1
1972-73 yıllarıydı.
Millî Selamet Partisi Üsküdar Gençlik Kolu olarak 2-3 hafta süreyle Sezai Karakoç'un 'İslam Toplumunun Ekonomik Strüktürü' kitabının seminerini yapmıştık da; genel merkezden bize, parti binasında siyasi faaliyetlerin dışında işlerle uğraşmayın... diye bir uyarı yazısı gelmişti.
2
Hani, 'Yeni, bize has bir ekonomik model mümkün değil mi' bağlamında teorik dokümantasyonu biraz daha sürdürmek istediğimizi söylemiştik.
Hal böyleyken, aklıma yukarıdaki hadise ve söz konusu kitap geldi. Eski bir nüshası kütüphanemde var mı yok mu diye araştırmadan, yeniden bir nüsha edindim ve dikkatle bir kez daha okudum.
Anlaşılan o ki Üstad bizden çok önce (ilk baskı 1967) aynı soruyu sormuş ve kendince cevaplamış...
Üstad, 60 sahifelik risalesinde; cevabı, İslami ilkeler ve tarihsel uygulamalar üzerinden, liberalizm-kapitalizm ile sosyalizm-komünizm ikilisine cevap sadedinde oluşturmuş.
60'ların sonları düşünüldüğünde, bu yöntem hiç de yadsınacak bir şey olarak görülmüyor.
Sezai Karakoç İslami bir iktisat modelinin, üretim (istihsal) aşamasını; mülkiyet hakkı - miras hakkı - emeğin kutsallığı ve sermaye ve şahsi teşebbüs kavramlarına oturturken; tüketim (istihlak) tarafını ise faiz yasağı, israfın haramlığı, nimete şükür ve zekat müesseselerine bağlıyor.
Önceki yazılarımızda yaptığımız gibi, bugün de sayfamızı görüşlerini özetlemeye çalıştığımız Üstad'ın sözlerine bırakarak bitirelim:
"Kazanç, İslam'da emeğe dayanır. Sermaye ancak emekle birleşerek çalışırsa meşrudur. Paranın para olarak para getirmesi yasaktır. (...) Paranın saklanması (biriktirilmesi) çalışmadan alıkonulması yasaktır. Sermaye ancak yatırım alanında bulunabilir ve meşru sayılır. (...) Ticaret, özel teşebbüs insanın ekonomik içgüdüsüne verilmiş olumlu bir cevap, bağışlanmış bir gerçekleşme hakkıdır; faiz yasağıyla, en az içgüdü kadar kuvvetli din kaynağından gelen ve içgüdü taşkınlığını, aşırılığını önleyen bir sınırdır. (...) İsraf yasağı, nimeti tek tanesine kadar koruma kaygısı, şükür etme alçak gönüllülüğü, zekatın ayarlayıcı fonksiyonu ve zengin olsun fakir olsun Müslümanların bir marj dahilinde tüketim eşitliği... (...)

13