Çocuk suçlarında suçun ve suçluluğun zemini kayıyor...

Suça sürüklenen çocuklarda ruhsal bozukluk oranı %95'e ulaşmışken, ceza sistemine odaklanan yaklaşım gerçekten çocukları kurtarabilir mi?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, suça sürüklenen çocuklara yönelik reform paketinin yalnızca cezalandırma değil, sosyal çevre ve travma tedavisine odaklanması gerektiğini savunuyor. Bunu, Gaziantep ve Yalova operasyonlarında kamu görevlilerin de suç ağlarına dâhil olduğu gerçeğiyle destekliyor. Ancak devlet kadrolarının kendileri suç içindeyken, denetimsiz mahalleler ve sosyal medyada suçun normalleşmesini engelleyebileceğimize inanmak, sistem değişikliği olmadan mümkün müdür?

Meclis'te, suça sürüklenen çocuklara ilişkin yeni bir reform paketi hazırlanıyor.

Toplum içindeki kirli yapıların yayılması ve suç profilinin yaş ile sosyal sınırları aşacak biçimde değişmesi, yalnızca ceza adalet sistemine dayanan dar çerçevenin ötesine geçilmesini ve daha bütüncül bir müdahaleyi zorunlu kılıyor.

Yeni yaklaşım, meselenin yalnızca sonuçlarına değil, sebeplerine de odaklanarak kalıcı çözümler üretmeyi amaçlıyor. Sosyal destek programlarında, "mahalle ve çevre" risklerine yönelik yerel projeler geliştirilmesi öncelikli başlıklar arasında... Muhtemelen yeni düzenlemede en öncelikli mahalle ve çevre alanlarından biri de "sosyal medya mecraları" olacaktır.

Suç ve suçluluk profilindeki bu kaymada, çocukların hayatında sorumluluğun yalnızca aile merkezli bir zeminde şekillenmemesi kadar, bazı suçların basit görülerek düşük cezalarla karşılanması da zorunlu düzenleme alanlarından biridir.

Hukukçu Hadi Dündar, toplum düzenini bozan bazı suçların basit görülerek düşük ceza verilmesinin, hukukta "Kırık Cam Teorisi" olarak bilinen yaklaşıma göre daha ağır suçlara zemin hazırladığını belirtmişti.

'Kırık Cam Teorisi'ne göre, bir çevredeki küçük düzensizlikler ve ihmaller; kırık bir cam, duvardaki bir grafiti ya da yere atılmış çöpler zamanında giderilmezse, daha büyük suç ve düzensizlikler için bir davetiye olarak algılanır. Küçük ihlallerin görmezden gelinmesi, zamanla daha ciddi suçların işlenmesine yol açar.

Müdahale edilmediğinde, saldırının sınırlarının nereye varacağını ve hangi camların kırılacağını kimse bilemez...

Hafta başında medyada yer alan haberlerde, Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı'nın deşifre ettiği uyuşturucu ve rüşvet ağında, aralarında bir savcı, iki avukat ve yedi adliye personelinin de bulunduğu 16 kişinin gözaltına alındığı aktarıldı. Aynı sütuna sığan bir başka haberde ise Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı koordinasyonunda yürütülen operasyonda, aralarında doktorların da bulunduğu 29 şüphelinin gözaltına alındığı bildirildi.

Suçun ve suçluluğun zeminindeki bu "kırık camlarla" mücadele, alışıldık tedbirlerin ötesine geçmeyi gerekli kılıyor. Muhatap olduğumuz saldırılar, gençlik merkezli olmakla birlikte aslında tüm toplumu kuşatan bir tehdide dönüşmüş durumda. Bu tablo, bütüncül bir müdahale planını zorunlu kılmaktadır.

Sosyal medya paylaşımlarında suçun görünürlük kazanması ise bugün en güçlü özendirme araçlarından biri hâline gelmiştir. Tekrarlanan şey, zamanla insanın hakikati olur; yani suçu meşrulaştırır. Suça karışan çocukların yüzde 60'ının, işledikleri suçun yasal sonuçlarını önceden bilmediklerini ve bunları bilselerdi o suçu işlemeyeceklerini söylemiş olması dikkat çekicidir. Gerçek ya da kurgusal bir suçlunun hikâyesinin ekranlarda ve sosyal medyada tekrar tekrar dolaşıma sokulması, suçla mücadele açısından mutlaka değerlendirilmesi gereken bir durumdur. Çünkü bu anlamsız tekrarlar, çocukların zihninde suçu sıradanlaştırmaktadır.