1
"İbni Haldun'a göre insan toplulukları iki türdür; Bedeviler ve Hadariler.
Hadari olmak için kişinin mutlaka şehirde yaşaması gerekir, dolayısıyla bedevi olan da şehir dışında...
İnsan niçin şehirde yaşamak ister sorusuna İbni Haldun'un cevabı da ikidir: Rahat etmek-doyuma ulaşmak ve korunmak için.
Evet şehir insanı doyum ister; bu nedenle her şeyin bol olmasını sever, şehrin gelişmişliğine göre bolluğa ulaşır ve alışır.
Zamanla bolluk içinde yaşamak huy ve adet haline gelir.
Yani şehirli insan zamanla bolluğa bağımlı hale gelir.
İşte burası meselenin inceldiği yerdir.
Yine Koca Üstad'a göre insan; tabiatın ve mizacın değil adetlerin ürünüdür.
Ve derki Üstad: Bolluk içinde yaşayan bir topluluğa ani kıtlık gelmesi durumunda helak olmalarının sebebi açlık değil, bolluk zamanında alışageldikleri tokluktur.
Bir kez daha başa dönersek ve okumuşlarla-okumamışları yani bir anlamda Bedevilerle-Hadarileri mukayese edersek;
Derki İbni Haldun: "Bedevilerin daha az yemek yemelerinden dolayı renkleri daha saf, bedenleri daha temiz, vücut şekilleri daha düzgün, müdrik kudretleri daha güçlüdür."
Bilinenin aksine Hadariler/okumuşlar, Bedevilerden daha fazla alışkanlıklarına tabidirler ve öylece yaşarlar.
Evet; şehirde her şey, şehirli olmayana göre daha rafine, ince, zarif ve estetiktir.
Keza şehirlerde puştluk, kıyıcılık, zulüm, haksızlık, gasp vs. gibi duygular da incedir, ustalıklıdır, rafinedir.
Yine ahlak da bu incelmeden nasibini alır ve zamanla daha fazla incelme imkanı kalmayınca kopar.
İşte o an ahlaksızlığın hükümferma olduğu andır.
Dairevi tarih anlayışına inanan İbni Haldun'a göre bolluğa alışan insan zamanla asalaklaşır ve arsızlaşır.
Ama onlar kedilerinde vuku bulan bu aşağıya gidişin farkına varmazlar çoğu kez.
Hala kendilerini önemli ve üstün saymaya/görmeye devam ederler.
Öyle ki; bu yolda yıkıntıya uğrayan topluluklar yeni bir paradigmaya bağlı, yeni bir toplumda oluşturulmaz. Tıpkı kullanım ömrünün sonuna kadar kullanıp tüketilen metalin un ufak olması ve geri dönüşümünün mümkün olmayışı gibi.
Yeniden diriliş, yeniden ayağa kalkış için, yeni bir yolculuğa başlamak için, yeni bir medeniyet iddiası taşımak için Bedeviliğe dönmemiz/Bedeviliğe müracaat etmemiz gerekmektedir sanki, fiziken değilse bile, mantalite bağlamında..."
(Hüseyin BESLİ, Mukaddime Dersleri, 1. Mektup'tan )
2
"Ölü, Diri ve Hasta
Maturidi'ye göre, münafıklar 'hasta', müşrikler 'ölü', müminler ise 'diri'dirler.
İmam, Bakara Suresi 10. Ayetini açıklarken ayette geçen (Kalplerinde bir hastalık vardır onların) 'hastalık' kelimesini münafıklığa işaret eden bir kelime olarak değerlendirir.
Derki; nasıl ki bir hasta, hastalığın gereği olarak ölüme yakın düşmüşse, insan olmanın gereği olarak da hayata asılır. Yani ölümle hayat arasında gidip gelen bir sarkaç gibidir.
Münafık da iman ile küfür arasında; müminlerle kafirler arasında gidip gelmesinden dolayı hasta gibidir.
Hastadır; bu gidiş-gelişli hallerinde ısrar ettikleri sürece de hastalıkları artar ve tedricen ölüme yaklaşırlar.

15