'Bronz Süvari' /2

1

Sağ olsun, bir hafta önceki 'Bronz Süvari' başlıklı yazımızdan sonra Mahir Ünal aradı.

Efkan Ala'nın da benimkine benzer şeyler söylediğini anlattıktan sonra; "Ben size ne ettim de benden böyle bir kitap beklemediğinizi söylüyorsunuz.." diye sitemde bulundu, haklı olarak...

En çok da; altı bölümden oluşan kitabın son bölümü olan 'Hakikate ve İnsana Dönüş' kısmı için ne düşündüğümü merak ediyordu.

Aşağıda söyleyeceklerimiz Mahir Bey'e telefonda vermediğimiz cevaplar sadedinde okunursa maksat hasıl olur umarım...

2

Mahir Ünal kitabın ilk beş bölümünde, ta Roma'dan, feodaliteden itibaren insanlığın serencamını anlatıp, dijital çağda nereye evrildiğini mükemmel bir kritik dikkatle bize anlatıyor.

Hem her bölüm içindeki kimi atıflarla, hem beşinci bölüm bitirilirken hem de başlığı itibarıyla altıncı bölümde;

Dünyanın bu gidişatına karşılık İslam'ın ne söylediğini/söyleyebileceğini anlatacağını deklare ediyor Sayın Ünal...

3

Kitabın altıncı bölümünde; art arda iki üçlemeyle, İslam'ın insana bakışı ve insandan beklentisi ortaya koyuluyor.

Birinci üçlemenin birinci sorusu; 'Niyet' nedir Hangi eylemi hangi iyiliğe hizmet için yapıyoruz.

Birinci üçlemenin ikinci sorusu; 'Ölçümüz ne olmalıdır' Ölçü, gücün sınırsızlığına karşı bir set... Bir şeyi yapmadan önce 'bu doğru mu..' diye sormak...

Birinci üçlemenin üçüncü sorusu ise; 'Sorumluluk ve Hesap Bilinci.' Ben neye ve kimlere karşı sorumluyum.. Hesap bilinci kaybolduğunda özgürlük yıkıcı bir keyfiliğe dönüşür...

Bu sorulara cevap vermek sadedinde söz konusu olan diğer üçleme ise; Tevhit, nizam ve emanet...

Bu kavramlarla; modernliğin büyük kopuşuna karşı toparlayıcı bir dil sunuyor... dedikten sonra Mahir Ünal;

Anlamın parçalanmasına karşı birlik (tevhit), yapılabilir olanın meşrulaştırılmasına karşı ölçü ve hakkaniyet (mizan), özgürlüğün sorumluluktan kopmasına karşılık emanet ve hesap bilincini koyuyor...

4

Mahir Ünal; kitabın ilk beş bölümünde insanın serencamını Batı'da olup bitenler ve bunların dünyaya saçılması bağlamında anlatırken; bu husustaki literatüre layıkıyla vakıf olduğu ortaya çıkıyor.