'Düzen' var, 'düzen' var/2

Hüseyin Besli
21.12.2025
8

4

Bir zamanlar oldukça yaygındı; birbirimize, 'biz ki mağlup olmuş bir medeniyetin/milletin çocuklarıyız...' derdik mazeret babında.

Bu mazeret ister istemez bizleri/bizlerin birçoğunu 'bizden adam olmaz' noktasına getirir bırakırdı. Anlaşılan o ki, bazı arkadaşlarda bu hal hala devam ediyor. Gün geçmiyor ki; konvansiyonel ve sanal medyada benzer metinler önümüze düşmesin.

Oysa, en azından ne dünün ne de bugünün İslamcıları hiçbir zaman Batı medeniyetine teslim olmadı, yani zihnen mağlup kabul etmedi kendisini, zihninin ve elinin yettiğince küresel düzene/Batı medeniyetine en azından, her zaman eleştirel yaklaştı.

Dün; Osmanlı'da Namık Kemallerin, Ahmet Cevdetlerin, Sait Halim Paşaların vs. Cumhuriyet devrinde Necip Fazılların, Nurettin Topçuların, Sezai Karakoçların, vs. onların bugüne kadar gelen takipçilerinin onlarca, yüzlerce, binlerce yerli, soylu, mümin, düşünce ve fikir adamlarının varlığını ve haklarını görmezden gelmek büyük haksızlık olduğu kadar isabetsiz ve yanlış bir davranıştır.

Tamam; Cumhuriyetin kurucu kadroları milleti, savaştırdığı milletlerin ahlakını, adabını, kültürünü, sanatını eksiksiz ve tetkiksiz almaya ve zorla giymeye zorladı. Cumhuriyeti kuran kadroların modernleşme programı Batılı değerler arasında bir seçim yapmıyor, aksine bütün Batıcı değerleri, kurumları, hatta giyim-kuşamı topyekûn ithal ediyordu. (Y. Aktay) Lakin güçlü veya zayıf bir itiraz hep olageldi. Zaten başka türlü olması da mümkün değildi. Zira, bizler, tarihin dairevi/spiral ilerlediğine, gücün topluluklar arasında deveran ettiğine dair inanç taşıyanlarız. Yani inancımız ve dolayısıyla itirazımız her dem tazedir ve hep öyle olacaktır.

5

Ayrıca, evet ta Karlofça'dan beri; aradan Çanakkale, Kût'ül Amare, Medine Müdafaası, Kurtuluş Savaşı gibi zaferlerin dışında, çoklukla maddi ve manevi olarak, fiziken ve zihnen yenile yenile geldik, amenna.

Fakat, Turan Kışlakçı da bilir ki hadis (sonradan) olan hiçbir şey ebedi değildir. Kaldı ki tarihte nice örnekleri vardır ki; 'yenilgi yenilgi büyüyen zaferler' vardır. Bir dizi yengilerden sonra gelen hezimetler vardır.

Ne diyordu Hakan Fidan; Netanyahu bir sürü taktik kazanımlar elde etti, lakin işin sonunda Yahudi halkını uçurumun başına getirdi...

Öte yandan büyük bedeller ödeyen kanıyla, canıyla, onuruyla, izzetiyle, inancıyla direnen Gazzeliler görünüşte hep yenildiler. Ama onların yenilmiş halleri dünyada hiç olmayacağı kadar taraftar sağladı. Her bir Gazzeli dünya insanlığının nezdinde birer kahraman mertebesine yükseldi. "Filistin davası, şu anda hiç olmadığı kadar görünür durumda." (T. Kılınç) Buna karşılık dünya halkları artık hiçbir yerde Yahudileri görmek istemediklerine dair açık, net ve sirayet edici bir şekilde düşünce ve davranışlarını ortaya koydular.