25. Yıl

1

Geç kaldığımın farkındayım.

Aslında hiç yazmama düşüncesindeydim.

Lakin, gördüm ki;

Ak Parti'ye 10-15 yıl sonra katılanlar bile kuruluş günlerinden, o günlerin bir tarafta zorluğundan, öbür tarafta coşkusundan bahsediyorlar.

Dün Erdoğan'ın konuşmalarını metin analizine tabi tutanlar bugün o metinlerin taşıyıcılığını ve aktarımını yapıyorlar.

Hiç yokluk çekmeyenler, kuruluş aşamasındaki yokluklardan bahsederek o kutlu günlere ortak olmaya çalışıyorlar. Hatırlatalım bari; rahmetli Erol, Ak Parti'nin kuruluş ve sonrasındaki toplantıların organizasyonu için harcadığı paralar için kendince bir limit koymuştu, zira hiç alamayabilirdi...

Bugün teşkilatın gücünden bahseden öyle teşkilat mensupları var ki; hiçbir zaman bir tek oyun nasıl isteneceğini ve maliyetini bilmedikleri için o günleri nostaljik bir malzeme olarak kullanmaktan da imtina etmiyorlar. Onlar konvansiyonel ve dijital medyanın gücüyle, teşkilatın sağladığı konforla bildirgeç okuyorlar, diskur kasıyorlar, retorikte bulunuyorlar sadece...

Bir de alışılmış bir tekrar olarak, mevcut aksaklıkları gidermek babında 'fabrika ayarlarına dönmek'ten bahsediyorlar.

Böyle bir şey mümkün değil; çünkü o fabrika, o günün şartlarının, o günkü zamanın ruhunun inşa ettiği bir organizmaydı. Şimdi siz onları aynen temin edemeyeceğinize göre, fabrika ayarlarına dönemezsiniz, dönülmesi de gerekmiyor zaten...

Kim ki, eski fabrika ayarlarına dönülmekten bahsediyor, o, bugünün şartlarına; bu zamanın ruhuna uygun bir söylem geliştiremediği, bir sistem kuramadığı için; sorumluluktan kaçmaya çalışmaktadır.

Önce kişi; kendini keşfedip, kendini geliştirdikten sonra kendi gibi diğer insanlar ile bir araya gelip, her birisi birer dişlisi olacağı o zaman makinesini kurup işletebilir.

2

'Ortak Akıl' kavramsallaştırmasını iki nedenle pek sevmedim.

Birincisi; akletme kişisel bir edinimdir, ortaklaşacak şey olsa olsa, tek tek akletmeler sonucu oluşacak çıktılar, maslahatlar, politikalardır.

İkincisi; ortak akıl söylemi ferdi aklın görünürlüğünü, işlevselliğini, özgünlüğünü öldürdüğü gibi, tek tek sorumlulukları da ortadan kaldırarak gevşek; en ufak bir müdahale sonucu dağılabilecek bir yapılanmaya sebep olur.

Bu nedenle Ak Parti'nin kuruluşuna ve ilk yıllarına dair 'ortak aklın yönetimi' şeklinde yapılan değerlendirmeleri de yanlış bulanlardanım.

Ortak akıl değildi, işleyen; olan, sahasının en iyi virtüözlerinin bir araya getirilip mükemmel bir organizasyonla muhteşem bir orkestra kurulması ve kusursuz yönetilmesiydi.