BİLMEM Kİ

1

Dünden bugüne... Perşembeden cumaya... Saat 16'dan 16'ya... Yağmur; kah yoğunluğu azalarak, kah artarak ama Allah'a şükür yıkıcı bir seviyeye ulaşmadan yağmaya devam etti...

Hayal etmek, sahiden yaşamanın yerine geçmiyormuş... hızlandığında yağmur sesini, azaldığında ya da durduğunda 'obuz'ların ve derelerin sesini sahiden özlemişim...

2

Cuma namazında Hamit'i göremeyince aklıma düştü...

Yeni geldiğimiz günlerin birinde Hamit, hoş geldin/geçmiş olsuna gelmişti, o anlatmıştı...

Yağmurlu günlerde vakit namazı için camiye gittiğinde imam camide yokmuş; o günden beri cuma için de köyün camisine gelmiyor anlaşılan...

Birinci açıklayıcı not: Dikkat isterim; yağmurlu günde camide vakit namazı hatırlanıyor. Yağmur yoksa köyde yapılacak çok iş var, öyle ya...

3

Ezanın da merkezi sistemle okunmaya başlamasından sonra, vakit namazı için de camiye gelmiyorsa imam-hatipler, sadece cuma namazı kıldırmak için bir memur atamaya ihtiyaç var mı.. acaba diye insanın aklına sorular üşüşüyor ister istemez...