1
Eş dost, çoluk çocukla olanlar hariç bu zamana kadar dışarıda iki iftar programına katıldık. Her ikisi de eski dostları bir araya getiren iftarlardı.
Birincisinde tanışıklık yaşı 50 ve üzeri, ikincisinde ise 25 ve altı şeklindeydi.
Birincisinde iftar sonrası sohbeti iki arkadaş birlikte yönettiler. Söz isteyen var mı diye sormadan kendileri birilerine söz hakkı tanıdılar, hasbelkader biz de onların arasındaydık...
Orada yaptığım kısa konuşmayı biraz da eksik kaldı diyerek ve tamamlayarak buraya almak istiyorum...
Benim babam (Allah bütün geçmişlerimize rahmet etsin) bir anlamda ümmi biriydi. SSK dispanserinde hademe olarak çalışıyordu. Bir baba olarak ne ideolojik sahada ne de siyasi anlamda bize söyleyebilecek/aktaracak bir birikimi olmadığı için, o engin Anadolu ferasetinden aldığı ilhamla, abimle bizi karşısına alıp; namazı ihmal etmeyin sizden başka bir şey istemiyorum demişti.
O sıralar Zeytinburnu İhsan Mermerci Ortaokulu/Lisesi'nde öğrenciydim. Babamın tembihlediği namaz sayesinde hemen okulun yanında bulunan Kubbeli Camii ile tanışıp onun cemaatine katıldık. Camide tanıştığımız kimi insanlar vasıtasıyla, mesela Komünizmle Mücadele Derneği ile tanıştık. O sıralar Zeytinburnu Komünizmle Mücadele Derneği Başkanı Orhan Kiverlioğlu isimli bir abimizdi. Orhan Kiverlioğlu derneğin genel başkanlığına talip olunca bizleri önce üye yaptı sonra delege yaparak iki otobüs dolusu genci genel kurulum yapılacağı İzmir'e götürdü. Genel Kurul yapılıp Kiverlioğlu götürdüğü insan adedince bile oy alamayınca bizi toplayıp; ulan hiçbiriniz bana oy vermediniz sizi geri götürmüyorum, bakın başınızın çaresine demişti...
Sonra 1969 yılında Milli Nizam Partisi kurulunca yine camiden tanıdığım abilerle (İdris, Yaşar, Kemal, Yücel, Nizam vs.) MNP Zeytinburnu İlçe Teşkilatı'nı kurmuştuk.
O zamanlar biz, kelimenin tam anlamıyla 6 kişi tek göz bir odada kalıyorduk; yatak odası, mutfak, banyo... hepsi o tek gözlü odaydı. Öte taraftan parti için tutulan teşkilat binası müstakil bir daire idi; ben derhal teşkilatı akşamları açık tutmaya, gelenleri karşılamaya, çay yapmaya talip oldum ve geceleri de o binada kalmaya hak kazandım.
Yani, altı kişinin bir arada yaşadığı tek gözlü odadan müstakil bir daireye taşınmıştım...
O dairede başlayan siyasi hayatım ise; MSP, RP geçerek Ak Parti'nin kuruluşuna kadar uzandı.
Ak Parti Kurucular Kurulu'nun, kuruluştan sonra belki de aldığı ilk kararlardan bir tanesi; yeni parti için yeni bir dil kullanılmasının zaruriyetiydi.
Dendi ki; biz çoğunlukla Millî Görüş hareketinden geliyoruz, dolayısıyla Millî Görüş'e ait bir dilimiz var. Millî Görüş hareketinin bugüne kadar gösterdiği performansa bakarak bu dilin yetersiz olduğunun ve bir türlü Millî Görüşü doğru dürüst iktidara taşıyamadığını görmüş olduk. Öyleyse; her siyasi gibi biz de iktidar olmak için kurulduysak, ilk iş olarak dilimizi değiştirip, bütün Türkiye'ye hitap edebilecek yeni bir siyasi dil kullanmalıyız.
Bizi bilenler bilir; yaptıklarımızla böbürlenmeyi ayıp sayarız, konuşulup gündeme getirilmesinden hoşlanmayız, ben demiştim demeyi çiğ bir davranış olarak görürüz.
Ancak bu hususta müsaadelerinize müracaat ederek söylemeliyim ki; hep bir medeniyet hareketi olarak gördüğümüz Ak Parti'nin dilini oluşturma şerefi bize nasip oldu... Sadece Genel Başkan'ın metinlerini yazmadık, parti adına yapılacak yazılı-sözlü tüm açıklamaları da biz deruhte ettik.
Bugün, o dilden ne kalıp kalmadığını varsın tartışmak isteyenler istediği kadar tartışsın...

3