1
Bizim geçen pazar günkü (31 Mayıs) yazımızdan bir cümleyi odağa alarak İMG MEŞREVET - PAYLAŞIM'dan Asım Öz de aynı noktaya işaret etmişti: "Yazıda geçen bir ifade dikkatimi çekti: 'Türkiye an itibarıyla küresel bir güç olmanın sınamalarından geçmektedir.' Bazen Sayın Cumhurbaşkanı'nın konuşmalarındaki 'kutup başı olmak' gibi ifadelerde de görüyoruz bunu... Ancak böylesi ölçülerin ne ölçüde gerçekçi olduğu üzerinde düşünmeliyiz... Sanki. Türkiye'nin Grand Stratejisi şu şartlarda küresel politikada daha çok söz hakkı isteyen 'orta güçlere' yakın duruyor gibi..."
2
Yine aynı yazı üzerinde, TBMM 22. Dönem milletvekili WhatsApp grubundan bir arkadaş: (Sanki kendisi istemiyor diye ismini zikretmedim) "Bakan Bey'e cevap niteliğinde olmuş" diye bir paylaşımda bulununca muttali oldum Dışişleri Bakanımız Sayın Hakan Fidan'ın Japon Nikkei Asia sitesine verdiği mülakata. Yani; bizim yazıyı yazarken bu mülakattan haberimiz yoktu...
Söz konusu mülakatta; bizim söylediklerimizin aksine Sayın Bakan, birtakım şartlara bağlı olarak da olsa Türkiye-İsrail ilişkilerinin olabileceğinden bahsediyordu. Belki orada zikredilen şartlar hiçbir zaman gerçekleşmeyecek ve Türkiye-İsrail ilişkileri hiçbir zaman normalleşmeyecekti; fakat kategorik olarak iki ülke arasında siyasi-ekonomik ilişkiler kurulabileceği söyleniyordu sonuç olarak...
Bizim durduğumuz yerden bakınca Sayın Bakan, Türkiye ile İsrail'in aynı hizaya yazılabileceğini kabul ediyor görünüyordu.
3
Doksanlı yıllarda Refah Partisi Üsküdar teşkilatında bir Ruhi ağabeyimiz vardı. (Allah ömrünü uzun etsin) Bir seçim arifesinde söz muhtemel seçim sonuçlarından açılmış ve Ruhi ağabey Refah Partisi için olmayacak rakamlar telaffuz etmişti... Biz de bunun üzerine; ağabey sen de görüyorsundur ki sözünü ettiğin rakamlar/seviye çok abartılı, gerçekten uzak şeyler... niçin böyle yapıyorsun... dediğimizde... bize şunu anlatmıştı:
Selamet'li yıllardı... bilirsiniz o zamanlar seçim propagandası kapsamında liderler radyo konuşması yaparlardı... Bir keresinde, babamla Necmettin Erbakan'ı dinlerken, Erbakan'ın tabiri caiz ise ayağı yerden kesilmiş rakamlar vermesi sonrası gayri ihtiyari; yapma hoca, biraz gerçekçi ol... demiştim... Bunun üzerine babam bana; niçin yadırgıyorsun oğlum, bizim sözümüzün zekatı olmalı ve biz hep bizim için iyi, güzel ve doğru olanı istemeliyiz... gayrısı Rabbimin işi... demişti... Ben de o günden beri babamın sünnetini sürdürüyorum...
4
Bu yazı bir Hakan Fidan eleştirisi değildir.
(Kaldı ki; sağlıklı bir toplum ve siyaset ortamı için eleştiri kanallarının açık olması hayati öneme haizdir.)
Türkiye bugün dış politikada bir yere geldiyse bunda en çok emeği olanlardan birisidir Hakan Fidan.
Ancak, biz, dışarıdan, hatta biraz yukarıdan meseleye bakanlar/bakabilenler meselenin içinde olanlara farklı pencereler açabilir, değişik düşünce alternatifleri sunabiliriz...

14