Yeni telifçilik/1

Hüseyin Besli
21.11.2025
5

1

Her ne kadar 'Türkiye partisiyiz' dese de, Ak Parti, başlangıçta İslamcıların, Millî Görüşçülerin de diyebiliriz, oluşturduğu bir parti olarak temayüz etti. Ana gövde/beden neredeyse tamamen homojen bir İslamcılıktan müteşekkildi.

Diğer unsurlar; yani liberaller, sosyal demokratlar, milliyetçiler vs. onlar da vardılar, lakin bedeni dönüştüremeyecek dozda bulunuyorlardı...

Konumuz gereği şimdiden not etmeliyiz ki Ak Parti başlangıçta M. Kemal ile oldukça mesafeliydi.

Zamanla, mesela liberaller ve sosyal demokratlar, bu ana yapıyı/bedeni kendilerine dönüştürme imkanlarının bulunmadığını fark edince terki diyar ettiler. Yani, bir akletme sonucu Ak Partili olmuşlardı, zamanla, çeşitli sebeplerle, yine bir akıl yürütmeyle Ak Parti'den ayrıldılar. Bunlar, sayıca kale alınmayacak kertede olsalar da, ayrılışları Ak Parti liderliğinde/kurumsal yapısında bir tedirginliğin oluşmasına, 'bedenimiz küçülüyor mu' endişesine sebep oldu.

2

Hani demiştik ya; başlangıçta ana gövdeyi Millî Görüşçüler oluştursa da Ak Parti'nin içinde başka unsurlarda mevcuttur... diye.

Buna istinaden ve geçmiş tecrübelerden de dersler çıkararak Ak Parti başlangıçta kendisini Türkiye Partisi/bütün Türkiye'ye hitap eden bir parti olarak tanımlamıştı.

Ne var ki; Türkiye Partisi olmak amorf olmayı, renklerin birbirine karıştığı, şeylerin iç içe geçtiği bir yapıda olmayı gerektirmiyordu. Müstakil ve özgün bir beden, siyasi bir duruş sahibi olarak da bir siyasi parti Türkiye'nin tamamına hitap edebilir. Şu şu ilkeler ve kabuller doğrultusunda tek tek insanları ve topluca ülkeyi sahili selamete çıkaracak eczaya ve beceriye sahibiz de diyebilirdi...

Dedi de, ama yine de tedirgindi.

Tali unsurların, siyasi sonucu değiştirecek miktarda olmadıklarını biliyor olsalar da, bu unsurların özgül ağırlıkları sayısal miktarlarından fazla olması nedeniyle onların ayrılışı Ak Parti'yi başka arayışlara itti.

3

Bu arada Türkiye; Cumhurbaşkanı'nın halk tarafından iki turlu sistemle seçilmesine ve buna bağlı olarak Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçilmesine karar vermişti. Artık iktidar olmak için %50'nin üstünde oy alma mecburiyeti söz konusuydu.