Cemaatte 'Aile' yönetimi ve siyasetle ilk ilişkiler

Rabbani'lerden Süleymancılar'a (I)

1

Daha önce ne konvansiyonel ne sanal medyada ne de arazide duymuştum, sizler de keza duymamış olabilirsiniz.

Bugün 'Süleymancılar' dediğimiz cemaatin kurucusu Süleyman Hilmi Tunahan, talebelerine ve muhibbana İmam-ı Rabbani'ye atfen 'Rabbani Evlatları' diye hitap ederlermiş;

Buraya derç edelim istedik.

2

Ta başından beri aklımdaydı.

Alihan Kuriş operasyonuyla, dolayısıyla Süleymancıların içine düştüğü durumla ilgili konuşulması gereken ilk isim o idi zihnimde.

Fakat onu köye çağıramazdım.

Herhangi bir vasıta ile de konuşamazdım.

Bu nedenle onunla mülaki olmayı İstanbul'a gelişime erteledim.

Ve nihayet 1 Eylül Salı günü, Çengelköy'e ofisime gelmeyi lütfetti de; karşılıklı zihnimizdeki soruları hem birbirimize yönelttik hem nasıl olsa muhatabını bulur diyerek ortaya bıraktık.

(ARA NOT: Şimdilik dostumun ismini zikretmeyeceğim, bilginize sunulur.)

3

TUNAHAN'IN ÖĞRETİSİ

Süleyman Hilmi Tunahan bir tasavvuf ehli olmasına karşılık, tasavvuftan önce fıkıh ve akaid öğrenilmesini tavsiye eden;

'Siz hesap günü şeriatten sorulacaksınız, tasavvuftaki hallerinizden değil'... diyen;

'Bizim yolumuz hüve hüvesiyle peygamberlerin yoludur'... diye irşatta bulunan;

'Biz şeriati iptal için değil, ihya için varız'... diye nasihat eden;

'Maneviyatsız ilim kişiyi kibre, gurura; ilimsiz maneviyat kişiyi zındıklığa götürür'... diye de söz eden;

Kısaca;

Süleyman Hilmi Tunahan;

Amelde Hanefi, itikatta Maturidi, tarikatta Nakşi bir ehlisünnet alimidir.

Bu arada; Süleymancı kurslarında, ta başından beri ehlisünnet medreselerinde ne okutulmuş ise o okutulmuştur. Sadece bu müfredat içinde İmam-ı Rabbani'nin Mektubat'ının özel bir yeri olduğu söylenebilir.

Ayrıca belirtmek gerekir ki; S. Hilmi Tunahan yerine bir vekil bırakmamıştır. Kemal Kaçar cemaatin ileri gelenleri tarafından bir abi olarak getirilmiştir...

4

İLK KIRILMA: 4 EVLİLİK

Süleymancılar cemaatini bugüne getiren süreç açısından ilk kırılma olarak, Süleyman Hilmi Tunahan'ın ölümünden sonra lider olan Kemal Kaçar'ın -ki iki damadından birisidir- kısa süre içinde dört evlilik yapmasıdır...

Yeri gelmişken, Süleyman Hilmi Tunahan'ın iki kız çocuğu olmuştur. Bunlardan, büyük olan Bedia Hanım Kemal Kaçar ile, ki bunların hiç çocuğu olmamıştır, küçüğü ise Ferhan Hanım, Kamil Denizolgun ile evlenmiştir.

Kamil ve Ferhan çiftinin Ahmet Arif ve Mehmet Beyazıt isimli iki erkek, Gülderen isimli bir kız çocuğu olmuştur.

Ahmet Denizolgun resmen hiç evlenmemiştir, hiç çocuğu yoktur.

Mehmet Denizolgun'un ise Fatih isimli bir erkek ve Merve isimli kız çocuğu vardır.

Gülderen ise Oflu Mahmut Sabri Kuriş ile evliliğinden Alihan ve Hilmi Tuna isimli iki erkek çocuğu vardır...

Lakin Gülderen Hanım'ın evliliği kısa sürmüştür.

