Hazreti İbrahim'in imtihanında Allah insandan kan isteyen bir güç olmadığını gösterdi. Asıl istenen şey teslimiyetti. İbrahim'in elindeki bıçak aslında insanın içindeki putlara yönelmişti: mala bağlılık, evlada bağımlılık, nefse teslimiyet, dünya tutkusu... Kurbanın gerçek anlamı burada ortaya çıkar. İnsan Allah için neyi terk edebiliyor Asıl soru budur.
Bugün kurbanı sadece hayvan kesmek olarak görmek, bu büyük hakikati küçültmek olur. Çünkü modern çağda kurban biçim değiştirmiş durumda. İnsan artık putlara tapmıyor belki ama başka şeylere teslim oluyor. Makama, paraya, şöhrete, hazza, sosyal medya beğenilerine, gösterişe...
Bugün nice insan kariyeri uğruna ailesini kurban ediyor. Daha fazla para kazanmak için vicdanını kaybediyor. Sosyal medyada görünür olmak için şahsiyetini tüketiyor. Gençler ekranlara teslim oluyor, çocuklar merhametten uzak büyüyor, aileler aynı evin içinde birbirine yabancılaşıyor. Modern dünyanın en büyük sorunu tam da burada başlıyor: İnsan teknoloji çağında güçlendi ama ruhen küçüldü.
Kurban Bayramı işte bu yüzden sadece bir ibadet değil, aynı zamanda bir ahlak çağrısıdır. İnsan yeniden paylaşmayı öğrenir. Fakirin kapısını çalar. Komşusunu hatırlar. Yalnız olmadığını anlar. Çünkü İslam'da kurban sadece bireysel bir ibadet değildir; toplumsal vicdanın yeniden ayağa kaldırılmasıdır.
Eskiden bayramlar mahalleyi bir araya getirirdi. Çocuklar sevinirdi, yoksullar unutulmazdı, sofralar paylaşılırdı. Şimdi ise insanlar aynı apartmanda birbirini tanımıyor. Bayramlar tatil organizasyonuna dönüşüyor. Kurban kesiliyor ama merhamet eksiliyor. İşte asıl tehlike burada.
Çünkü kurbanın ruhu kaybolursa geriye sadece şekil kalır. Şekil ise insanı dönüştürmez.
Büyük İslam âlimleri kurbanın özünü "ihlâs" ve "takva" olarak açıklamıştır. Yani gösterişten uzak, samimi bir teslimiyet... Eğer insan kurban keserken Allah'ın verdiği nimetleri, yoksulların hakkını, ölüm gerçeğini ve kendi acziyetini düşünmüyorsa; yapılan ibadet şeklen doğru olsa bile ruhen eksik kalır.
Bugün İslam dünyasının yaşadığı krizlerin temelinde de biraz bu vardır. Bilgi var ama hikmet yok. Kalabalık var ama birlik yok. İbadet var ama ahlak zayıf. İnsanlar dini konuşuyor fakat dinin dönüştürücü ruhunu hayatına taşımakta zorlanıyor.

28