Geçmişte İslam'ın cihanşümul olduğu dönemlerde, din; bireyi terbiye ederken toplumu da ayakta tutuyordu. İlim adamı kibirli değildi, yönetici hesap vermekten kaçmazdı, tüccar kazancını kutsallaştırmazdı. Çünkü herkes, gücün de bilginin de emanet olduğunu biliyordu. Bugün ise bilgi güç üretiyor ama hikmet üretmiyor; siyaset yönetiyor ama adalet üretemiyor.
Günümüz dünyasında İslam ne olmalıdır sorusu, aslında "İslam neye indirgenmemelidir" sorusuyla birlikte sorulmalıdır. İslam; nostaljik bir geçmiş anlatısı değildir. İslam; güncel krizlere sessiz kalan bir ritüeller bütünü değildir. Ve İslam; sloganlara sıkıştırılacak bir kimlik göstergesi hiç değildir.
İslam bugün, insan onurunu merkeze alan bir adalet dili olmalıdır. Güç karşısında susmayan, mazlumun kimliğine bakmadan yanında duran, ahlâkı sadece bireysel değil kamusal bir sorumluluk olarak gören bir duruş olmalıdır. Kur'an'ın hayata bakışı budur: "İyiliği emretmek, kötülüğü engellemek" sadece bireysel bir öğüt değil; toplumsal bir görevdir.
Bugünün âlimleri ve aydınları için asıl mesele, İslam'ı savunmak değil; onu doğru yerde ve doğru biçimde temsil etmektir. Çünkü İslam en çok, yanlış temsil edildiğinde zarar görür. Sertlik adına merhameti, gerçekçilik adına ahireti, akıl adına vahyi dışlayan her yaklaşım, bu dini hayattan biraz daha koparır.
Belki de artık şu soruyla yüzleşmenin zamanı gelmiştir:
İslam mı çağın gerisinde kaldı, yoksa çağ mı adaleti, vicdanı ve sınırı kaybetti
Eğer dünya bugün bu kadar yorgunsa, eğer insan bu kadar yönsüzse, belki de sorun İslam'ın hayata söyleyecek sözü olmaması değil; bizim o sözü duymaya hazır olmamamızdır. Çünkü Kur'an hâlâ hayata bakıyor, hâlâ insanı uyarıyor ve hâlâ adaleti merkeze çağırıyor.
Mesele, bu çağrının yeniden hayata tercüme edilip edilemeyeceğidir.
Artık şu hakikatle yüzleşmek gerekiyor:
slam hiçbir çağın gerisinde kalmaz; çağlar, adalet ve vicdanla bağını kopardığında İslam'dan uzaklaşır. Çünkü Kur'an, zamana göre değişen bir düşünce değil; zamanı ölçen bir mizan, insanı ve gücü sınırlayan ilahî bir ölçüdür. Değişen çağlar değil, değişmesi gereken insanın hırsı, zulme meyli ve sınır tanımazlığıdır.

14