Cumhurbaşkanı Erdoğan cumartesi günü Topkapı Sarayı Darphane-i Amire Müzeleri Açılış Töreni'nde vesayet zihniyetinin temellerini sarsan bir konuşma yaptı.
Yeni nesillerin belki de ilk defa duyduğu ve inanmakta zorluk çekecekleri gerçekleri dile getirdi.
Gerçekleri dile getiren bir Cumhurbaşkanı... Hamaset olsun diye konuşmuyor... Devletin arşivine, gizli bilgilerine vakıf seçilmiş bir liderin ifadeleri, sadece günümüze değil, geleceğin Türkiye'sine de ufuk açıyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye Yüzyılı'nın sağlıklı milli ve manevi zeminlere kavuşması derdiyle yanıyor.
Yıldız Sarayı'nın bir zamanlar gazino ve kumarhane olarak işletildiğini belirten Erdoğan şunu diyor:
"Aynı hürmetsizliklere, ibadethanelerimizden tutun da farklı müesseselere kadar daha pek çok yerde şahit olduk. El yazması nadide eserlerimiz hurda kâğıt niyetine yabancılara satıldı. Tarihi camilerimizin zahire ambarı olarak kullanıldığı, hatta maalesef kimi yerlerde ahıra çevrildiği acı günler yaşadık."
Milli ve manevi değerlere yapılan bu düşmanlığın sebebi neydi
Konuşmasında Erdoğan şöyle cevap veriyor:
"Milletimizi ruh kökünden koparmak amacıyla rahmetli Mehmet Doğan hocamızın 'batılılaşma ihaneti' dediği bir politikanın ürünü olarak batılılaşmayı sadece gardıropta arayan, tarihini ve kültürünü inkâr etmekte arayan, milli ve manevi değerlerine yabancılaşmakta arayan bir kimliksizleştirme siyasetine maruz bırakıldık."
Milletimiz; bu siyasete karşı kendi mana köklerine, inancına, milli ve manevi değerlerine bağlı kalmak istediğini siyaseten göstermeye kalktığında bu defa devreye asker içindeki cuntacılar sokularak darbe üstüne darbe yaptılar. Öylesine kin ve düşmanlık içindeydiler ki, 27 Mayıs darbesini yıllarca bayram olarak kutlattılar...
Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçmişte yaşanmış acılardan, artık kapatılması gereken sayfalardan mı bahsediyor
Bunun da cevabını veriyor:
"Hâlâ eski günlerin özlemiyle hareket edenler, reddi miras yaparak milletin tarihi ve kültür kodlarıyla hesaplaşanlar olduğunu gayet iyi biliyoruz. 24 yıldır bu zihniyetin temsilcilerine fırsat vermedik, inşallah bundan sonra da fırsat vermeyeceğiz."
Evet, vesayet zihniyetinin sahipleri hâlâ varlar ve direniyorlar.
Hafızalarda canlı duran bir örneği hatırlatayım.
Cumhurbaşkanı Erdoğan Ayasofya'nın aslî hüviyetine kavuşacağını, cami olarak yeniden ibadete açılacağını söyleyince vesayet ağalarının nevri döndü.
11 Haziran 2020'de CHP İstanbul Milletvekili Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu (üç gün önce İstanbul Baro Başkanlığını kaybetti), Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde şu konuşmayı yapmıştı:
"Benim görüşüme göre Topkapı Sarayı da müze olarak korunmalı, Ayasofya da müze olarak korunmalı, hatta Sultanahmet de müze olmalı çünkü bunlar artık bizim kendi şeyimiz değil, kendimize özgü değil, insanlığın ortak mirasıdır bunlar..."

10