Hala derenin kenarındayım

Internet çağında değerli yazılar unutuluyor, ebeveynler çocuklarının arkadaşı olmaya çalışıyor; ama bu çöküşü halk fark etmeye mi başladı?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, internet gibi dijital mecraların toplumsallaşmadaki yıkıcı etkisine ve aile ilişkilerindeki yapısal bozulmaya dikkat çekmektedir. Bu değişimin farkında olan insanların giderek çoğalmasını olumlu görse de, 'çocukperest' ailelerin ortaya çıkışını ve bilginin fragmentasyonunu ciddi tehditler olarak değerlendirmektedir. Dijital mecraların faydaları yanında bu toplumsal dezorganizasyona karşı bilinçli duruş gerçekten yeterli midir?

GİRİŞ: Rahmetli Alev Alatlı derdi ki; bu internet belası genelevden daha kötü, daha çukur bir yerdir. Geneleve giden bir erkek hiç değilse bedenini yanında götürür...

1

Muhsin Kızılkaya'ya ve onun hatırlatmasıyla Enis Doku'ya kocaman, yürekten bir selam ile başlıyorum.

70'li, 80'li yıllarda bizler beğendiğimiz bir yazıyla karşılaştığımızda onu faks marifetiyle birbirimize gönderirdik. O güzelim yazıdan, biz ne kadarsak her birlikte haberdar olurduk.

Bununla da yetinmez basılı kağıt olarak cebimizde taşırdık onu, bulduğumuz her fırsatta okurduk.

Bugün güya iletişim imkanları çoğaldı. Buna rağmen nice değerli eserler/yazılar dar bir çevrede kalıp, unutulup/tüketilip gidiyor.

Keşke imkanım olsa da Muhsin'in 22 Nisan 2026 tarihli dijital HaberTürk'te yayınlanan yazısını 86 milyon Türkiyeliye okutabilsem/dinletebilsem...

2

2010'lu yılların başlarıydı, internet hayatımıza yeni yeni girmeye başlamıştı. Ankara'da haftada bir bir araya geldiğimiz arkadaşlara; bilinçli ve kararlı olarak; bu internetin dışında kalacağımı/kalmaya çalışacağımı, fakat insanların neredeyse fevç fevç oraya koştuğunu, bunu engellemeye dair bir şey yapılamayacağını söyler ve ilave ederdim: Bu sosyal/sanal dediğimiz medya azgın akan bir nehre benziyor. Olur ya bu akıntıya kapılmış birisi işin vahametinin farkına varır da belki nehrin kenarında birileri vardır diye elini uzatıp çekip kurtulmayı bekleyebilir/umabilir diye ben nehrin kenarında oturacağım...

Aradan geçen yaklaşık 15 yıl içinde o nehir gittikçe debisi ve hızı kat kat artarak akmaya devam ediyor. Ben hala kah korkuyla kah ümitle nehrin kenarında oturmaya devam ediyorum...

Bu dijital iletişim çılgınlığının varacağı yerleri düşündükçe korkularım artıyor evet, lakin bir taraftan da ümidim artıyor.

Dijital mecraların hayatımıza girişi henüz çeyrek asrı yeni doldurmuşken, dünyanın her tarafından, her kesiminden ve katmandan insanlar ve kurumların bu mecraların zararlarına dikkat çekmesi ve mücadele için girişimlerde bulunması insanlık adına sevindirici gelişmeler...