Yeni dünya düzeni kurulurken Türkiye nerede duruyor
Hüseyin Demir
Dünya yeniden şekilleniyor.
Ama bu, Hollywood filmlerindeki gibi "bir gecede" olan bir dönüşüm değil. Sessiz, sancılı ve zaman zaman kaotik bir değişim bu. Soğuk Savaş sonrası kurulan, ABD merkezli liberal düzen artık eski gücünde değil. Kurallar gevşiyor, ittifaklar çatlıyor, güç merkezleri çoğalıyor.
Kısacası: Yeni bir dünya düzeni kuruluyor mu
Evet.
Ama bu düzen henüz net değil; daha çokeski düzenin çözülme süreciyaşanıyor.
Ve tam bu noktada kritik bir soru ortaya çıkıyor:
Türkiye bu yeni tabloda nerede duruyor
Tek Kutuplu Dünya Çöküyor
1990'lardan itibaren dünya, ABD'nin askeri, ekonomik ve siyasi liderliği altında şekillenmişti. NATO, IMF, Dünya Bankası, BM gibi kurumlar bu düzenin taşıyıcı kolonlarıydı. Ancak bugün bu kolonlar çatırdıyor.
ABD hâlâ güçlü, ama eskisi kadar "oyunu tek başına kuran" bir aktör değil. Çin yükseliyor, Rusya direniyor, Avrupa kararsız, küresel Güney daha cesur.
Yeni dünya düzeni denilen şey aslında şudur:
Kimsenin tam hâkim olmadığı, herkesin alan açmaya çalıştığı bir güç mücadelesi.
Trump ve ABD: Düzeni Sahiplenmekten Pazarlığa
Donald Trump'ın temsil ettiği yaklaşım, ABD'nin dünyaya bakışında önemli bir kırılmaydı. "Düzeni ben kurarım, maliyetini de ben öderim" anlayışı terk edildi. Yerine "benim çıkarım ne" sorusu geldi.
Bu durum müttefikleri rahatsız etti ama gerçeği de açığa çıkardı:
ABD artık sistemin garantörü olmak istemiyor.
Türkiye açısından bu, hem risk hem fırsat oluşturdu. Çünkü Washington'un tek merkezli baskısı azalırken, Ankara'nın manevra alanı genişledi.
Çin, Rusya ve Avrupa: Herkes Kendi Yolunda
Çin, sessiz ama derin bir strateji izliyor. Tankla değil ticaretle, üslerle değil altyapıyla ilerliyor. Küresel ekonominin damarlarına giriyor.
Rusya ise askeri gücüyle masada kalmaya çalışıyor. Ukrayna savaşı sonrası yalnızlaştı ama tamamen dışlanamadı.
Avrupa Birliği
Ekonomik dev ama siyasi cüce olma riskiyle karşı karşıya. Güvenlikte ABD'ye bağımlı, stratejide kararsız.
İşte bu karmaşanın ortasında Türkiye, alışılmışın dışında bir çizgi izliyor.
Türkiye ve Erdoğan: Oyuna Dahil Olmak Yetmedi, Oyunu Zorladı
Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Türkiye, uzun süredir "kenarda duran" bir ülke gibi davranmıyor. Ne tamamen Batı'ya yaslanıyor ne de Doğu'ya savruluyor.
Bunun adı artık literatürde net:stratejik özerklik.
Türkiye; NATO üyesi ama Rusya'yla konuşabiliyor, ABD ile sorun yaşarken sahada geri adım atmıyor, Savunma sanayisini millîleştirerek dışa bağımlılığı azaltıyor.
Suriye'de, Libya'da, Karabağ'da, Doğu Akdeniz'de Türkiye artık sadece "diplomasi yapan" değil,

4