Şimdi kötülük, ekranlarda pazarlanıyor.
Eskiden hırsız utanırdı.
Bugün hırsızlık maharet gibi anlatılıyor.
Eskiden yalan ayıptı.
Bugün doğru söyleyen saf yerine konuluyor.
Toplumların çöküşü savaşlarla başlamaz.
Önce vicdan çöker.
Sonra hukuk.
Sonra adalet.
En sonunda devlet...
Ve geriye sadece güçlülerin kazandığı vahşi bir düzen kalır.
Cemil Meriç'in ifadesiyle:
"Ahlâkını kaybeden cemiyet, pusulasını kaybetmiş gemiye benzer."
Bugün Türkiye'nin karşı karşıya bulunduğu en büyük tehlike, yalnızca birkaç yolsuzluk dosyası değildir.
Asıl tehlike...
Yolsuzluğun sıradanlaşmasıdır.
Ahlâksızlık Nasıl Normalleşiyor
Bir toplumun ahlâkı bir günde çökmez.
Bu uzun bir mühendislik faaliyetidir.
Önce kavramlar değiştirilir.
Rüşvet...
"Hediye" olur.
Adam kayırma...
"Referans."
İltimas...
"Vefa."
İsraf...
"Prestij."
Yalan...
"Siyasetin gereği."
İftira...
"Algı yönetimi."
Sonra insanlar alışır.
Bir süre sonra artık kimse şaşırmaz.
En tehlikeli an budur.
Çünkü kötülüğün alışkanlık hâline geldiği yerde devrim değil, çürüme yaşanır.
Siyasette Ahlâksızlık
Siyaset, millet için yapılır.
Fakat siyaset makam için yapılmaya başladığında devlet küçülür.
Partiler büyür.
Liderler büyür.
Çevreler büyür.
Millet küçülür.
Bugün insanlar ideallere değil, ihalelere bağlanıyorsa...
Bu siyasetin değil...
Ahlâksız siyasetin sonucudur.
Devlet hiçbir grubun çiftliği değildir.
Milletin emanetidir.
Kim olursa olsun, hangi görüşten olursa olsun, kamu malını kötüye kullanan veya hukuka aykırı davranan herkes bağımsız yargı önünde hesap vermelidir. Aynı şekilde, hakkında yalnızca iddia bulunan kişilerin de yargı kararı olmadan suçlu ilan edilmemesi hukuk devletinin gereğidir.
Ticarette Ahlâksızlık
Kur'an alışverişi helâl kılmıştır.
Ama haram kazancı değil.
Bugün bazıları bir gecede servet yapıyor.
Üreten değil...
Bağlantısı olan kazanıyor.
Emek değil...
İlişki prim yapıyor.
Bu ekonomik kriz değildir.
Bu ahlâk krizidir.
Faizle büyüyen ekonomi...
Yalanla büyüyen ticaret...
Hileyle büyüyen şirket...
Hiçbiri uzun ömürlü değildir.
Çünkü Allah'ın koyduğu sünnet değişmez.
Sivil Toplumun İmtihanı
Sivil toplum, toplumun vicdanıdır.
Fakat vicdan da hesap verebilir olmalıdır.
Bir dernek, vakıf veya yardım kuruluşu; adı, kurucusu ya da toplumsal itibarı nedeniyle eleştiriden muaf değildir.
Aynı şekilde, hakkında iddia bulunan hiçbir kurum da yargı kararı olmadan peşinen mahkûm edilemez.
Şeffaflık güven üretir.
Denetlenebilirlik itibarı artırır.
Hesap verebilirlik ise toplumun güvenini korur.
İlke, herkes için aynı olmalıdır.
Din Anlayışındaki Ahlâk Krizi
Belki de en acısı budur.
Çünkü din ahlâk üretmek için gelmiştir.
Bugün din konuşuluyor.
Ama ahlâk konuşulmuyor.
Sakal var...
Emanet yok.
Tesettür var...
İffet yok.
Namaz var...
Kul hakkı hassasiyeti yok.
Hac var...
Merhamet yok.
Kur'an okunuyor.
Ama Kur'an yaşanmıyor.
Hz. Peygamber'in "Ben güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim." sözü, dinin özünü özetler.
İbadet, ahlâka dönüşmüyorsa, şekil kalır; ruh kaybolur.
Medya ve Dijital Dünyanın Payı
Bugün rezalet reyting getiriyor.
Skandal tıklanıyor.
Hakikat ise çoğu zaman sessiz kalıyor.
Çocuklarımız dürüst insanları değil...
Şöhreti görüyor.
Alın terini değil...
Lüksü görüyor.
Çalışmayı değil...
Kısa yoldan zengin olmayı görüyor.
Bir toplumun rol modelleri değiştiğinde geleceği de değişir.

26