"Kendileriyle huzur bulasınız diye size kendi cinsinizden eşler yaratması ve aranıza sevgi ile merhamet koyması O'nun ayetlerindendir." (Rum, 21)
Demek ki İslam'da evlilik sadece bedenlerin birleşmesi değildir; ruhların sükûnet bulmasıdır. Modern dünyanın en büyük yanılgısı burada başlıyor. Batı medeniyeti aileyi "geçici birliktelik", arzuyu "özgürlük", sadakati ise "yük" haline getirdi. Sonuç ortada: parçalanmış aileler, depresif gençlik, yalnız anneler, kimliksiz çocuklar ve sevgisiz toplumlar...
Bugün Müslüman toplumların bir kısmı da aynı savrulmayı yaşıyor. Çünkü Batı'nın teknolojisini almakla kalmadılar; ahlak krizini de ithal ettiler. Moda, dizi kültürü, sosyal medya dili ve tüketim alışkanlıkları üzerinden aile kavramı aşındırıldı.
Kur'an ise tam tersine aileyi korumayı emreder:
"Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi ateşten koruyun." (Tahrîm, 6)
Bu ayet, aile reisliğini salt otorite değil; sorumluluk makamı olarak tanımlar. Müslüman erkek, evine sadece ekmek getiren kişi değildir. O; evinin imamıdır, ahlak nöbetçisidir, merhamet taşıyıcısıdır. Erkeklik İslam'da bağırmak değil; adaletli olmaktır. Güç göstermek değil; emanet taşımaktır.
Peygamber Efendimiz şöyle buyurur:
"Sizin en hayırlınız, ailesine karşı en hayırlı olanınızdır."
Bugün erkeklik ya tamamen bastırılıyor ya da kaba kuvvete indirgeniyor. Oysa İslam'ın erkek modeli; vakar sahibi, merhametli, iffetli ve sorumluluk sahibi insandır. Aynı şekilde kadın da sadece modern tüketim kültürünün reklam nesnesi değildir. Müslüman kadın; iffetin, anneliğin, sadakatin ve hikmetin taşıyıcısıdır.
İslam aile anlayışında kadın ile erkek rakip değil; birbirinin emanetidir. Modern ideolojiler ise aileyi "iktidar savaşı"na çevirdi. Kadın ve erkek birbirine karşı konumlandırıldı. Böylece evler huzur yuvası olmaktan çıkıp psikolojik savaş alanına döndü.
Kur'an'ın dili çatışma değil, tamamlanmadır:
"Onlar sizin için bir elbise, siz de onlar için bir elbisesiniz." (Bakara, 187)
Elbise örter, korur, ısıtır ve kusuru gizler. Bugün ise insanlar eşlerinin kusurunu sosyal medyada teşhir ediyor; mahrem olanı alenileştiriyor. Çünkü mahremiyet kaybolduğunda aile de çözülmeye başlar.
Resûlullah şöyle buyurur:
"Hayâ imandandır."
Hayânın kaybolduğu yerde sadakat zayıflar; sadakatin zayıfladığı yerde aile çöker. Bugün gençlerin ilişkiler konusundaki savrulmasının temelinde de budur. Flört kültürü, tüket-at ilişkileri, dijital teşhircilik ve sınırsız arzu propagandası genç ruhları yormaktadır.
İslam ise nikâhı kolaylaştırır, zinayı yasaklar. Çünkü zina sadece bireysel günah değildir; toplumun ruhunu çürüten bir fitnedir. Kur'an bu yüzden şöyle buyurur:
"Zinaya yaklaşmayın. Çünkü o hayâsızlıktır ve çok kötü bir yoldur." (İsrâ, 32)

37