1
Müktesebat; kökü 'kesb'dir.
Literal bir okumayla; elde etme, kazanma, kazanç olarak tanımlayabileceğimiz kesb;
İslami literatüre göre; insanın hesap gününe dair iyi veya kötü, sevap veya günah bağlamında biriktirdiği her şeydir. İnsanın dini, ahlaki ve iktisadi anlamda her türlü kazanımıdır.
Bir amaca yönelik yapılan 'iş'tir.
2
Osman Turan'ın bildirdiğine göre; Selçuklular da kullanmış olsalar da 'Nizam-ı Alem' kavramını daha çok Osmanlılar havalandırmıştır.
Osmanlı'nın üç kıtaya yayılan bir İmparatorluk inşa edebilmesinin temel motivasyonu/dayanağı Nizam-ı Alem (Dünya Düzeni) fikri/düşüncesi/ülküsü/idealidir.
3
Elimizden geldiğince;
Kısa ve özetle;
'Nizam-ı Alem' kavramına bakacak olursak;
Kavramı tarihte ilk defa Ebu Hanife'nin talebelerinden İmam Muhammed kullanır.
İmam; 'Kitabu'l Kesb' isimli eserinde;
"Alemin nizamı kesbdedir" demektedir.
Buradan kasıt yeryüzünde, insan hayatının belli bir düzen/intizam/sistem halinde devamı için insanın çalışması esastır. Yani; dünyevi nizamın oluşması insan fiillerinin sonucudur.
"Doğrusu insana çalışmasından başka bir şey yoktur." Necm/39
Tabiidir ki; insanın kuracağı alem/dünya ancak Allah'ın yarattığı dünya/alem/tabiat üzerinde yine Allah'ın inayeti ve lütfuyla insana verdiği kabiliyet nedeniyledir. Zaten insan 'halifetullahil arz' değil midir "Hani, Rabbin meleklere, "Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım" demişti..." Bakara/30
İmam Muhammed'den sonra kavramı, bazı alimlere göre Alem'in kurulduğu günden beri gelmiş-geçmiş yüz alimin içinde saydığı, zamanında 'Şemsüleimme' (İmamların Güneşi) olarak anılan ve Kitab-ül Kesb'e haşiye yazan Maveraünnehirli Serahsî kullanmıştır. (Ö.T. 1090)
Serahsî kavrama, ontolojik ve epistemolojik açıklamalar getirerek;
a- Alemleri içeren nizama, (Fatiha/1 'Rabbul Alemin') yani sünnetullaha, yani tabiata, yani dünyaya, yani evrene işaret eder.
b- Fiillerden oluşan nizama, yani insan eliyle kurulan sisteme/yönetim biçimlerine vurgu yapar.
4
Öncelikle şunun bilinmesi gerekiyor;
Osmanlı her şeyden önce bir aksiyon devletiydi.
Bu aksiyon halinin, kuru bir cengaverlikten kutlu bir amaca dönüşmesini sağlayan ise 'Nizam-ı Alem' ülküsüydü.
Evet, Osmanlı bir aksiyon devletiydi lakin, eğer kendisini besleyecek alimleri, arifleri, emirleri, şeyhleri, dedeleri vs. olmasaydı, altı asırlık bir imparatorluğu kurup yaşatamazdı.

9