Dirilişin eşiğinde: Bu çağ bizi bekliyor

Dirilişin eşiğinde: Bu çağ bizi bekliyor

Hüseyin Demir

Bütün büyük hikâyelerin sonunda sessizlik olur.
Fırtınadan sonra gelen o derin sessizlik...
Sanki gökyüzü bile nefesini tutar.
İşte biz, tam o sessizliğin eşiğindeyiz.
Bir çağ kapanıyor, bir çağ açılmak üzere.
Ve bu yeniçağın kapısında duran millet biziz.

Tarihin her döneminde bir kavim, bir toplum, bir inanç halkası insanlığın yükünü omuzlamıştır.
Bugün o yük yine bizim önümüze bırakıldı.
Çünkü biz, sadece sınırları olan bir devlet değil; vicdanı olan bir medeniyetiz.

Dün, savaş meydanlarında adalet aradık.
Bugün, ekranların ve ekonomilerin arasında aynı adaletin izindeyiz.
Yarın, belki yapay zekâ şehirlerinde, belki Mars kolonisinde bile,
insanı insan yapan o hakikat sesini korumak zorunda olacağız.

Bu yüzden diriliş artık bir tarihî görev değil,küresel bir sorumluluktur.
Dünya çökerken, insanlık yönünü kaybederken,
bu toprakların sesi yeniden insanın özünü hatırlatmalıdır.
Çünkü biz, taş değil;ruh taşıyanbir milletiz.

Bugün gençlerimizin omzuna yüklenen görev, atalarının kılıcından daha ağır.
O kılıç maddeyi kesiyordu;
bugünkü sorumluluk isekaranlığı yarmak.
İnançsızlığın, umutsuzluğun, kimliksizliğin karanlığını…
Bunun yolu, sadece teknolojide değil;
kalpte, ahlakta, duruştabir devrim yapmaktan geçiyor.

Bir milletin büyüklüğü, sahip olduklarından değil,
verebildiklerinden anlaşılır.
Bizim büyüklüğümüz, paylaşmaktan geliyor.
Ecdadımız bir eliyle fethederken, öteki eliyle imar etti;
bir eliyle savaşırken, ötekiyle medrese kurdu.
Bugün de aynı dengeye dönmek zorundayız:
Güç ve merhamet arasında kurulan o ilahi dengeye.

Dirilişin yolu artık bellidir:
Önce kendi içimizi fethedeceğiz.
Nefsimizin, korkularımızın, umutsuzluklarımızın zincirini kıracağız.
Sonra kendi evimizi, sokağımızı, şehrimizi yeniden inşa edeceğiz.