ÖN NOT: Gerek geçen hafta cuma ve pazar günleri yayınlanan yazılarımızda, gerek bugün ve muhtemel gelecek yazılarımızda 'nizam' kelimesini önüne ve ardına başka bir kelime eklemeden, bizatihi olumlu bir anlam yükleyerek kullandık/kullanıyoruz.
1
Pazar günü, bizim 'Terörsüz Türkiye'den Nizam-ı Aleme yol bulabilecek müktesebatımız var mıdır' başlıklı yazımızla aynı günde, Turan Kışlakçı da 'Türk Aydınının Çöküşü' başlıklı bir yazı yayınladı.
Kışlakçı sanki bizim tespitlerimizi, iddialarımızı, gelecek tasavvurlarımızı boşluğa itmek ve muhatapsız bırakmak için özel bir gayret sarf etmiş gibi. Sanki bize bir kastı var da, şimdi tam zamanıdır deyip sarılmış kaleme.
2
Malumunuz çeşitli okuma, dolayısıyla tabii ki yazma biçimleri vardır. Bunlardan öyle ikisi var ki çoğu kez birbirine karıştırılır, hatta birbirinin yerine kullanılır, bunlar;
a- Bütüncül okuma, b- Genellemeci okuma...dır.
Bütüncül okuma; eskilerin deyimiyle 'Efradını cami ağyarını mani' bir okumadır. Yani gerekli olanların tümünü kapsama alan, lüzumsuz ve faydasız olanları dışarıda bırakan bir okuma biçimi; yani alemler/disiplinler/şeyler arası geçirgenliği kullanarak eksiksiz bir idrak ve algılama teşebbüsü. Hassaten bilgelere, Hezarfenlere ve sürekli arayış içinde olanlara mahsus bir okuma.
Genellemeci okuma/yazma ise; tekil bir olgu ya da olayı, çıkarımları; benzer, hısım-akraba bütün durumlara teşmil etme hali/durumu. Sayılı ve sınırlı verileri kullanarak genel bir yargıya varma hali... 'Çok'u, değil 'tüm'ü ilgilendiren bir yaklaşım biçimi. Ne demişti Nietzsche; Tüm genellemeler genellikle yanlıştır; bu da dahil.
3
"Türk aydını, bu büyük dil oyununu çözmek yerine çoğu zaman onun tercümanı olmayı seçti. Eleştirmesi gereken yerde tekrar etti, itiraz etmesi gereken yerde açıklama yaptı, direnmesi gereken yerde sustu..."
Görüleceği üzere, yukarıdaki satırlarda Kışlakçı, Batıcı aydınlara özgü kılınabilecek birtakım hasletleri genelleyerek bütün Türkiye'ye teşmil etmekte ve hiçbir istisna bırakmaksızın 'Türk Aydını' tanımlamasını kullanmakta bir beis görmemektedir.
Yer yer, sanki bir şiirmiş gibi; kavramsal betimlemeler, ustaca imgelemeler, çeşitli mecazlar/metaforlarla bezeli, hatta ustaca kurgulanmış sloganik tespitlerin yer aldığı bu sıkı metin, neredeyse baştan sona bu genellemeci yaklaşımla kaleme alınmış.

10