Yeni telifçilik/2

Hüseyin Besli
23.11.2025
5

4

Genelde,

Her siyasi hareket başlangıçta; en çevreden, en basit, en yalın, en sahici, en samimi, en kolektif, en kuşatıcı, en diğergam, en ulvi, en vatansever, en, en, enlerle başlar.

Ekmek, refah, özgürlük, kardeşlik, eşitlik, su, hava, ulaşım, güvenlik, gelecek vs. gibi asli/temel ihtiyaçların kesintisiz teminine vurgu yapar.

Eğer bu sahalarda sahici boşluklar/eksiklikler var ise, yeni partinin söylemleri bu boşluğu dolduruyorsa, doğal olarak bu hareket halkın teveccühünü elde eder ve iktidar olur...

Kısaca ve atlayarak deriz ki; zaman içinde iktidar makamı oraya oturanı dönüştürür; dünün isteyen, talep eden, çevrenin adamını dönüştürerek onu merkezin kazanımlarını koruyan, çoğaltan ve güçlendiren bir konuma yerleştirir.

Bu husus başta İbni Haldun olmak üzere birçok siyaset bilimcilerinin, sosyoloğun, feylosun, müverrihin kaçınılmaz gördüğü, doğal karşıladığı bir süreçtir aslında, kimse şaşırmasın.

Demokrasilerde, söz konusu sistem, iktidar elitlerinin her zaman hesap vermesini ve aklanmasını sağlayacak mekanizmalar oluşturmuş olup, bunlardan en önemlisi ise seçimlerdir.

Zaten, her siyasi hareket gibi siyasi partilerde de işler her zaman planlandığı/amaçlandığı gibi gitmez. Çoğu kez zamanın ruhunun ve şartların değişmesine binaen spontane gelişmelere, beklenmedik sürprizlere, doğaçlama sapmalara açılacak bir kapı her zaman vardır.

Bununla beraber iktidar sahiplerinin, iktidarlarını sürdürmek için seçimle irtibatlanmaları hem merkezileşmeyi, tekleşmeyi ve tekelleşmeyi önlediği gibi, kategorik olarak başka oluşumlarla da ittifaklar kurmayı zorunlu kılar.

5

Denebilir ki, Ak Partililer çaya-çorbaya limon kabilinden her mecrada, her olayda, her başları sıkıştığında, her rakibe saldırı anında pervasızca ve sınırsızca, bir sopa gibi Mustafa Kemal'i kullanan Kemalistlerin elinden onu alırsak onların hareket alanını daraltabiliriz... diye düşünmüş olabilirler.

Ama ne var ki, zihinleri Kemalistlik'le malul olan kafalar bu nahif yaklaşımdan hiç de etkilenmeyeceklerdir/etkilenmemişlerdir. Aksine kıskançlıkla Kemalizm inancına daha çok sarılmışlardır, sanki dinlerini daha çok zikretmişlerdir.

(Bu bab da yurdun çeşitli yerlerinde 10 Kasım 9'u 5 geçe ritüeline uymayanların takibe uğraması ibretlik olduğu kadar, Kemalizm dininin ne kadar katı/radikal olduğunu da göstermiştir.

Malumunuz, Müslümanların en görünür, en önemli, en titizlikle yapılan ibadeti cuma namazıdır değil mi