Yarın DEM Parti'nin olağanüstü kongresi var.
Terörsüz Türkiye sürecinde DEM Parti, Meclis'teki olumlu gelişmede pay sahibi oldu. İmralı'ya giden DEM Parti heyeti, Öcalan'ın tavsiyeleri istikametinde hareket etti.
TBMM'de kabul edilen "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun" ile önemli bir aşamaya gelindi.
Kanun'un 467 milletvekilinin oyu ile kabul edilmesi, siyasî bir mutabakatın gücünü gösterdi. Toplumun büyük çoğunluğunun desteği, özellikle Güneydoğu'da yüzde 70'lere varan destek, toplumsal mutabakatın da barış ve kardeşlik için devrede olduğunun göstergesidir.
Ancak yarım asırlık acıları dindirecek, Türkiye'yi ve bölgemizi huzur ve kalkınmanın rampasında şahlandıracak bu projenin; içte ve dışta verdiği rahatsızlığın hem millet olarak hem devlet olarak farkındayız.
Nitekim bu hafta hem Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın hem de MHP lideri Bahçeli'nin uyarıları vardı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kırgızistan ziyaretinin ardından yurda dönüşünde uçakta gazetecilerin sorularını yanıtlarken,
"Milletimiz de Terörsüz Türkiye'ye desteğini ortaya koymuştur. Böylesi provokasyona açık süreçlerin çok uzamaması gerekir" dedi.
Erdoğan'a, DEM Parti'den zaman zaman aykırı seslerin gelmesi "toplumsal bütünleşmeye hizmet etmiyor" yorumlarına yol açıyor, hatırlatması yapılınca Cumhurbaşkanı;
"Milletin kardeşliğini zedeleyen, toplumsal bütünleşmeyi yaralayan, terörün geçmişte oluşturduğu fay hatlarını yeniden harekete geçirme riski olan yaklaşımları hoş göremeyiz." ifadesini kullandı.
DEM Parti'den gelen aykırı ses tam bir provokasyondu.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları 11 Ağustos'ta katıldığı Halk TV yayınında şöyle konuştu:
"Türkiye, Kürt sorunu kartını sürekli masada diri tuttu. Dolayısıyla burada yapacağı birçok açılım elinde kaldı. En basit örneği; mesela İsrail'e 'Sen Filistin'i işgal etmekten vazgeç' dediğinde, döndü Netanyahu dedi ki: 'E sen de Kürtleri dövmekten, öldürmekten vazgeç' dedi."
Soykırımcı katil İsrail'in Filistin halkına, Gazze'nin masumlarına yaptığı zulmü, Türkiye'nin Kürt politikası olarak göstermek, hem de Terörsüz Türkiye sürecinde önemli bir aşamaya gelinmişken sürece ihanet değil midir
Eski HDP Sözcüsü Ayhan Bilgen, DEM Parti'nin 6 Eylül'deki kongresi üzerinden bu tavrını şöyle değerlendirdi:
"DEM'in siyasi tutum ve eylemleri Kürtler, Türkiye, Suriye, Irak ve benzeri lokal dinamiklerden ziyade daha çok Batılı merkezlerin etkisiyle şekillenmekte. Bunu da zaten LGBT ve benzeri bu coğrafya insanının hiçbir biçimde kabullenmeyeceği alanlarda üstlendiği rolle dışa vurmaktalar. Batı'nın dayattığı normlarla hareket eden bir siyasi hareketin Kürtler, Türkler, Fars ya da Araplar için çözüm üretmesini beklemek zaten mümkün değil. Batı merkezli dayatmalardan vazgeçmeyecekler. Tabandaki desteğe rağmen direnç göstermeyi sürdürecekler. Silahı teslim edenler, silahsız zeminde kendilerini ifade edecekleri bir dönemi kendilerine tehdit olarak görüyorlar."

3