Mealler hakkında

Ulema, hürmet ve ihtiyat, haddi aşmamak kaygılarıyla ve dahi devrin şartları nedeniyle (Türkçe Kur'an/ İbadet endişeleriyle) malumunuz, 'MEAL' demiş yaptıkları Kur'an çevirilerine.

Bu isimlendirme sanki Kur'an ile olan ilişkimizin de ana kodu haline gelmiş.

Kur'an ile bireysel ve toplumsal münasebetimiz de ismiyle müsemma; 'mealen' gidiyor sanki!

Noksanlı ve eksik! Başımızın üstünde yeri var da, hayatımızda ne kadar var.

Hem var hem yok, mesele hemhal olabilmekte!..

Cumhuriyetin ilk yıllarından günümüze Kur'an mealleri, çevirileri, tefsirleri yok değildi elbet.

Ama ya dilleri çok ağdalı bulunurdu ya da dile getirdikleri çok iddialı.

Her yeni çıkan 'Daha sade, daha anlaşılır, daha açık, daha yaşayan bir dil kullandık' iddiasıyla çıkıyordu.

Farklı, daha okunabilir/anlaşılabilir bir meal hazırlama ve çağdaşlık refleksiyle yazıldı da yazıldı.

Sayıları her geçen yıl katlanarak arttı meallerin.

Artık herkesin mezhebine, meşrebine, bağlı bulunduğu cemaat ve cemiyetine göre bir meal mevcut. 'Mealini söyle, senin kimlerden olduğunu söyleyeyim' durumundayız.

Buna uç noktalardaki 'butik meal' diyebileceğimiz uçuk mealleri de katarsak, yok yok aslında!

Anakronizmden çıkamayanlar, tarihselciler, gelenekselciler, işariler, ille de bilim diyenler...

Bu çokluk tabii olarak birçok sorunu da beraberinde getiriyor...

Özellikle son dönem meallerdeki ifrat ve tefride varan uç örnekleri vermeden önce meal deyince akla ilk gelen, HAK DİNİ KURAN DİLİ tefsiriyle yeri doldurulamaz muhteşem bir eseri bizlere kazandıran Elmalılı Hamdi Yazır'ın hakkını vermek boynumuzun borcudur...

Sonraki kimi meallere baktığımızda; mesela,

İnsanı, insana, insanla, insanda, insanca anlatan Kuran-ı Kerimin İnsanca çevirisi, Yüksel Mert (2014)

'Orada anarşistlik yapacak, kan akıtacak birini mi yerleştireceksin (Bakara:30)

'Meleklere; Adem'i tebrik edin dedik. (Bakara:34)

Mevcut mealleri bilgi ve kelime ayrıntısı noktasında çok sığ ve yetersiz bulan Mete Firidin;

Kur'an-ı Kerim'in Gelişmiş Bilimsel Etimolojik Meali'nde (2018) ayetlere getirdiği yeni anlamlarla insanı şaşırtmayı başarıyor da ah bir de keşke o kelimelere neden bu anlamları verdiğini söyleseydi...

'Tapılacak hayranlık, Alemlerin Rabbi Allah'a aittir.' (Fatiha:2)

'Şu çok yıllık bitkiye yaklaşmayın!' (Bakara:35)

'Doğru söyleyenler iseniz getirin verinizi'(Bakara:111)

'Ey loblar sahipleri' (Bakara:179) v.s...

Hakkı Yılmaz'a göre (Nüzul sırasına göre Necm Necm Kur'an'ın Türkçe meali)

NİL'in yarılması; Allah'ın Hz. Musa'ya Nil üzerinde baraj yapmayı emretmesiymiş.

Baraj yapıldıktan sonra yıkılmış, böylece Firavun ve askerleri helak olmuşlar!