1
"Tembellik Hakkı'ndan (5 Nisan 2026) sonra bunu yazmazsam olmazdı.
2
Çokça söylendi, defalarca biz de yazdık-çizdik; coğrafyanın işgalinden daha tehlikesi zihinlerin işgalidir... diye.
3
Malumunuz; 'meşgul' kelimesiyle 'işgal' aynı köktendir. Yani her meşguliyet şu veya bu derecede bir işgale işaret eder.
Tarih, bize, her devirde mütegallibenin insanları meşgul ederek istediği kıvama getirdiğini; hem düşünceyi hem düşünceye dayalı eylemi engellediğini gösterir cömertçe... Örnekleri çoktur da neredeyse herkesin bildiği İspanya-Franco örneğini zikretmek yeter herhalde; halkı pasifleştirmek, siyasetten uzak tutmak, rejime isyanı önlemek için üç şeyle meşgul etmişti: Futbol, Fiesta, Fatima...
Günümüzde bu işgal, yedisinden yetmişine bütün insanlığın dijital mecralarla meşgul edilmesiyle zirveye ulaşmış durumda.
İşin ironik ve acıklı tarafı insanların bu işgale gönüllü olarak asker yazılıyor olması.
Şimdi; 'Tembellik Hakkı'nı da hatırlayarak diyebiliriz ki;
Bir kişinin ne kadar (modern söylemle) 'boş vakti' var ise o kadar işgalden beridir, özgürdür... demektir.
Ayrıca;
Bir 'şahıs'ın 'boş vakti' ile şahsiyeti arasında doğrusal bir korelasyonun olduğunu söyleyebiliriz.
'Şahıs' kelimesi köken olarak 'dikilen şey' anlamındadır. Yani nötrdür, herhangi bir değer yüklenmemiştir.
Başlangıçta nötr olan, argo söylemle 'ot' olan şahıs, sahip olduğu/olabildiği boş zamanında düşünerek, tefekkür ederek, idrak ederek, algılayarak ve anlayarak birtakım değerler yüklenir ve bir 'şahsiyet' sahibi

8