslararası hukuk gerekçesiyle Birleşmiş Milletler kararlarına bağlı kalmasını anlamak mümkündür. Nitekim bugün dünyanın büyük bölümü GKRY ile diplomatik ilişki kurmaktadır. Ancak burada dikkat çeken husus, Kazakistan'ın Rum tarafıyla ilişkilerini her geçen gün daha ileri bir seviyeye taşırken, bırakınız KKTC'nin egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü taleplerine yönelik herhangi bir somut adım atmasını, fiiliyatta KKTC ile herhangi bir olumlu adım atmaktan imtina etmektedir. Başta turizm ve eğitim gibi alanlarında işbirliği imkanları ne yazık ki devreye sokulamamıştır. Kıbrıs Türk halkı açısından mesele tam da budur. ünkü yıllardır Türk dünyasından gelen açıklamalarda "kardeşlik", "dayanışma", "ortak tarih", "ortak kültür" ve "ortak gelecek" ifadeleri kullanılmaktadır. Ancak diplomasi sadece güzel sözlerden ibaret değildir. Asıl belirleyici olan devletlerin attığı somut adımlardır. Bugün Kazakistan'ın Rum tarafıyla geliştirdiği ilişkilerin kapsamına bakıldığında, bunun klasik diplomatik temasların ötesine geçtiği görülmektedir. Büyükelçilik açılışı, doğrudan uçuşlar, ekonomik iş birlikleri ve devlet törenleri bir ülkenin diğerini hangi seviyede gördüğünün açık göstergeleridir.
Bu noktada ister istemez, KKTC'ye gözlemci üyelik koltuğu uygun görülürken, Rum yönetimine devlet protokolü uygulanması Türk dünyasının Kıbrıs politikası açısından nasıl açıklanacaktır sorusunu da sormadan geçmek mümkün değildir. Daha da önemlisi, Türk Devletleri Teşkilatı zirvelerinde verilen fotoğraflar ile uluslararası alanda yürütülen gerçek diplomasi arasında bir çelişki mi oluşmaktadır Kıbrıs Türk halkı bu sorulara cevap ararken, son yıllarda yaşanan bazı gelişmeleri de hatırlamaktadır. Türk Devletleri Teşkilatı üyesi bazı ülkelerin Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nde büyükelçilik açmaları, Avrupa Birliği ile ilişkilerini geliştirmek adına Rum tarafına yönelik adımlar atmaları ve KKTC konusunda son derece temkinli davranmaları zaten dikkat çekiyordu. Astana'daki son ziyaret ise bu tartışmaları daha da görünür hale getirmiştir. Elbette Kazakistan'ın kendi milli çıkarları vardır. Avrupa Birliği ile ilişkileri, enerji politikaları, yatırım beklentileri ve çok yönlü dış politika anlayışı Astana'nın kararlarında etkili olmaktadır. Ancak aynı durumun Türk dünyasının dayanışma ruhu açısından nasıl algılandığını da görmek gerekir. ünkü Kıbrıs Türk halkı açısından mesele yalnızca diplomatik protokol meselesi değildir. Mesele, yıllardır dile getirilen kardeşlik söylemlerinin ne ölçüde somut karşılık bulduğudur. Bugün Astana'da Rum lider için kırmızı halılar serilirken, Kıbrıs Türk halkı doğal olarak şunu sorgulamaktadır: 'Türk dünyasının yıllardır dile getirdiği kardeşlik ve dayanışma söylemleri gerçekten stratejik bir tercihin ürünü müdür, yoksa yalnızca zirve bildirilerinde kalan iyi niyet ifadelerinden mi ibarettir' Bu sorunun cevabı yalnızca Kazakistan açısından değil, Türk Devletleri Teşkilatı'nın geleceği açısından da önem taşımaktadır. ünkü Türk dünyasının inandırıcılığı, zirve salonlarında çekilen aile fotoğraflarından çok, kritik konularda ortaya koyduğu tutarlılıkla ölçülecektir. Astana'daki görüntüler ise bugün için maalesef yeni sorular üretmekte, verilen cevaplardan daha fazla tartışma yaratmaktadır.

13