1
"Batı Medeniyeti bizi ne kadar kirletmiş, etkisi altına almış olursa olsun, bizi ve bizimgilleri ne kadar formatlayıp güdülemeye ve gütmeye kalkışırsa kalkışsın;
Bizler hala Müslümanlarız...
Kendimizle birlikte insanlığı kurtaracak meşaleyi taşıyanlar bizleriz...
Hala dünyaya söyleyecek sözü olanlar bizleriz...
Müslümanların meselesi, insanın ve insanlığın meselesidir zira...
Bir silkelenin yahu...
Bir titreyip kendinize gelin...
Hadi! YA HU!.. (...)
Gerçekçi olmanın gereği elimizin altındakine ve önümüze baktığımız kadar, gerektiği kadar ufka da bakıp umudumuzu her daim diri tutmalıyız...
Görünen o ki günümüz dünyasında iki güç yükselişte; ÇİN ve TÜRKİYE.
Evet Türkiye yiğitçe; müstekbirlere, saldırganlara, mütegallibiyeye, müstevliye karşı çıkıyor.
Evet Türkiye cengaverce; mahkumlara, mağdurlara, mustariplere, mazlumlara sahip çıkıyor.
Evet Türkiye 'sahipkıran' tesmiye edilebilecek bir kahramanlıkla bütün dünyaya nizamat vermeye çalışıyor."
Yukarıdaki satırları 17 Ocak 2025 tarihinde yazmışız bu sütunda...
İşte o Türkiye 'sahipkıran' olma yolundaki çok önemli bir aşamayı Suudi Arabistan ve Pakistan ile mübarek Mekke şehrinde üçlü bir anlaşma imzalayarak geçmiş durumdadır...
Varsın bazıları; bu anlaşma ABD'nin Çin'i kuşatma çabasına destek için yapılmıştır... diye dursun. Bir ülkenin doğru yaptığı bir şeyin başkalarının da işine geliyor olması o şeyin öneminden bir şey eksiltmez... Mekke Anlaşması'nın bir anlamı da Çin'in yayılmacılığına karşı tedbir almaktır. Bu kaçınılmazdır... Biz zaten bundan takribi 18 ay önce Türkiye'nin Çin ile karşı karşıya geleceğini yazmışız...
Ayrıca; Hindistan-İsrail-GKRY-Yunanistan hattına karşılık Pakistan'ı merkeze alarak Müslümanların bir hat oluşturması kaçınılmaz bir gerçeklik.
Bu nedenle kimileri, bu üçlü anlaşmanın şartları ve ruhu gereği Çin ve Hint ile çatışma olasılığından bahisle panik yaşamak veya yaşatmak istiyor olabilir.
Biz deriz ki; Çin ve Hint Türkiye'nin içinde olduğu bir ittifakı karşısına almak istemez/istemeyecektir. Zira her iki milletin derin hafızasında 'Türk korkusu' vardır ve en ufak bir gelişme bu korkuyu gün yüzüne çıkarır/çıkartacaktır.
2
"Ve bugünden sonra Türk siyasetinde artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak."
Yukarıdaki satırları R. Tayyip Erdoğan 14 Ağustos 2001 yılında, Ankara Bilkent Otel'de, Ak Parti'nin kuruluş günü vesilesiyle yaptığı konuşmada söylemişti. Gerçekten de o günden sonra Türkiye'de birçok şey eskisi gibi kalmadı. Türkiye içerde eksiğini gediğini giderip kapatırken, dış politikada da önüne yeni ufuklar açıldı.

13