Agresif barış harekatı

1

Ak Parti iktidarının başlangıçtan bugüne takip ettiğim siyaset etme biçimlerinden en başat olanlardan birisi de 'tedricilik'tir.

Siyaset teorilerine göre bu doğru bir tercihtir; ürkütmeden, alıştıra alıştıra, insanları tedirgin etmeden, kaybedeceğiz korkusu yaşatmadan, sabırla ve inatla, sessizce ve yavaştan yol almak...

İçerde başörtüsü ve askeri vesayetten kurtulma ameliyeleri bu yöntemin en bariz örnekleridir.

Keza dışarıda da Suriye ve Somali başta olmak üzere aynı yöntem üzre hareket edildiği aşikardır.

2

İhsan Aktaş, 7 ve 10 Şubat tarihlerinde art arda yayınlanan yazılarında haklı olarak soruyordu; hadi içerideki hizmetlerden vazgeçtik, Türkiye'nin dışarıdaki destansı başarıları niçin yeterince iç siyasete/Ak Parti'nin oylarına yansımıyordu

Belli ki artık içerde hizmet üretmenin ve yatırım yapmanın hiçbir cazibesi kalmamış, artık insanları heyecanlandırmıyordu;

Dışarıdaki başarılar da tedrici bir şekilde oluştuğu için ölçülebilir bir karşılık görmüyordu.

Öyleyse...

3

Bizce konjonktür de uygun;

Türkiye behemehal Suriye ile deniz yetki anlaşması imzalamalıdır. Aynı zaman diliminde olmak kaydıyla Lübnan da buna dahil edilmelidir. Hatta ne gerekiyorsa, nasıl olacaksa Mısır ile de aynı antlaşma imzalanmalıdır.

Burada kritik nokta; bu anlaşmalar kamuoyuna tek tek açıklanmayıp, nihai sonuca kadar gizlilik içinde yürütülmeli;

Sonra Türkiye, Suriye, Lübnan, Mısır ve Libya yöneticileriyle birlikte, şok bir şekilde, devrimci bir tavırla duyurusu yapılmalıdır.

Eminim ki bu şok davranışın, çok kısa sürede iç siyasette karşılık bulduğu görülecektir. Öteki türlü olursa, meseleler sürdürülüp, sıradanlaştırılıp, anlamsızlaştırılacaktır.

Keza; tam da bu sırada, İran, Körfez ülkelerindeki Amerikan üstlerini vururken, Amerika'nın İsrail'i korumak için dünyanın en büyük uçak gemisini Akdeniz'e getirdiği, buna karşılık Körfez ülkelerini korumak için tabiri caizse kılını kıpırdatmadığı bir ortamda, Türkiye; Suudi Arabistan başta olmak üzere; varsın Suudi yönetimi ABD'nin yanında yer aldığını söyleyip dursun, söz konusu Körfez ülkelerinin tamamıyla askeri işbirliği anlaşmaları imzalamalı. Tabii ki bu da topluca duyurulursa aliyyülala olur; sonra İran'a dönüp artık bu ülkelerdeki Amerikan üstlerinden hiçbir uçak kalkmayacağı, hiçbir bomba atılmayacağı taahhüdüne karşılık saldırmazlık garantisi alınabilir.

Bütün bunlar olurken, günde 36 saat mi, 72 saat mi çalışılacak bilemem; Zengezur koridoru da fiziki olarak bitirilip hizmete açılabilir/açılmalıdır...

4

S. S. Oğün geçenlerde, yazılı ve sözlü olarak; ABD ve İsrail'in İran'a saldıracağını, ağır silahlarla yapılan bu saldırılardan sonra İran'ın çökeceğini ve yerine ABD'ye ve İsrail'e müzahir 'hürriyetçi' (!) bir devlet kurulacağını söylüyordu. Bu durumunsa asıl çıktısının Türkiye'nin Doğu'da İsrail ile kuşatılmasıdır... demeye getiriyordu. Buna bir de İsrail-Hindistan hattını ilave ediyor, kuzeyde de muhtemel İsrail-Azerbaycan ve Hindistan-Ermenistan ittifakı sayesinde kuşatmanın genişleyebileceğini ilave ediyordu.