Erdoğan'ın çizdiği büyük resmi Özel de görecek mi

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Türkiye Büyük Millet Meclisi 28. Dönem 5. Yasama Yılı açılışı dolayısıyla Genel Kurul'da yaptığı hitap, Türkiye Yüzyılı yolunda yeni bir sayfa açtı.

Terörsüz Türkiye'nin tarihî önemi, anlamı hakkında büyük resmi gösterdi. Cumhur İttifakı olarak sergilenen ortak irade, bilhassa Erdoğan-Bahçeli kardeşliği ve dayanışması ile girilen tarihî yolda hedef Türkiye Yüzyılı'dır.

Türkiye Yüzyılı; bölgesinde ve küresel krizlerde söz kesen, sözüne güvenilen güçlü ve büyük Türkiye'nin yüzyılıdır.

Önce PKK terörüne karşı sınır ötesi harekâtlarla, sonra Azerbaycan'da Karabağ'ın kurtuluşundan beri Türkiye artık başka bir Türkiye'dir. NATO ülkelerine silah satma noktasına gelmiş savunma sanayi hamleleri ile başka bir Türkiye'dir.

Bölgesel ve küresel krizlerde barışın odağındaki Türkiye artık başka bir Türkiye'dir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM'de açtığı yeni sayfada büyük resmi şöyle anlattı:

"Türkiye'de salt iktidar karşıtlığı üzerine kurulu 'cephe siyasetinin' raf ömrü dolmuştur. Siyaseti; hizmette, eserde, icraatta yarış olmaktan çıkarıp, muhatabın düşmanlaştırıldığı bir yıpratma savaşına dönüştürmek vahim bir hatadır. Küresel ve bölgesel gelişmeler, yeni bir siyaset tarzını mecbur kılmaktadır.

"Gelinen aşamada önümüzde iki seçenek bulunuyor; ya kutuplaşmayı ve kutuplaştırmayı merkeze alan eski siyaset tarzıyla yola devam edeceğiz, ya da asgari müştereklerde buluşmayı, mutabakat içinde rekabeti esas alan yeni siyaseti Türkiye'ye hâkim kılacağız.

"Eğer Türkiye yeniden büyük ve güçlü Türkiye olacaksa, eğer Türkiye önüne açılan tarihî fırsatları değerlendirecekse, bu paradigma değişimini, hep beraber vakit kaybetmeksizin gerçekleştirmek durumundayız.

"Farklı siyasi partiler, ne kadar aykırı olursa olsun farklı fikirler, Türkiye'nin ve Türk demokrasisinin zenginliğidir. Ancak her siyasi partinin önceliği Türkiye olmalıdır, olmak zorundadır. Her siyasi parti, Türkiye'nin kendi iç dinamiklerinden, kendi tabanından güç ve ilham alarak Türkiye merkezli siyaset icra etmelidir. Çatışma ve kutuplaştırmanın yerini uzlaşma ve hoşgörü almalıdır. Türkiye'nin millî menfaatlerinde, milletimizin her bir ferdini ilgilendiren konularda, siyaset tam bir mutabakat zemininde buluşabilmelidir. Biz, buna 'iç cephenin tahkim edilmesi' diyoruz. Biz, buna 'Büyük Türkiye Mutabakatı' diyoruz. 'Terörsüz Türkiye' sürecimizin, aynı zamanda bu toplumsal mutabakatı, işte bu millî mutabakatı inşa etmeye dönük olduğunu özellikle vurgulamak isterim. Bölgemizin ateş çemberine dönüştüğü bir ortamda 'Terörsüz Türkiye' çabaları, Türkiye'nin hasımları üzerinde caydırıcı bir etkiyi şimdiden uyandırmış, Türkiye'nin gücüne güç katmış, bölgemizde yeni bir rüzgâr estirmiştir."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yakın çevredeki hadiselere bakıldığında yerel bazdaki ayrışmaların, siyaset ve toplum mühendislikleriyle birçok ülkenin "yumuşak karnına" dönüştüğünü ve dönüştürüldüğünü gördüklerini dile getirdi.