1
Pandeminin ilk aylarıydı.
İnsanlar yeni duruma intibak etme bağlamında çeşitli yollara başvuruyordu. Bunlardan en yaygın olanı ise çevrimiçi toplantılardı.
'Sürurlar' whatsapp grubu olarak yaptığımız böyle bir toplantıda;
Dijital teknolojiden ve bu teknolojinin hakim olacağı bir dünyadan bahsetmiş ve geleceğe dair karamsar düşüncelerimizi dile getirmiştik. Henüz, bu kadar yapay zekadan bahsedilmiyordu. Buna rağmen biz olup biteni/olmakta olanı azgın bir nehre benzetmiş, bu azgınlığın insani felakete sürükleyeceğinden bahsetmiştik.
Bilinen hiçbir mania bu seli durduramayacaktı... çünkü denetleneceği/düzenlenebileceği hiçbir kural tanımıyordu... azgınlığını özgürlük, doğallık olarak tanımlayıp dayatıyordu... başını, elini, dilini bağlayan hiçbir ülke tanımıyordu... isteyerek ya da istemeyerek içine düşen bir daha çıkamıyordu...
Velhasıl biz, dijital teknolojiyi, dolayısıyla yapay zekayı insan türü için bir tehdit olarak nitelemiş ve gidişatın önlenemez sonucuna işaret etmiştik kendimizce...
Bunun üzerine Süleyman Hoca (Akdemir); en kötü sonuç ne olabilir, 'tufan'dan daha ötesi var mı.. diye sormuş ve asıl dertlenmemiz gereken şeyin Tufan'dan kurtulmak için yapılan gemiye binip binmeyeceğimiz olduğunu söylemişti.
2
Yakın bir gelecekte, yapay zekanın otonom bir özellik kazanarak insanlığın başına bela olacağına dair söylentiler ortalığa saçılmış bulunmakta.
Olur mu, olmaz mı
Yakın mı, uzak mı.. bilmeyiz.
Bildiğimiz bir şey var ise o da tufanın da kıyametin de varlığıdır ve bir gün gerçekleşeceğidir.
Öyleyse; kimi yaşadıklarımız ve muhtemel yaşayacaklarımız her biri neden bir tufan veya kıyamet alameti olmasın
Mesela;
Bütün evreni saracak ve insanlara büyük azap verecek olan o 'duman' neden yapay zekacıların bulmakla/oluşturmakla övündükleri 'bilgi bulutu' olmasın;
Güneşin Batı'dan doğması artık dünyada zaman farkının bir anlam ifade etmediği. Bilgiye ve başta birçok şeye ulaşmada zamanın bükülüyor olması... neden tufana veya kıyamete bir işaret olmasın;

16