Ortadoğu'nun Yeni Satranç Tahtası ve Türkiye
HÜSEYİN DEMİR
Ortadoğu'da yaşanan son gelişmeler, bölgenin yalnızca bir savaş alanı değil aynı zamanda büyük güçlerin uzun vadeli stratejik hesaplarının sahnesi olduğunu bir kez daha gösteriyor. Son günlerde gazeteci ve analistDavid Hearst'ün ortaya koyduğu değerlendirmeler de bu gerçeği yeniden gündeme taşıdı. Hearst'e göreİsrail'inİranile yaşadığı gerilim, yalnızca nükleer program veya füze tehdidi meselesi değil; daha geniş bir jeopolitik stratejinin parçası.
Bu iddia doğru olsun ya da olmasın, Ortadoğu'nun bugün yeni bir güç mücadelesi dönemine girdiği inkâr edilemez. Çünkü savaşlar artık yalnızca sınırları değil,bölgesel güç dengelerinide yeniden şekillendiriyor.
İran Savaşı Bir Başlangıç mı
Son yıllarda İran çevresinde yaşanan askeri ve siyasi gerilimler, bölgenin geleceğine ilişkin ciddi soruları beraberinde getiriyor. Birçok analist, İran'ın zayıflatılmasının ardından Ortadoğu'daki güç boşluğunun nasıl doldurulacağı sorusunu tartışıyor.
İsrail'de bazı stratejik çevrelerin yıllardır dile getirdiği "bölgesel üstünlük" fikri de bu tartışmaların merkezinde yer alıyor. Bu yaklaşım, bölgedeki güçlü devletlerin zayıflatılması ve Ortadoğu'nun daha küçük ve kontrol edilebilir siyasi yapılara ayrılması fikrine dayanıyor.
Bu tür senaryoların gerçek olup olmadığı ayrı bir tartışma konusu olsa da, Ortadoğu'nun son yirmi yılda yaşadığı gelişmeler bir gerçeği açıkça ortaya koydu:
Bölgedegüçlü devletler zayıfladıkça kaos büyüyor.
Irak'ın parçalanması, Suriye'deki iç savaş ve Libya'daki devlet otoritesinin çökmesi bunun en açık örnekleri.
"Amalek" Tartışmasının Anlamı
Son günlerde bazı yorumlarda geçen "Amalek" kavramı da dikkat çekici. Yahudi kutsal metinlerinde geçen Amalek, İsrailoğullarının tarihsel düşmanı olarak anlatılan bir kavimdir. Modern siyasi dilde ise zaman zaman "mutlak düşman" anlamında sembolik olarak kullanılabiliyor.
Bazı yorumcularınTürkiyeiçin böyle bir söylemin gündeme gelebileceğini iddia etmesi, aslında Türkiye'nin bölgede artan etkisinin de bir göstergesi olarak okunabilir. Çünkü tarih boyunca Ortadoğu'da güçlü olan devletler, her zaman küresel stratejilerin merkezinde yer almıştır.
Hindistan Faktörü
Ortadoğu denkleminde dikkat çeken bir diğer unsur iseHindistanile İsrail arasındaki artan iş birliği. Teknoloji, savunma sanayii ve ticaret alanındaki ortak projeler iki ülkeyi stratejik olarak birbirine yaklaştırıyor.
Bu iş birliği yalnızca ekonomik değil; aynı zamanda jeopolitik bir anlam da taşıyor. İsrail'in Batı dışındaki büyük bir güçle kurduğu bu ortaklık, Ortadoğu'daki güç dengelerinin küresel ölçekte yeniden şekillendiğini gösteriyor.
Türkiye'nin Stratejik Konumu

11