Bütün dünya medyası Ankara'da yapılan NATO liderler zirvesinden, dahası Erdoğan-Trump görüşmesinden bahsederken;
Sen de yazmalısın... diye kendime telkinde bulunmama rağmen, neresini ve nasılını yazacağımı bir türlü kestirebilmiş değilim.
Olup-biteni bir kez de benim anlatmam söz konusu değil, o habercilerin işi, ülkeler arası mukayeseli askeri analizler yapamam/yapmam, o da güvenlik uzmanlarının işi... NATO ve Türkiye ilişkisine dair bir şeyler söylemem uygun olmaz o da tarihçilerin işi... (Neden bu mazeret üretmek)
Fakat şunu biliyorum.
Bu NATO zirvesi bize Mimar Sinan'ı ve Süleymaniye Camii'ni çağrıştırabilir...
Hani denir ya; Süleymaniye'yi yapmak için bir Sinan yetmez; Sinan'ın yaşadığı çevrede ve zamanda şair Baki vardı, Ebu Suud gibi bir din otoritesi bulunuyordu, Matrakçı Nasuh misali sanatçılar aktifti, İbn-i Kemal gibi alimler ilmiyle amildi, Molla Lütfi vardı, ilk defa teorik ve pratik eğitim veren tıp mektebi açılmıştı, yüksek matematikçiler ve astronomlar harıl harıl çalışıyordu, eşsiz bir reis olmasının yanında döneminin en ileri ve en yeni bilgilerine muhtevi Kitab-ı Bahriye isimli coğrafya kitabını yazmış ve dünya haritasını çizmişti Piri Reis; Leyla ile Mecnun'un Su Kasidesi'ni yazan Fuzuli gibi bir deha yaşıyordu Osmanlı topraklarında, o zamanlarda...
Dahası, Veziriazam Lütfü Paşa, Pargalı (makbul ve maktul) İbrahim vardı yönetimde... (Aklım karıştı; bu listeye Rüstem Paşa'yı da dahil edecek miyiz..)
Yani, son NATO zirvesi ve zirvedeki Türkiye'nin anlaşılması için; bir 'habitat' çalışması, bir vasat taraması yapmak gerekir.
20 yılı geçen Ak Parti iktidarını ve özellikle son on yılda ortaya çıkan bölgesel gelişmeleri ve bu gelişmelere karşı Türkiye'nin aldığı tavırları birlikte değerlendirmek gerekir.
Bunun için yukarıdan ve kapsayıcı bir bakışa, ayrıntılı bir tahkike derin bir tefekküre, terbiye edilmiş kelimelerden oluşan bir zikre, incelmiş, kılı kırk yaran bir fikre, sistemli bir takibe ihtiyaç vardır...

10