Fikir, iman ve medeniyet - Modern Çağda İnsan ve Toplumun Yeniden İnşası

Oysa medeniyetler teknolojiyle değil, önce fikirle yükselir. Tarih bunun sayısız örneğiyle doludur. İslam medeniyetini büyük yapan yalnızca fetihler değildi; onu büyük yapan, Kur'an'ın inşa ettiği insan anlayışıydı. Adaleti merkeze alan hukuk anlayışıydı. İlmi ibadet sayan eğitim anlayışıydı. Ahlâkı hayatın temeline yerleştiren değerler sistemiydi.

İmam Gazâlî, ilmi ahlâktan ayırmadı. İbn Haldun, devletlerin kaderini yalnızca siyasetle değil, toplumun ahlâkî yapısıyla açıkladı. Mehmet Âkif, kurtuluşu çalışmakla birlikte vicdanın dirilişinde gördü. Necip Fazıl, fikirsizliğin bir millet için en büyük felaketlerden biri olduğunu vurguladı. Cemil Meriç, "düşünce ithal edilemez" gerçeğini hatırlattı. Sezai Karakoç ise medeniyetin ancak yeniden dirilen bir ruhla kurulabileceğini savundu.

Bugün onların eserlerini anmak elbette önemlidir; fakat asıl görev, onların yaptığı gibi kendi çağımızın meselelerine yeni cevaplar üretebilmektir.

Ne yazık ki son yıllarda tartışmalarımızın önemli bir bölümü günü kurtaran polemiklere sıkışıyor. Sosyal medya gündemleri birkaç saat içinde değişiyor; fakat eğitimin niteliği, aile kurumunun geleceği, gençlerin anlam arayışı, düşünce üretimi, bilim politikaları ve kültür inşası gibi uzun vadeli meseleler yeterince konuşulmuyor.

Oysa geleceği belirleyen şey, günlük tartışmalar değil; uzun vadeli fikirlerdir.

Bir ülkenin en büyük sermayesi doğal kaynakları değildir. En büyük sermaye; düşünen insanı, ahlâklı insanı ve üreten insanıdır. Üniversiteler diploma dağıtan kurumlar olmaktan çıkıp düşünce üreten merkezlere dönüşmedikçe, eğitim karakter inşa etmedikçe, kültür sadece tüketilen bir eğlence alanı olarak görüldükçe güçlü bir medeniyet iddiası kurulamaz.

Burada sorumluluk yalnızca devlete ait değildir.

Aileye düşen görev vardır.

Okula düşen görev vardır.

Üniversiteye düşen görev vardır.

Medyaya düşen görev vardır.

Sivil topluma, sanatçıya, akademisyene, iş dünyasına ve her vatandaşa düşen görev vardır.

Çünkü medeniyet, yalnızca devletlerin değil; toplumların ortak emeğiyle inşa edilir.

Bugün yeniden sormamız gereken soru şudur:

Çocuklarımıza nasıl bir gelecek bırakacağız

Sadece daha fazla tüketen bireyler mi yetiştireceğiz; yoksa düşünen, sorgulayan, üreten, merhamet sahibi ve adalet duygusu gelişmiş insanlar mı

Bu soruya vereceğimiz cevap, yalnızca bugünü değil, gelecek yüzyılı da belirleyecektir.