Tekrar Kemal Kaçar'a dönersek;

80 ihtilalinden önce Bedia Hanım rahmetli olmuştu. O sıralar Kemal Kaçar, kendisine tekrar evlenmesini söyleyenlere; 'Bu vakitten sonra bize seccadeyle evlenmek yakışır'... derken;

İhtilal sonrası 8 ay hapis yattı.

Hapisten çıktıktan sonra ise, ne olduysa Kemal Bey art arda dört evlilik birden yaptı.

Eşlerin ikisi kız, ikisi dul idi, ama dördü de 20'lerinde genç kadınlardı...

Kimileri, Kemal Kaçar'ın hapishanede yaşadığı bir şeyler sonucu böyle davrandığını söyleyebilir, söyleyenler olmuştur da...

Hatta bu hususta Çetin Doğan'ın ismi de zikredilmiştir.

Fakat bize göre; bu evlilikleri doğrudan Kemal Bey'in bu konudaki isteğine bağlamak daha doğru olacaktır.

Şöyle de olmuş olabilir:

Kemal Bey; 'Ben bu cemaatin lideri olduğum için hapis yattım, yani bedel ödedim, dolayısıyla bundan sonra daha çok şey benim hakkım' dürtüsüyle de hareket etmiş olabilir.

İşte ondan sonradır ki; hanımlar işin içine girmeye, olup bitene müdahil olmaya başlamış; dolayısıyla her bir hanımın etrafında farklı farklı gruplaşmalar ortaya çıkmış, hem de tavassut söz konusu olduğundan ehil olmayan kişiler cemaat içinde yükselmiştir.

Öyle ki; hanımlar üzerinden idari bölünmelerin meydana gelmesinin yanında; cemaatte Kemal Bey'e daha çok yaranmak adına itikadi sapmalar bile görülmüştür.

Mesela, bazıları Kemal Kaçar'ın Hz. İsa olduğunu bile iddia edebilmişlerdir.

Kemal Bey bunun üzerine Ümraniye merkezde geniş katılımlı bir toplantı düzenleyerek bu hususu dillendirenleri sapkın ilan etmiş ve 'Benim anam babam belli' diyerek iddiayı toptan reddetmiştir.

Bu meseleden dolayı bazı bölge idarecileri cemaatten atılmışlardır...

5

SİYASETLE İLİŞKİLER

Süleymancı cemaati içinde Ahmet Denizolgun'a kadar merkezden belirlenen bir siyasi tarafgirlik yaşanmamıştır diyebiliriz.

Sadece; 1957 seçimlerine giderken, kimileri Süleyman Hilmi Tunahan'dan, onların döneminde hapis yattığı için Demokrat Parti'ye tavır koymasını bekler. Bunun üzerine Tunahan'ın; 'Demokrat Parti bizim canımızı yaktı, CHP ise dinimizi yok etmek istiyor... Bu nedenle biz her şeye rağmen Demokrat Parti'yi desteklemeliyiz' dediğini söyleyerek cemaat sağdaki partilere oy vermişlerdir.

Kemal Bey kendisinin milletvekili olmasına rağmen cemaati toptan Adalet Partisi'ne oy vermeye zorlamamıştır. Dahası ANAP döneminde cemaatin genel oy akışı ANAP'a doğru olmasına rağmen Kemal Kaçar İstanbul Belediye seçiminde Bedrettin Dalan'a oy vermediğini söylemiştir.

Yani Ahmet Denizolgun'a kadar cemaat maslahat gereği bölgeden bölgeye fark edecek şekilde hangi (sağ) partiyi uygun görmüşse o yönde oy kullanmışlardır.

Hal böyleyken; cemaat içinden bir grup 1989 yerel seçimlerinde Beyoğlu Belediye başkan adayı R. Tayyip Erdoğan'ı desteklemiştir. Bu destek 1994 seçimlerinde cemaatin genel tavrı haline gelmiştir. Başta İstanbul ve Ankara olmak üzere cemaat Refah Partisi adaylarına oy vermiştir.