2025 yılı, Türkiye siyasetinde dönemsel gelişmelerin yanı sıra derin yapısal dönüşümlerin yaşandığı bir yıl olarak kayda geçti. Özellikle Terörsüz Türkiye süreci etrafında şekillenen güvenlik, demokrasi ve toplumsal bütünleşme tartışmaları; devletin iç güvenlik mimarisinin yeniden kurgulanmasına, siyasal aktörlerin pozisyonlarını yeniden tanımlamasına ve kurumlar arası ilişkilerin yeni bir denge zeminine oturmasına yol açtı. Yerel yönetimlerden dış politikaya, parti içi yapılanmalardan anayasa tartışmalarına uzanan geniş gündem, 2025'i çok katmanlı bir siyasal hareketlilik yılı hâline getirdi.
Bu dönemde Cumhurbaşkanlığı makamı hem yönlendirici hem de uygulayıcı kapasitesiyle siyasal sistemin merkezinde yer aldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yılın başında ilan ettiği "Aile Yılı", sosyal politikaların devletin temel öncelikleri arasına yeniden yerleştirilmesini sağlarken, deprem bölgesinin yeniden inşası ve kalkınma hamleleri de devlet kapasitesinin yeniden tesis edilmesine yönelik önemli başlıklar olarak öne çıktı. Dış politikada ise Suriye'de rejim değişikliği sonrasında ortaya çıkan yeni jeopolitik tabloya uyum süreci, ABD ve bölge ülkeleriyle sürdürülen temaslar ile Balkanlar ve Kafkasya hattında yoğunlaşan diplomatik faaliyetler, Cumhurbaşkanlığının çok boyutlu ve aktif dış politika çizgisini pekiştirdi.
Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti), 2025'e hem örgütsel hem de siyasal açıdan kapsamlı bir yenilenme gündemiyle girdi. 8. Olağan Büyük Kongre hazırlıkları çerçevesinde teşkilatlarda gerçekleştirilen değişimler ve politika kurullarındaki güncellemeler, partinin orta ve uzun vadeli stratejik yönelimlerini belirleyen adımlar oldu. Ekonomi yönetimi, aile politikaları, dijital dönüşüm ve deprem bölgesinin yeniden imarı gibi alanlarda yeni programlar geliştirildi. Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin parti içi değerlendirmelerde ise güvenlik hassasiyeti temel referans noktası olmaya devam ederken, örgütün silah bırakmasının Türkiye'nin toplumsal huzuru ve siyasal istikrarı açısından tarihsel bir fırsat sunduğu vurgulandı.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) açısından 2025 yılı, eş zamanlı olarak hem fırsatların hem de kırılganlıkların öne çıktığı bir dönem olarak şekillendi. Özgür Özel liderliğinde yürütülen normalleşme ve kurumsal toparlanma girişimleri, parti içi rekabet ve farklı odaklar arasındaki gerilimler nedeniyle zaman zaman sekteye uğradı. Buna rağmen CHP, Terörsüz Türkiye sürecine genel olarak olumlu yaklaşarak, sürecin demokratikleşme ve Meclis zemininde ilerlemesi yönünde TBMM komisyon çalışmalarına katkı sundu. Ancak parti tüzüğüne ilişkin tartışmalar ve liderlik rekabeti, CHP'nin siyasal enerjisinin önemli bir bölümünü iç meselelerde tüketmesine neden oldu.
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP), 2025'in belirleyici siyasal başlığı olan Terörsüz Türkiye sürecinin çerçevesini çizen en etkili aktörlerden biri olarak öne çıktı. Devlet Bahçeli'nin çağrısıyla ivme kazanan süreç, MHP'nin güvenlik merkezli siyaset anlayışının kurumsal ve ideolojik bir yansıması olarak değerlendirildi. Parti, örgütün silahsızlanması ve tasfiye edilmesini milli birlik ve devletin bekası açısından vazgeçilmez bir zorunluluk olarak tanımlayarak sürecin sınırlarını net biçimde çizdi. Cumhur İttifakı içindeki uyumun korunması, anayasa tartışmalarında aktif rol üstlenilmesi ve parti tüzüğünün güncel siyasal ihtiyaçlara uyarlanması, MHP'nin 2025 boyunca siyasal ağırlığını artıran temel dinamikler arasında yer aldı.
İYİ Parti için 2025 yılı, siyasal görünürlüğün zayıfladığı ve parti içi sorunların ön plana çıktığı bir dönem olarak kaydedildi. Liderlik değişimi sonrasında yaşanan istifalar, teşkilat yapısındaki çözülmeler ve Meclis'teki sandalye sayısının azalması, partinin enerjisini büyük ölçüde iç meselelerle sınırladı. "Hür ve müstakil siyaset" söylemini sürdürmesine rağmen İYİ Parti, yıl genelinde daha çok izleyici konumunda kaldı ve Terörsüz Türkiye sürecine açık biçimde karşı çıkan bir tutum benimsedi.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), 2025'te Terörsüz Türkiye sürecine doğrudan etki eden siyasal aktörlerden biri oldu. İmralı Heyeti'nin yürüttüğü temaslar, örgütün silah bırakma ve tasfiye sürecine ilişkin değerlendirmeler ile bölgesel gelişmeler, partinin siyasal gündeminin merkezinde yer aldı. DEM Parti, süreç boyunca zaman zaman kamuoyunda tartışma yaratan çıkışlar ve taleplerle gündeme de geldi. Parti söyleminin bazı aşamalarda sürecin hassas dengelerini zorlayabilecek bir görünüm kazandığı gözlendi.
Saadet Partisi, Demokrasi ve Atılım Partisi ve Gelecek Partisi'nin oluşturduğu Yeni Yol Grubu, 2025'e yeni bir muhalefet hattı inşa etme iddiasıyla başlasa da yıl içinde yaşanan milletvekili geçişleri ve örgütsel çözülmeler, bu yapının siyasal etkisini sınırladı. Buna karşın grup, özellikle İsrail'in Filistin'de yürüttüğü saldırılara karşı düzenlenen mitinglerle dış politika ve insani krizler konusunda görünür oldu. Ayrıca partiler sosyal ve ekonomik politikalara yönelik eleştirilerde bulundu. Yeniden Refah Partisi ise aile politikaları, iklim düzenlemeleri ve ekonomik sorunlara dair söylemleri, partinin muhafazakâr seçmen tabanındaki etkisini artıran unsurlar arasında yer aldı.

2